"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İnsan, nasıl sahipsiz olur?

Sebahattin YAŞAR
07 Haziran 2021, Pazartesi
İnsanı en çok meşgul eden konuların başında kendini boşlukta hissetmesi vardır.

Bu bir başka anlamıyla da ‘sahipsizlik’ duygusudur. Acı verir insana. Bu ağır duygu, inancı zayıf olanlarda hayattan çekilmeye bile sebep olabilir.

Bu duyguyu bir dönem anne, baba, kardeş, arkadaş karşılar. Ama sonra, sonrası daha acıdır; anne gider, baba gider, arkadaş gider ve herkes ve her şey gider. Anlayacağınız bütün faniler gider. Bütün güneşler batar. Bütün günler geçer gider. İnsanın beslediği muhabbetler, aşklar bir yerlere kapaklanır, yığılır kalır. Bu her fani için böyledir. Nice güvenilen dağlara karlar yağar.

Bir yerde, bir şekilde bitiyor her şey. Bu sayfa kapanmak için açılmıştır. Birazcık aklı varsa insanın ‘neler oluyor bu hayatta?’ diye sorgular yaşananları. Ve faninin aşkının da fani olduğunu geç de olsa derk eder insan. Sevgisini bağladıklarının, bütün yoğun hisleriyle ilgilendiklerinin, yüksek kabiliyetleri kazanmak için sarf ettiklerinin hepsinin o kara toprakta bittiğini geç de olsa fark eder. İşte böyle bir daralma zamanında iman yetişir imdada. İnsanın sahipsiz, kimsesiz olmadığını haykırır kelimeler. İman etmenin; sevmek, kabul etmek, yalnız bırakmamak olduğunu kâinata işittirecek derecede bağırır âyetler.

Önce Allah seslenir kuluna, ‘Ben senin Rabbin değil miyim? Senin en ince hatırat-ı kalbini bilen, cevap veren Ben değil miyim?’ diye. Sonra Allah’ın elçisi insanın bu dünya hanında yalnız olmadığını, kendisinin de ondan haberler getirdiğini söyler. Sonra koca kâinat, kocaman bir kitap gibi sahibini, yaratıcısını büyük büyük âyetlerle anlatır insana. Bütün varlık âlemi kendi sanatkârını akıl sahibi insana anlatmaya başlar. Koca kâinat nutka gelir adeta ve insanın da sahipsiz olamayacağını, kendi lisanlarıyla anlatır. Sonra içinde meskûn olan vicdan devreye girer ve sahipsiz olmak mümkün değil, bir harf kâtipsiz, bir köy muhtarsız olmaz, nasıl insan sahipsiz olabilir, der.

Fazla söze ne hâcet, insan genç de olsa, ihtiyar da olsa neticede misafir.

Misafir, misafir olduğunu unutmazsa, yalnızlık girdabına düşmez. Bütün mahlûkatla yaratılış itibariyle kardeş olduğunu bilir ve onlara ünsiyet eder. Yalnızlık duygusu kalmaz. İnsanla konuşan bu kadar mahlûk varken, insan nasıl kendini yalnız hisseder. Yalnızlık, iman zaafının bir sonucudur.

Okunma Sayısı: 1152
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Cenk Çalık

    8.6.2021 00:02:12

    İman penceresinden bakmak, kainat kardeşliğini görmeyi de netice veriyor. Sadece din kardeşliği değil taşla, yıldızla, kuşla, çiçekle kardeşliği tesis ediyor. Bu da çağın hastalıklarından yalnızlığın şifalarından biri olsa gerektir. Misafir bilincini de aşılıyor bir yandan. Zira nefesler sayılı. O zaman ebed için yaratılan insan sorgulamaya başlıyor. Bilhassa Risale-i Nur penceresinden bakmak daha bir başka aşka şevke gelerek hizmet etmenin tarifsiz saadetini yaşıyor. Ne mutlu bu yolun yolcularına. Allah razı olsun Sebahattin hocam. Baki selamlar.

  • Ozan Kaya

    7.6.2021 00:15:21

    Sebahattin Ağabey İnsan başını kaldırıp bakmalı kainata, dünyaya, çevresine, ailesine, çocuklarına.. Zaman çok hızlı geçiyor. Kendi içine kapanıp, yalnızlığa gömülmemek lazım.. MaşaAllah. Çok güzel ve manalı bir yazı. Tebrik ederim abim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı