"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AB nasıl kurtulur?

Şükrü BULUT
19 Ocak 2026, Pazartesi
Başlığımızın zihinlerdeki tedaisinin rengârenk olacağını biliyoruz.

Birileri, dağılmaktan; ötekileri ABD’nin şerrinden ve beridekiler ise Ukrayna sarmalından nasıl kurtulacağını düşünebilirler. Maksadımız bunlar değildi. Kastettiklerimiz, AB’nin tarihini ve mahiyetini doğru öğrenmişler, Avrupa Birliği’nin bir zaruret olduğunu bilirler. İki dünya savaşının biteviye savaşları, tarafgirliklerin devam ettirdiği düşmanlıklar ve semavî dinlere, milletlerin hürriyetlerine ve demokrasiye karşı küreselleşme istidadı gösteren istibdatlar, Hıristiyan Demokrat Avrupa’yı birliğe mahkûm etmişti. AB’nin kuruluşunda keyfîlik olmadığı gibi, günümüzdeki önemi çok fazla artmıştır. Bu hakikat nazara alınmadığı takdirde AB hakkında yazılanların doğru temellere oturmadığını, demokrasi ve insaniyet dostu Birinci Avrupa ve ABD medyasını hariç tuttuğumuzda, yazılıp-çizilenlerin doğrularla ilgisiz olduğunu görebiliyoruz.

Bediüzzaman’ın, Birinci Dünya Savaşı’nın sonlarında ortaya koyduğu kaideyi görmezden gelenleri, tarih fena tokatlıyor… Devletler/milletler savaşı, yerini sınıf savaşına bırakmışsa; günümüzde de dünya ülkelerini idare edenler aralarında ikiye ayrılmışlarsa ve dünya hâkimiyeti için millî devletlerle global elitler ve Küresel ihtilâlciler iki cephe halinde siperlenmişlerse; Amerika’dan, Çin’den, Rusya’dan veya AB’den bahsetmenin doğru olmadığının bilinmesi gerekmiyor mu? 

Günümüzün bazı siyasî tahlilcilerinin “yanlışta ısrarlarının sebebi”ne gelince… Bediüzzaman, demokrasisini kuramamış ülkeyi bağımsız kabul etmiyor. Bu tespite göre Çin’i bir devlet olarak ABD’nin karşısına koyanların hilebazlık yaptıklarını söyleyemez miyiz? Çin’le ilgili açıklayıcı bilgileri, Yeni Asya Neşriyat’ta yayınlanan Neoliberaller çalışmasında bulabilirsiniz.

Sovyetlerin dağılma sürecinde, Amerika’dan ve Avrupa’dan Çin Komünist Partisi’nin yardımına koşan küresel ihtilâlcilerle global elitistlerin hikâyesini bilemeyenler, onların paralarıyla yazılmış Çin masalına inanmaya, devam edeceklerdir. Çekirge sürüsü ile Okyanuslardaki yapay devletçiklerdeki Köpekbalığı fonlarına dair yazılanlar önemlidir…  Kelepirce satılan fabrikalar, kapatılan büyük işletmeler ve sanayide kullanılan paraların piyasalardan çekilmesi… Almanya piyasaları Merkel kontrolünde alabora edilirken, Doğu Avrupa yalanına sığınılıyordu. Hakikati gizleyen örtüyü, COVID-19 salgınında kısmen çektiler. Çin’i teknolojide ve imalatta süper güç yapma fikrine, açgözlü tüccarlar kadar, Neoliberallerin elemanları da yardım etmişlerdi. 

Teknolojinin en küçük parçasına bağımlı bir dünya ile karşılaştığımızda; sermayenin global elitlere ait olduğunu ve Wuhan’daki enstitülerin sahiplerinin de New York’ta yaşadıklarını öğrendik. Elli seneyi aşmakta olan hikâye için kitaplar gerekiyor. İngiltere’deki Brexit’ten tutunuz, Angela Merkel’in alt yapısını inşa ettiği Ukrayna Savaşı’na kadar… Komünist Çin ile İngiltere’nin “Kuşak-Yol” hikâyesi global Marksist elitlere aitti. Merkozy’nin (Merkel-Sarkozy) AB’yi Çin’e bağımlı hale getirdiği anlaşmaları ve AB’de oluşan büyük etkisinin sürecini araştırmadan mesele anlaşılmaz. Merkel’in korkunç ekibi, AB’nin ekonomik bağımsızlığını Çin’e teslim edecekti. 

Zümrelerden, sınıflardan ve devletler üstü taraflardan bahsedenlerin Trump, Merkel, von den Leyen, Macron veya Blair gibi isimlere takılmaması gerekiyor. Burada savaşanların şahs‐ı manevîler olduğunu elbette anladık. Neoliberal-Neocon ittifakının oluşturduğu dev ittifakın, Davos üzerinden dünya hegemonyasını ilân edeceği günlerde ABD’deki gürültüler kopmaya başladı ve bu globalist Marksist elitin; Ukrayna’da, Gazze’de ve şimdi de İran’da elini çabuk tutmaya çalıştıklarının farkındayız.

Meselenin, 1917 Sovyetleri’ndekinden farklı olmadığını; hürriyet, semavî dinler, demokrasiler ve millî devletlerin; dünyayı zaptetmeye çalışan komünizmle (Deccaliyetle) boğuştuğunun farkına varamayanlar; düşmanın uydurduğu kalıplarda kayboluyorlar.

İhtilâlciler ittifakı, savaşı ABD’de kaybetmişti. Cinayetleri ortaya saçılmaya başlayan Klaus Schwab, Davos tezgâhını kapatma kararı aldı ve kendisinin deşifre olan elemanları da istifaya başladılar. (Kanada Başbakanı ve İngilizlerin kullanılanları gibi) Ukrayna Savaşı’na kırk-elli senelik bir ömür biçilmişti. Olmadı. BOP çerçevesinde Neoconlar, İsrail’i koçbaşı olarak kullandılar. Akıbet, dünya Yahudîleri açısından çok kötü…

AB’yi kurtarmayı bir başka yazıya bırakalım, inşaallah…

Okunma Sayısı: 1543
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yusuf

    21.01.2026 11:33:08

    Bediüzzamanın avrupa hakkındaki görüşü belli. Size onca kötülüğü yapan avrupaya muhabbet beslemeyin diyor. Daha ne desin.

  • Hüseyin ilhan

    19.01.2026 20:24:35

    Erbakan farklı diyen kardeşim ya bu merhumu iyi tanımıyor yada tarafgirlikle verdiği tahribatlari göremeyen,kabul etmeyen veya unutan birisiniz. Ülke.izin mevcut ahvali içinde merhum MENDERES/DEMIREL dışındakiler bizlere yani millete,manevi değerlere zarar vermişlerdir. Bu harici güçlerin ekmeğine yağ süren onların emellerine hizmet eden siyasetçi yapar.

  • Mahmut

    19.01.2026 17:44:32

    Bazı yorumcularımız yazarımızın olayları üzerine oturttuğu kaideleri ya tanımak istemiyorlar veya bilmiyorlar. AB gerçeğini bir nurcu tartışır mı? ABD aleyhindeki bir yorum, risalelerdeki Amerika yaklaşımıyla tenakuz olmaz mı? AKP nin kuruluş felsefesi AB karşıtlığıyla sıkıca bağlı. Havuz medyasının Avrupa düşüncesi nurcularda kök mü salmaya başladı? Dünyayı hürr ve istibdatçı diye ikiye ayırırsak Rusya hangi tarafa düşer. Burada da Said Nursi’ye ters düşme durumu yokmu? Yani basidinden Putin düşmanlığının. Yorumcularımızın temel kaidelerde durdukları yeri şeffafça göstermesi, okuyucunun işini hayli kolaylaştıracaktır selamlarımla.

  • Ahmet

    19.01.2026 15:03:52

    Kıymetli kardeşim Kurukahveci, demokrat avrupa rumuzlu taakipçinin AB de yaşadığını varsayarak, yazdıklarının önemli olduğunu düşünüyorum. İsabetli yorumların doğru bilgilerle irtibatını, sizin gibi dikkatli okuyucuların daha iyi bildiklerine inanıyorum. Yorumlardan da yararlandığım için her ikinize de teşekkür ediyorum.

  • Demokrat Avrupa

    19.01.2026 14:10:06

    @s.pelin.kurukahveci. Yazarımızın “Hangi Avrupa?” kitabını okumakta fayda var. Okuduğunuzda AB’nin sadece bir ekonomik birlik olmadığını anlayacaksınız…

  • Yusuf

    19.01.2026 13:58:25

    Türkiye için söylüyorum tek parti dönemi dahil, Menderesten tutun Demirele, Özaldan Erdoğana kadar bu neoliberal ekonomik sistemin dışında kalan bir lider var mı? Bir tek Erbakan farklı bir sistem öneriyordu. O da hiç hayata geçirecek fırsatı bulamadı. Şu anda CHP'nin ya da Demokrat partinin neoliberal ekonomik modelden başka bir alternatif sistem önerisi var mı? Yok.

  • Demokrat Avrupa

    19.01.2026 12:16:37

    (4) Tarih, bu süreci neoliberal sermayenin ideolojik bir sadakat aramadığının, aksine en büyük kârı en sert disiplinde bulduğunun bir vesikası olarak kaydedecektir.

  • Demokrat Avrupa

    19.01.2026 12:16:19

    (3) Neoliberalizm, ne kadar aksini iddia etse ve köklerini reddetse de, Çin’deki bu devasa yükseliş aslında bir "aslına rücu" hikâyesidir. Bireyi özgürleştirdiğini iddia eden bu akım, Çin örneğinde görüldüğü üzere, totaliter bir yapının sunduğu kusursuz denetimle en verimli evliliğini yapmıştır. Neoliberalizm, kendi özgürlük söylemlerini bir kenara itip Çin’in katı disipliniyle kucaklaşırken, aslında inkâr ettiği otoriter geçmişine; yani kendi öz kimliğine geri dönmüştür.

  • Demokrat Avrupa

    19.01.2026 12:15:59

    (2) Batı’da Ronald Reagan’dan Margaret Thatcher’a, Helmut Kohl’den Turgut Özal’a kadar uzanan neoliberal liderler kuşağı, aynı küresel senaryonun farklı dillerdeki sesleri gibi iktidara taşındılar. "Maliyetlerin yüksekliği" ve "rekabet" gibi ekonomik mazeretlerin ardına gizlenen bu devasa operasyonla, Batı’nın sanayi kalbi sökülüp Çin’in otoriter disiplinine nakledildi. Sermaye, özgürlük vaat ettiği topraklardan kaçıp, disiplinin ve mutlak kontrolün hüküm sürdüğü yeni limanına sığındı.

  • Demokrat Avrupa

    19.01.2026 12:15:28

    (1) Milton Friedman’ın 1980’li yıllarda Çin’e yaptığı o tarihi seferler, sadece ekonomik bir danışmanlık gezisi değil; tarihin yönünü tayin eden, Sovyetler Birliği’nin çöküş çığlıkları arasında sessizce kurgulanan bir büyük dönüşümün habercisidir. Komünizmin bir kale gibi yıkıldığı o yıllarda, neoliberalizm Çin’in kapılarını sermayenin anahtarıyla açarken aslında tesadüfe yer bırakmayan bir kurguyu sahneliyordu.

  • S. Pelin Kurukahveci

    19.01.2026 12:13:44

    AB'nin serencamı ortada. Sizce böyle bir yapının dünya üzerinde herhangi bir iddia ortaya koyma imkanı var mı? Türkiye AB'ye girer ve birliğin ivmesini yukarı çeker derlerse orasını bilemiyorum.

  • S. Pelin Kurukahveci

    19.01.2026 12:10:33

    AB'nin en nihayetinde ekonomik bir birlik olduğunu unutmamak lazım. Ekonomik gelişmenin haricinde çok anlam yüklenmemesi gerektiği anlaşıldı. Birliğin ekonomik gücünü LGBT propagandasına yatırım yaparak tükettiler. "Gazze Soykırımı" sürecinde İsraile verdikleri koşulsuz destek AB'nin ahlaki iddiasını bitirmiştir. Yunanistan'ın ekonomik olarak batmasına sebep oldular. Nereden tutarsanız elinizde kalacağı hantal bir yapıya hızla dönüşüyor. Batan bir gemiye binmeye çalışmak Türkiye için hiç akıllıca değil.

  • Bülent Bektaş

    19.01.2026 09:53:57

    Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık Şükrü bey Bu yazılar çok değerli İnşallah gazetemiz ileride bu emek verilmiş özellikle Avrupa/Amerika/Neocon planlarının belgesel olarak hazırlanmasını dilerim

  • S.topuz

    19.01.2026 08:28:15

    "Rivayette var ki: "Deccal'ın mühim kuvveti yahudidir. Yahudiler severek tâbi' olurlar." Allahu a'lem, diyebiliriz ki, bu rivayetin bir parça tevili Rusya'da çıkmış. Çünki her hükûmetin zulmünü gören Yahudiler, Almanya memleketinde kesretle toplanıp intikamlarını almak için, Komünist Komitesi'nin tesisinde mühim bir rol ile yahudi milletinden olan "Troçki" namında dehşetli bir adamı, Rusya'nın başkumandanlığına ve terbiyegerdeleri olan meşhur Lenin'den sonra Rus hükûmetinin başına geçirerek Rusya'nın başını patlatıp bin senelik mahsulâtını yaktırdılar. Büyük Deccal'ın komitesini ve bir kısım icraatını gösterdiler. Ve sair hükûmetlerde dahi ehemmiyetli sarsıntılar verip karıştırdılar." Bediüzzaman Said Nursî, Risale-i Nur Külliyatı, Şualar - 587 - 😢🌍😭🕋😢🇹🇷😭🇵🇸😭🇮🇷🙌🌹🤲🌹♥️🌙☝️🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇩🇪🇷🇺😭🇮🇷😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭🇵🇸😭

  • Mustafa coban

    19.01.2026 07:59:28

    Firtinalar agaci sallar amma büyümesini engelleyemez.ab bu sarmallardan kurtulacaktir elbette.gün dogmadan neler olurki.korku en büyük Engel.ümit ve azimle devam edecegiz

  • Hüseyin T

    19.01.2026 04:01:15

    Kıymetli yazarımız, günümüz dünyasını anlamak için, bizlere kritik bir perspektif sunuyor. AB'nin tarihsel bir 'zaruret' olarak ortaya çıktığı hepimizin malumu, ancak ne yazık ki zamanla küresel güçlerin çekişme alanına dönüşmüştür. Bu çatışma Trump, Merkel gibi figürlerin ötesinde, 'şahs-ı manevîler' düzeyinde; millî devletler, demokrasi ve din gibi değerler ile bunları yok etmeye çalışan küreselci bir elit arasında yaşandığını, Ukrayna'dan Gazze'ye uzanan gerilimler bizlere hatırlatmaktadır. COVID-19 sürecinde ortaya çıkan bağımlılıklar ve Çin ile kurulan ilişkiler, bu mücadelenin ekonomik ve teknolojik cephesini gözler önüne sermektedir. Çünkü, Davos elitlerinin konumunun sarsıldığına dair işaretleri okuduğumuzda, değerlerimiz ve bağımsızlığımız için verilen bu mücadelenin kaderinin henüz yazılmadığını da bizlere hatırlatmaktadır.

  • Bekir

    19.01.2026 00:30:48

    Çok farklı ve ilginç bir bakış açısı. Verdiğiniz bilgileri yapay zekaya sordum, doğruladı. Çok ilginç.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı