"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Hayata karşı bir özür borcumuz var

Sebahattin YAŞAR
06 Nisan 2020, Pazartesi
Hasta olunca ziyaret et, ziyaret sadece hastalık için mi sanki?

Düşünce, koş; neden koşmak düşmekle birlikte anılıyor? Yıkım olunca, yardım. Yıkılıncaya kadar bekle der gibi. Etkilenince destek; illa ki, dilenci yalvaracak, yakaracak, sonra üç beş kuruş çıkacak cebinden. Bir garip etkileşim. Oysa sağlıklı iken ziyaret, ayakta iken yanında, yıkılmadan yardım, muhtaca destek neden olmasın ki. Yaşarken küs olup, ölünce tabut taşıyanları anlamış değilim.

Sokakta karşılaşan iki köpek, biri diğerinin farkında olduğunu ona hissettiren bir bakış atıyor ve bir köpekçe ses çıkarır. Hırrr diye… Öteki de biliyor ki yanından bir köpek geçiyor ve ona göre bir konum alıyor. İletişimin kelpçesi yani. Birinin diğerinin farkında olması, ona göre yaşaması, ne güzeldir.

İnsanlar bir acayip, birisi biraz para sahibi olur, sağına soluna körleşir. Birisi biraz ilim sahibi olur, beslenip büyüdüğü ulemayı tanımaz hale gelir. Birisi biraz imkân sahibi olur, kendisini o noktaya getirenleri unutuverir. Nankörlük normalde insani bir özellik değildi ama çağa virüs gibi bulaştı işte. Emin olun hiç birisi insanî değil bunların.

Hani adama piyango vurur ya. Bir de bakarsın ki, feleği şaşmış zavallının. İstemediğin kadar akraba dökülür etrafına. Hayatta bulamayacağı kadar ‘Var mı bir emrin’ciler o kadar çoğalır ki, yaşananlar tam da bir şaşkınlık halidir.

Şaşırıyorum millete, yol boyu tanımadığım insanlardan selam verenlerin sayısı epeyce fazla. Yardımsever görüntülerin çoğalması dikkatimi çekiyor. Yaya geçitlerinde yayalara, sürücüler, ‘haydi neyse geçin…’ ifadeleri gözlerimi yaşartıyor. ‘Ne var bunda şaşılacak?’ dediğinizi duyar gibiyim. Doğru, ben de neden şaşırdığıma şaşırıyorum. Sanki olması gerekenler anormal gibi duruyor. İnsanoğlu işte, hayat bir tehdit görünce hemen de insani duyguları uyanıveriyor. İlle de bir virüs mü yani.

Yaşadığımız hayata karşı bir özür borcumuzun olduğunu düşünüyorum.

Okunma Sayısı: 1312
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdulkadir

    6.4.2020 18:51:35

    Evet hayata karşı bir özür borcumuz vardır.Ve onu da ödemekte,geç kalmamalı;onunla,küs kalmayı bir kenara bırakıp,barışık olarak yaşamalıyız.Ancak bu şekilde,hayatımızdan zevk alabiliriz.

  • Abdulkadir

    6.4.2020 18:51:11

    Günlük hayatta,yaşadığımız şeylerden ilginç şeyler de öğrenebiliyoruz.Bazen bazı durumlar oldukça şaşırtıcı olabiliyor ama öte yandan da;ne yaşarsak yaşayalım,hiç te tuhafımıza gitmeyen durumlarla da karşılaşabiliyoruz.Dolayısıyla,hayatta karşılaştığımız olaylarla,biraz da barışık olmamız lâzım diye düşünüyorum.Hayat bize birşeyler gösteriyor,bir şeyler anımsatıyor bizlere.Bazen çok acı,bazen de çok tatlı durumlar olabiliyor doğal olarak.Tabiki bizler tatlı olanını tercih ederiz,isteriz her zaman.Ama acı durumlar,istem dışı başımıza geliyor ve biz ise,imtihanla baş başa bırakılıyor ve sınavdan geçiyoruz.Rabbimiz o esnada;bizi terbiye ediyor adeta ve imtihan karşısında nasıl ve ne şekilde hareket edeceğimizi gözlüyor.Evet yaşadıklarımız çok garip olabilir,hayata küsebiliriz belki ama hayatın da tatlı yönlerini düşünüp ona göre kendimizi tatmin edebiliriz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı