"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İyisini göremiyorsan, ‘kendine yan’

Sebahattin YAŞAR
30 Kasım 2025, Pazar
Bediüzzaman Hazretleri, bir ifadesinde, “Bir bahçeye girsem iyisini intihap ederim. Koparmasından zahmet çeksem hoşlanırım. Çürüğünü, yetişmemişini görsem, “Huz ma safa” (safa vereni al) derim. Muhataplarımı da öyle arzu ederim” der. (Eski Said Dönemi Eserleri)

Yine Risale-i Nur’da ele alınan bir konuda, “İyisini al, fenasını bırak” der. Yani insan zaman zaman iyiyi alırken fenayı da alıyor. Bu sefer o fena iyiyi de fena hale getiriyor. Burada ‘fena yok’ demiyor, ‘fena var, ama sen iyisini al’ diyor. Yani “Huz mâ safâ, da’ mâ keder.”

Yine bir başka ifadesinde ise, mealen, “mü’min kardeşindeki bir cani sıfat yüzünden onun, sair masum sıfatlarını yok sayma” der. Yani orada da iyi ve kötüyü ayıklamaya işaret eder. Toptan iyi demek de toptan kötü demek de doğru değil denir.

Yine bir başka cümlesinde de, “Birisinin hatası ile başkasını, akrabasını mahkum etme” denilmektedir. Bütün bu ifadelerde de konu aslında insanlar arası muamelelerde ‘adaletli’ davranmaya dikkat çekilir. Daha bunlara benzer onlarca, yüzlerce ifadede Risale-i Nur’da insanı olumluya, güzele, iyiye, doğruya sevk eden cümlelerle karşılaşırız.

Bir de tabiî Nurlar, “Biz hüsn-ü zanna [güzel düşünmeye] memuruz” der ve su-i zan etmeyi dinimizin yasakladığı bir durum olarak belirtir. Ama gelin görün ki, insanın zalim ve cahil tarafı, onu hep olumsuza, kötüye, çirkine bakmayı, öyle değerlendirmeyi salık verir. Bu, aynı zamanda kişinin nefis ve şeytanına mı, yoksa kalp ve vicdanına mı kulak verdiğini hatıra getirir.

Hakikat-i halde insan, âlemde, insanda neyi ararsa ona dair bolca malzeme bulur. Bahçeye giren, dalında sararıp olgunlaşmış, mis gibi kokusu olan, tam yeme kıvamında güzel elmalara da, dalından düşmüş, bozulmuş, kurtlaşmış, kokuşmuş elmalara da muhatap olur.

İşte tam da bu noktada elma bahçesini tamamen kokuşmuş, çürümüş elmalardan müteşekkil görmek, öyle değerlendirmek bir cerbezedir, yani hakikati örtmektir. Ya da elma bahçesinde hiç dalından düşmüş, çürümüş, kokuşmuş elma yok demek de, hakikatle örtüşmeyen başka bir cerbezedir. Zaten böyle bir elma bahçesi arayan da bir hayal peşindedir. Böyle bir bahçe hakikat-i halde yoktur. Yani bu arayış abesle iştigaldir.

İşte hayat da, insan da hep böyledir. Zaman zaman inişler, zaman zaman çıkışlar mümkündür. Hatasız insan aramak da abes, insan hatadan mürekkeptir demek de abestir.

Adamın dediği gibi, “hatamla sev beni” ifadesi ne kadar da yerindedir. Yapabiliyorsan, insafla o hatalının koluna gir ve o hatadan onun uzaklaşmasına yardım et. 

Var mısın buna? Yoksan, zaten sen de, işte o aradığın ideal kişi değilsin demektir. 

Kendine yan. Güzel göremezsen, güzel düşünemez, mutlu olamazsın. Vesselâm.

Okunma Sayısı: 143
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı