"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dinî cemaatler ve demokratikleşme

Şükrü BULUT
07 Şubat 2020, Cuma 00:05
AB içindeki Müslümanların ve bilhassa Almanya’daki dinî cemaatlerin siyasî idarelere olan şikâyetlerini, az çok basından takip ediyoruz.

Samimiyetsizlik, dinî temel hakların verilmeyişi, devlet katındaki taraflı uygulamalar, İslâmiyet’in diğer semavî dinlerle aynı seviyede kabul görmemesi ve daha birçok şikâyetler. Hem AB idarecilerini ve hem de Almanya’daki devlet temsilcilerini dinlediğimizde, karşı şikâyetin daha çok bir mesele etrafında temerküz ettiğini görüyoruz: Demokrasi, demokratikleşme ve anayasalara bağlılık…

Ne dinî cemaatlerimizin buradaki idarecilere şikâyetleri ve ne de oradaki mercilerin Müslümanlardan istekleri, yazımızın konusu değiller. Fakat bir hususun mutlaka kabul edilmesi gerektiğinin altını çizelim. Avrupa’da demokrasi ve şeffaflığın inkişafı noktasında, dinî cemaatlerimiz de kendi kural ve kaidelerini şahs-ı manevîlerinin meclislerinde belirleyip, bu çevrede demokratikleşmeye ayak uydurmak zorundalar.

Cemaatler, cemaatin her ferdini temsil edecek biçimde kendisini teçhiz etmeye mecbur kalacaklar. Artık “taraftar cemaat” formatından çıkılıp, cemaatin bütün renk ve bilgilerinden haberdar ve gerekirse kefil bir mahiyetle ortaya çıkma döneminin Avrupa’da başladığını, yetkililer net bir şekilde göstermeye koyuldular.

Bu sürecin başlayacağını on beş-yirmi sene önce bazı yazılarımızda işlemiştik. Fakat Ortadoğu merkezli ve Müslüman kökenli insanlarla Neoconların “terörü” Avrupa’ya karşı kullanmasıyla, bu sürecin hızlandığını görüyoruz. Camiye girip çıkan her cemaati ve sokakta İslâm’ı temsil iddiasındaki her ferdi, yetkililer asıl kimliğiyle tanımak istiyorlar ve şeffaf bir şekilde onu takip etmek istiyorlar. Zira bilhassa Amerika ve İngiltere merkezli terör organizasyonları, AB yetkililerini haklı olarak bu tedbire yöneltmiş durumdadırlar. Buradaki engeli az çok biliyoruz: Bilhassa Türkiye ve Arabistan orjinli cemaatler, demokratikleşmeyi (Meşveret-i Şeriyyeyi) henüz Kur’an ve sünnetten öğrenemediklerinden, şimdilik ayak sürüyorlar. Belki de demokratikleşmenin varlıklarına zarar vereceğini, kendilerini dağıtacaklarından korkuyorlar. Cemiyet ve cemaatlerini belli fertlerin etrafında tutma gayreti, merkezîleşerek şahs-ı manevîlerini koruma refleksi ve her yerde “en çok güvenilen koruyucu ve kurtarıcı” heyetlerin teşkili ve cemaat idarelerinin bunlara münhasır bırakılması; söz konusu korkunun tezahürü olsa gerek.

Dinî cemaatlerimiz Asr-ı Saadeti bu hususta incelemiş olsalardı, bugünkü tutumlarının ne kadar yanlış olduğunu, oradaki doğrularla öğreneceklerdi. 19. yıldaki merkezî Avrupa hürriyet hareketlerinin Asr-ı Saadet’ten ışık aldıklarını ve buradaki hürriyetperver demokratların dolaylı bir şekilde İslâmiyet’ten istifade ile meşrutî demokrasileri kurduklarını görecekler. Zaten; maksatları yalnızca Allah rızası için dinlerinin gereklerini yerine getirmek üzere kendilerini ve çocuklarını yetiştirmeye, dinî vecibelerini şu toplumda rahatça tatbik için idarecilerle makul diyaloglarda bulunmaktan başka niyetleri olmadıklarından, işlerinin demokratikleşmeden de kolay olacağını bilemiyorlar. Özünde rekabetin, makam-mansıp kapışmasının, dünya menfaatinin ve siyasî gayenin olmadığı cemaatin kendi içindeki meşveretinden, hem AB yetkililerinin ve hem de içinde yaşadığı devletin yetkililerinin hoşuna gideceğini bu vesile ile öğrenmiş olacaklar.

Prens Bismarck’ın başlattığı “anayasal çerçeve içinde demokratikleşme ve sosyalleşme” hareketinin Kur’ân’dan alındığını öğrenmek durumunda olan dinî cemaat temsilcilerini, önemli ev ödevleri beklediğini de haber verelim. Asr-ı Saadet’teki şûrânın teşekkülünü, işleyişini; danışma murakabe ve yargı biçimini mütehassıs ulemamızdan öğrenip Avrupa demokratları karşısında üç sıfır öne geçerek, onlara manevî danışman olacaklarını hesaplayarak derslerine olağandışı bir gayretle çalışmak durumundalar.

Bu yazdıklarımı hayâl ve fantezi telakkî edenlere şu gerçeği tekrar hatırlatalım: İslâmiyet’in serapa bir barış dinî olduğunu, hakiki bir Müslümanın asla teröre bulaşmayacağını, Kur’an’ın en önemli bir hak-hürriyetler, adalet ve demokrasi kitabı olduğunu müşevveş Avrupalılara anlatmak istiyorsanız, başka tercihinizin olmadığını şimdiden söyleyelim. Hem korkunun ecele faydası olmuyor. Avrupa’nın demokratikleşmesi insanlığın faydasına ise, bu kadar vahşet ve zulüm dolu bir geçmişe rağmen, İslâm ülkelerinde zulme uğrayan milyonlar bu kıtaya kaçıyorlarsa ve AB idarecileri de “İslâmiyet bir parçamızdır” hakikatini itiraf ediyorlarsa; hem Avrupa’daki dinî cemaatlerimiz ve hem de “siyasal İslâmcılığın oyuncağı” durumuna düşmüş Türkiye’deki bazı cemaatlerimiz, demokratikleşme için gerekli hazırlıklara başlamak zorundalar. Zira vakit geçiyor…

Okunma Sayısı: 1039
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Eren Doğrul

    9.2.2020 10:35:36

    Demokratikleşme fıtri bir süreç ise, kimse bu kanunun dışında kalamayacaktır. En iyisi cemaatler de proğramlarını yapsınlar.

  • Mücellâ

    9.2.2020 00:50:33

    Şeffaf bir idarede asr i saadet gibi bir numunemiz varken mevcudu muhafaza endişesiyle seffafiyetten korkmak pek de masum olmayan bir cok zincirleme nedene bağlı olabilir. Her 3 kişiden birinin panik atak, her 300 kişiden birinin hapiste olduğu bir ülke icin toplumcak terapi seansları gerçekse de Avrupanın cemaatlere sağladığı kolaylık karşısında şeffaflık beklemesi gayet normal esasen. Belki bunun pratiği ilk önce hariçte yapılır. Gündeme almanız son derece isabetli olmuş..

  • Nura

    7.2.2020 21:31:57

    Sivillik itibariyle en sağlam küçük yapılarımız olan dini cemaatlerimizin demokrasiye katkılarını bekliyoruz.

  • Nadir Ozpamukcu

    7.2.2020 19:50:39

    Genel itibariyla ufuk acici bir yazi.ayrica,ulkemizin "siyasi islamciligin oyuncagi durumuna dusmesi"tespiti cok orjinal.gercekten ulkemize ve milletimize hic yakismayan olylarla karsi karsiyayiz.buna bir care bulmak icin hep beraber dusunelim ,bir cikis yolu bulalim.

  • Ahmet Danışmaz

    7.2.2020 13:34:08

    Evet, müslümanlar ayak sürüyor. Ama şartlar mecbur kılıyor. İnşallah süreç sıkıntısız ve çabuk geçer. Selamlar

  • Şevket Paksoy

    7.2.2020 12:52:39

    Bu makalede yazilanlar sıklikla dile getirilmesi ve hayata gecirilmesi gerekli hakikatleri içermekte.. Biz sizin yaptiğiniz vechile hatirlatmakla mukellefiz. Umariz en kisa zamanda hayata geçer... Hatirlatmaya ve duaya devam insaallah...

  • Abdurrahman

    7.2.2020 12:00:28

    Sivil toplum kuruluşları ve cemaatler, demokrasiyi kabul edip bunuda yaşam pratiklerine aldıkları ölçüde daha faydalı ve başarılı olacaklardır.

  • Ali

    7.2.2020 09:43:28

    Makaleye konu olan gerçek manadaki Hürriyet ve Demokrasi kavramlarının gerek Türkiyede ve gerekse batı aleminde yaşayan Dini Cemâatllerde halen hakkıyla idrak edilip hayata geçirilmediği keyfiyeti makalede öne çıkan ana fikir gibi görülüyor.Bu kifayetsizligin de İslamin hakiki mahiyetinden kaynaklanmadığı da satır aralarında liyakatla tahlil edilmiş.Gerek batı aleminde gerekse Türkiyedeki İslâmî cemâatların bu zikredilen eksiklikleri kendileri tarafindan gönderilmediği sürece hakkıyla İslama ayine olamayacakları gerçegi artık çok geç kalınmadan idrak edilebilmeli diye ümid ediliyor.

  • Hüseyin

    7.2.2020 09:37:13

    Müslümanlar/ cemaatler, nerede olurlarsa olsunlar demokrasiyi/saydamlığı içselleştirip benimsemedikçe, bulundukları her ülkede corona virüsü muamelesi görecekler.. şeffaflık aydınlıktır, gerisi tefessühtür karanlıktır...

  • Selim

    7.2.2020 07:22:25

    Önermeler çok mantıklı.Belki yeniden işlenmesi gereken bir konu.Fakat bütün boyutlarıyla.

  • İhsan

    7.2.2020 00:44:50

    Şeriat ile demokrasinin temelde çatışmadığını bilimsel olarak dünyaya anlatmada gecikmedik mi?

  • Hayati

    7.2.2020 00:34:27

    İslam ülkelerinin demokratikleşmesinde, dini cemaatlerin fonksiyonu büyük olacak, inşaallah. Güzel tesbitler. Dualarımızla yardım edelim bari.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı