"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

AKP’nin Kemalist olmaması, Kemalist icraatlar yapmasına mani değildir

Şükrü BULUT
29 Aralık 2025, Pazartesi
AKP’nin mahiyeti neden anlaşılmıyor-5

Bu husustaki bir önceki yazımıza, AKP sempatizanları hakperestlik adına itiraz ettiler. Zımnen CHP’yi desteklediğimi iddia ettiler. AKP’nin alternatifinin CHP olduğunu zannedenlerin iddiası bu olabilir. Biz iktidarın alternatifinin, milletin içinden çıkacak muhalefet olduğunu söylüyoruz. 12 Eylül’ün devamı olarak AKP’nin, hiçbir muhalefete müsaade etmediğini ve demokrasi gibi bir endişesinin olmadığı tezimizi ispat ettiğini yazıyoruz.

Kemalist görünmek, geçinmek ve bilinmekle Kemalist olmak arasındaki farkı, ulusalcılarla Masonlara sormak gerekiyor. Hükümet taraftarları AKP’nin Kemalist olmadığını iddia edebilirler. Lâkin 12 Eylül’ün; mirasını, kurumlarını, anayasasını ve bekçiliğini yüklenmiş ekiplere verilecek en yakın sıfatın Kemalizm olduğunu dünya biliyor. Projenin yüklenicisi Neocon-Neoliberal ittifakı olsa da, Türkiye temsilcisinin Kemalizm olduğuna binlerce delil var.

Türkiye siyasetinin dört ana akımını Kemalizm’de birleştirdiğini kürsülerde haykıran Turgut Özal’ın çizgisinin devamı olduklarını da iftiharla söylüyorlar, AKP kurmayları… Kemalizm’i Marksizm kaynaklarına kadar takip eden Ortodoks Atatürkçülerin de AKP’ye ortak olmaları, Cumhur İttifakı’nın özünün Kemalizm olduğunu efkâr-ı ammeye gösteriyor.

AKP kurmaylarının ve danışmanlarının, Kemalizm’in mahiyetini bilemediklerini varsayıyoruz. Bize göre Kemalizm, Marksizm’in İslâm coğrafyası türevidir. Kur’ân’a açıkça itiraz edemeyen Marksistler, Türkçülük/Kürtçülük münafıklığına bürünerek, İslâm dünyasında Müslümanlıkla mücadele ediyorlar. Marksizm’in Türkiye’deki kimliği Kemalizm olarak bilinse de; Arap dünyasındaki kimliği Baasçılıktır. Veya Marksizm’den doğan Kemalizm, Arap dünyasında, Arap ırkçılığını esas almış Baasçılığa dönüşür. Bu hususu Suriyeli şarkiyatçı Bassam Tıbi’nin eserlerinde açıkça okuyabilirsiniz. 1

Bediüzzaman’a dudak büken Türkiye Siyasal İslâmcılarının yanlışları; başta kendilerine, Müslümanlara ve Hıristiyanlık dünyasına tamiri müşkül tahribatlar açmıştır. Seçim meydanlarında Said Nursî’yi, eserlerini istismar eden AKP kurmaylarının danışmanları da efendilerini doğru bilgilendirmiyorlar. Müellifin Kurân Tefsirinden olan Lem’alar kitabının yirmi ikincisi bahsinde, 1934 hükümeti, Said Nursî’yi suçlarken, kendilerini Bolşevik, Sosyalist ve Halkçı olarak tavsif edeceklerdir. 2 

Bu tespitlere itiraz edilmediğine göre, –ki bilhassa Lenin ve Troçki çizgisinin takipçileri kimlikleriyle  iftihar ediyorlar.–  Kemalizm’in, Marksizm’in  alt başlığı olduğunu hakiki Kemalistlerle Enternasyonalciler bildikleri halde AKP kurmaylarının hakikati bilememeleri, neticeyi değiştirmemiştir. Yani komünizm, dindar görünen ANAP/AKP vitrinleriyle Anadolu’yu kasıp kavuruyor. 

Marksizmin özü tahriptir. Örneğini; St. Petersburg İhtilâli’nden sonra, başta Rusya olmak üzere dünyamızın birçok coğrafyasındaki zehirli meyveleriyle göstermişti. Sovyetlerde doksan bin Hıristiyan ruhanînin kiliseleriyle imhası, Marksizm’in insaniyet karşıtlığını gösteriyordu. Bediüzzaman’ın: “Rus da dinsiz kalamaz, geri dönüp Hıristiyan da olamaz” vurgusu, Marksizm’in hayata medar unsur bırakmamasıdır. 

Aynı hakikat, özü tahrip olan Kemalizm için de geçerlidir. Türk milletine; gözyaşı, kan, zulüm, fukaralık, sefahat, ırkçılık, mezhep nifakı, istibdat ve cehaletten başka bir miras bırakmamıştır. Avrupa’da ve Rusya’da Hıristiyanlığı mağlup eden Marksizm’in; Anadolu’da Kur’ân adına Risale-i Nurlarca mağlup edildiğini, kendileri itiraf ediyorlar. Marksizm’in Kemalizm perdesinde muhafazakârlarca devam ettirilmesini, ihanet olarak görmemiz yanlış olmamalı. 

12 Eylül Projesi’ni hariçten idare eden küresel Marksistlerle, ortakları olan münafık Kemalistler bu gerçeği kamuoylarından saklamaya çalışadursunlar. Onların bu gizleme gayretlerinin ANAP ile AKP kurmaylarınca desteklenmeleri;  Müslüman Türk milleti  ve âlem-i İslâm için bir felâket olduğunu, neticelerinden anlayabiliyoruz. 

Dipnotlar:

1- Arab Nationalism London: MacMillan Press, 1981. xvi, 286pp. Reviewed ...

Political İslâm, World Politics and Europe: From Jihadist to Institutional İslâmism ; Autor/in, Bassam Tibi ; Veröffentlicht, 2014 ; ISBN, 0415437806, ...

2- Lem’alar,s.174, YAN, 1994 Almanya

Okunma Sayısı: 1840
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Enes

    31.12.2025 08:28:02

    Recep bey önemli bir noktaya parmak basmış. Eğer kemalizm üzerinden değerlendirecek olursak demokrat parti de Kemalist sayılmalıdır. Zira kkruma kanunu ve anıtkabir gibi işler onların eseridir.

  • Hasan Karakaya

    30.12.2025 18:23:01

    Gülen cemaati anlaşılmafan 12 Eylül anlaşılamaz. 12 Eylülü en çok gülen överdi. 12 Eylülü anlamak isteyen gülene baksın.

  • Alp

    29.12.2025 20:32:53

    Kemalizmin ömrünü uzatmak üzere gerçekleştirilen 12 Eylül temelinden bakmalıyız. Başka türlü hep oyuna geliyoruz. Tam anlatamıyoruz.

  • Nejdet Pehlivan

    29.12.2025 18:52:13

    İktidar partisinin adı ne olursa olsun, kemalist olup olmadığı uyguladığı rejimden anlaşılıyor. Kemalist rejim, adı isimde ve resimde cumhuriyet olup, gerçekte istibdatın en katı uygulamasından ibaret. Eğer bir hükümetn icraatında adalet yerine zulümler işleniyorsa, temel hak ve hürriyetler baskılanıyor, hukuk işletilmiyor, keyfi muameleler yapılıyorsa, suiistimalata müsait zeminler oluşturuluyorsa, kuvvetler ayrılığı yerine tek adam hakimiyeti işletiliyorsa, demokrasinin gereği olan muhalefet hukuksuz müdahalelere maruz bırakılıyorsa…orada kemalist müstebid rejim işliyor demektir. Delil ve âkibetlere göre hüküm vermeyi bilirsek aldatmakla iş görenleri de net olarak teşhis edebileceğiz. Kemalislerin bir çok versiyonlarına şahit olduk günümüze kadar. Solcu kamalist, Türkçü kemalist, Kürtçü kemalist ve dinci kemalist. Hakiki cumhuriyet ve demokrasiye kavuşuncaya kadar işimiz çok görünüyor.

  • Ahmet

    29.12.2025 13:55:15

    Perinçek gurubunun kemalistli tam oturuyor, bu yazıyla. AKP de proje çalışanı gariban. Ne yapsın?

  • İnayet

    29.12.2025 13:52:30

    Mesele o kadar açık ve seçik anlatılmış ki, tebrikten başka bir şey yazmıyorum.

  • Osman Yıldırım

    29.12.2025 12:40:49

    Zahiren dindar görünen AKP oluşturduğu zemin ve matalite bakımında tamamen Kemalizme benzemektedir ve hizmet etmekte olduğu sonuçları itibariyle sabittir. Hukuki zemini yok edip despotizm ve tekafama dayalı anlayış neticesi itibariyle Kemalizmi doğurmaktadır. Hürriyetin yok edilmesi devlet kavramının içinin boşaltilarak tamamen şahıs endeksli mantığın hakim olması Kemalizm değilde nedir. Bazı dindarların hissi davranarak dindar görünümlü bir şahsa duydukları hüsnü ü zan neticeyi asla değiştirmiyor. Zira son yıllarda katı Kemalistlerin AKP ye transfer olmaları boşuna değil, maksatlarinın AKP uygulamaları ile hasıl olacaklarını görmüş olmalılar, M.Ali Celebiler Hulki Cevizoglular Mehmet Uçumlar bun en belirgin örneğidir. Dinde hassas muhakemeyi adliyede nakıs olanlar halen dindarlık hayali kurmaya devam etsinler.

  • Recep Ayer

    29.12.2025 12:28:06

    2-Yazıyı okuduğumda bir yanlış anlaşılma olduğunu farkettim.Size muhalif yazılar yazanları "AKP sempatizanı " olarakbelirtmişsiniz.Başkalarını bilmiyorum .Ama en azından ben o saikle hareket etmiyorum.Derdim üstadımızın lahika mektuplarında çerçevesini çizdiği meselelere sadık kalabilmektir.Bu konudaki mesajları açık üstadımızın.CHP yi tahlil ediyor.Mazisini anlatıyor.Sonra ehven i şer üzerine analizleri var.En azından 1950-60 arası DP yi tahlil ederken onu kemalizm üzerinden tahlil etmiyor üstadımız.Doğru anlaşılmak için bunları yazmak zorunda kaldım.

  • İsmail Özdemir

    29.12.2025 12:27:40

    Geniş bir anlatım manası.Teşekkürler.Bu fikre ilave ise:Ahirzaman hadisatı içinde beşinçi

  • Recep Ayer

    29.12.2025 12:23:10

    1-Üstadımız nur talebelerini siyasetle iştigalden men ettmiş.Kendisi Emirdağ lahikasındaki mektubunda "Dindar Demokratlar, hususan Adnan Menderes gibi zatların hatırları için, otuz beş seneden beri terk ettiğim siyasete bir iki gün baktım ve bunu yazdım" kaydını yazdırmış.Sebebini gün geçtikçe daha iyi anlıyorum.Çünkü Risale i Nur ile iştigal edenler siyasi meselelere girdikçe "muktesid" meslekten uzaklaşıyorlar.Üstadın lahika mektuplarında kısa ve öz olarak şer'i "ehven i şer" prensibini bırakıp başka ölçüleri aramaya başlıyorlar.Kendi şahsi yorumlarıyla hakikatlere perde olma tehlikesi büyük.

  • Mustafa coban

    29.12.2025 11:58:40

    Her zaman yapilan bir hata var,hele koltuga bir oturalim ileride bir çare düṣünürüz.yolda at deĝistirilmez.sizi o koltuga oturtan aptal deyil.akp iktidari ayni hatayi yapti.yetki yi bir alalım ondsn sonra etkiyi gösteririz.böyle olmuyor.direkt deyilsede indirekt kemalist hedeflere hizmet ediyor akp.insanlar kemalist düzenden nemalandıkça tiryaki oluyorlar.baģimli hale geliyor.son haftalardaki Kokain ve cinsellik fantazilerine bakarmisiniz.bunlar bizim camianin insanlari.su icen ahlak değiṣtiriyor.bunu kemalist ideologlar dahi bu kadar mükemmel yapamazlardi.

  • Mehmet Kurt

    29.12.2025 10:11:12

    Nur Talebesi kardeşimiz, tebrik ve teşekkür ediyorum. Selâmlar ve sevgilerimle.

  • Hüseyin T

    29.12.2025 10:00:42

    [2] Hakiki zafer, toprak ve koltuk kazanmakta değil, nefsin ve toplumun esaretten kurtularak, kul olma şuuruna ermesindedir. Mevcut siyaset meydanı, bu ulvî üsluptan uzak, gürültülü bir cidal alanıdır. Umut, kalplerin fethine talip olan, siyasetin cebir ve tekebbür dilini değil, imanın ikna ve şefkat lisanını konuşan, tabandan yükselecek bir diriliştedir. Bu diriliş, ancak hakkı batıldan, tevhidi şirkten, adaleti zulümden ayıracak bir firasetle ve dirayetle mümkündür.

  • Hüseyin T

    29.12.2025 10:00:05

    [1] Türkiye'nin derin siyasi buhranı, asırlık bir imtihanın tezahürüdür. Bu, birbirini nakzeden ideolojilerin çatışması değil, aynı temel cebrî ve merkezî aklın, farklı zamanların libasını giyerek zuhur etmesidir. Asıl mücadele, siyasi partiler arasında değil, hakikî tevhid inancı ile siyasi iktidarı kendisine tapınılacak bir merci haline getiren seküler din anlayışı arasındadır. Bu girdaptan çıkışın yolu, "milletin içinden" tecelli edecek olan hakiki bir inkılaptır. Ancak bu inkılap, yeni bir cebir ve tahakküm tarzı değil; Kur'an'ın talim ettiği şekilde, "şûrâ", "adalet" ve "emanet" esasına dayanan bir hayat nizamının inşasıdır.Burada asl olan İktidarı ele geçirmek değil, gönülleri fethetmek esastır. Kuvvet ve kudrete değil, ihlas, merhamet ve tevazuya dayanan bir hizmettir aslolan. Nitekim, Üstad Bediüzzaman'ın ifadesiyle, "Düstur-u nübüvvet 'Kuvvet haktadır, hak kuvvette değildir.' der, zulmü keser, adaleti temin eder."

  • Hüseyin İlhan

    29.12.2025 07:13:17

    YENİASYA Gazetemizin mudakkik okuyucuları,risalei nurların lahikalarını tetkik ederek okuyan kardeşlerimizin zaten muhterem Şükrü kardeşimizin yazısından farklı düşünmediğini görüyoruz. Farklı düşünenelrin ise sinsi oyunları farkedemeyen bu farkedememe sebeplerininde risalei nurların lahikalarını tetkik etmeden okuyan kardeşler olduğunu görüyoruz. Zira dün alenen olan din tahrif ve tahribatı şimdi sinsice ve dessasane olurken ,din adına siyaset yapanalrın açık ve net şekilde siyonizme hizmet ettiği belli olan iktidarı hala dindar diye savunması,toz kondurmamaya çalışması nasıl izah edilebilir. Hırsızlık,soygun,faiz,kumar,rüşvet,israf,uyuşturucu,alkol bu dindar iktidar döneminde zirvelerden zirvelere çıkar,ehli iman ana-babalrın gayretlerine rağmen hala milyonları bulan vatan evlatlarının dine karşı düşünce,tavırları nasıl izah edilir.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı