"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Gurbette bir ses duyarsın, lâkin o ses ezan olmaz…

Şükrü BULUT
15 Nisan 2024, Pazartesi
1980’lerin başında, Almanya’nın Ahlen şehrindeki Müslüman Türk İşçilerinin küçük kız çocuklarının, masum dudaklarından dökülen mısralar veya ezgilerdendir, başlığımız.

Kısa bir müddeti niyet ederek gurbete gelmiş Anadolu evlâdı, Avrupa’dan hemen döneceğini düşünmüştü. Birkaç yıllığına geldiği Batı Avrupa’daki işçi yurtlarında kalıp döneceğinden, ailelerini getirmemişlerdi, beraberlerinde… Sonra… Sonra olmamıştı. Yıllar uzayıp giderken hasret dayanılmaz hale gelmiş, bizimkiler de 1980’den sonra; ailelerini yavaş yavaş yanlarına almaya başlamışlardı. Bu defa gurbet yalnızca işçilerimizi değil, buradaki bütün yuvalarımızı vurmuştu. Bir dokunan, bin “Ya Lelyl” işitiyordu, kâse-i fağfurdan…

Küçücük bir maden şehri olan Ahlen’deki minnacık çocukların, Belediyenin salonundaki sahnede teğanni ettikleri;

Gurbette bir ses duyarsın, lâkin o ses ezan olmaz…

Gurbet garibe mekân olur amma, vatan olmaz…

manasındaki ezgilerle, dinleyicileri hıçkırıklara boğarlardı… İstikbalin kendilerine neler getireceğini bilemeyen bu masumlar, anne-babalarının yanaklarına dökülen gözyaşlarına belki de farklı duygularla bakıyorlardı.

Kırk küsur sena sonra, yine Ahlen’deyiz… Yine masum çocuklar ve yine şarkılar… Fakat bir gurbet gecesinde bir araya gelmiyoruz. Sahnede vatan ve milli duyguları coşturacak bir unsur da yok. Bu defa bir Ramazan akşamı… Şehir idaresini, kiliseleri, sivil-toplumu, siyasi partileri, okulları ve Müslüman dini cemaatleri temsil eden kalabalık bir topluluk doldurmuş, eski GONCA Gençlik ve devamı olan Ahlen Gençlik Merkezinin geniş salonunu…

Kürsüye gelen konuşmacılar artık Almanca selamlıyorlar, dinleyicilerini ve çocuk koruları da şarkılarının önemli bölümlerini Almanca söylüyorlar. “Telaaal Bedru Aleyna” Arapça şarkısını, Almanca dilinde ilk olarak burada dinledim… Tıpkı Yunus’un mısraları gibi… Hristiyan Alman dinleyicilerinin bu şarkılara tempo tutmaları, gurbetin sılaya dönüşünün ilk işaretleri miydi?

Bu minnacık çocuklarımızın; anneanne veya babaannelerinin kırk küsur sene önce söyledikleri mısralarının; yani, gurbet garibe mekân olur amma, vatan olmaz, sözlerinin günümüz Avrupa’sında manalarını yitirdiklerine şahit olduk. Bu çocuklar bu toprakları da vatan olarak benimsemişler, gibi… Dedeleri veya babaları bu topraklara, kanlarının yerine terlerini akıtmışlardı. Bağımsızlıklarının en önemli nişanesi olan Ramazan-ı Şerif’i, birlikte yaşadıkları Hristiyan toplumun en yetkilileriyle kutluyorlardı…

Bazı şehirlerde dışarıya okunmaya başlanmış Ezan-ı Muhammedî’ler, Ramazan boyunca on binlerce cami ve mescitlerde okunan hatm-i şerifler ve teravihlerin salat ü selamlarından hâsıl olan sesler, Avrupa hayatının seslerine karışıp göklere yükseliyordu, 2024 ramazan-ı şerifinde.

Bir başka hakikat ise; dördüncü neslin dedelerini veya ninelerini vefatlarında Türkiye’ye taşımamaları şeklinde yansımış, bu diyarlara.

Mesela; Augusburg’da defnedilmesini vasiyet eden Mehmet Köse ağabeyi yüzlerce kişi bu küçük kabristanda takip etmiş. Fevkalade bakımlı ve İslami sembollerle donanmış mezar taşlarıyla Augusburg’u vatan edinmişler. Köklerini, onların rızalarıyla bu toprağa ekenlerin verdikleri mesaj size de garip gelmiyor mu? Avrupa, 1960‘larda bu diyarlara gelen dedelerin torunlarına, artık gurbet değildi, belki de vatan olmuştu.

Yazdıklarımızın bizim neslimize garip geleceğini biliyoruz. Fakat hakikati değiştirmeye gücümüz yetmiyor, bizim. Kuşağımızın bakışlarının maziye takılıp kaldığını iddia edenlere de hakk vermiyoruz. Onların geçmiş veya mazi dediklerinin istikbale dönüştüğünü hisseden akranlarımız, elbette cennete akıp giden dünkü manzaralara hasret duyacaklardır. “Nostalji” kelimesi, tekrar yaşamak üzere cennete yolladığımız hatıralara duyduğumuz hasreti nasıl karşılasın ki… Fakat bir kanun-u İlâhidir. Kırk küsur sene önce otuz-otuz beş yaşındaki güçlü-kuvvetli Türk işçilerine – yaşayanları- sokakta rastladığınızda, onları pir-i fani halleriyle görüyorsunuz. O zamanların sahnelerinde ezgi ve ilahi okuyan çocuklar ise, çoktan ellinin üstüne çıkarak, nineliğin tatlı-acı yeni dünyalarını yaşamaya başladılar…

Evet, yaklaşık kırk beşe sene sonra, bir başka hakikati; altmış küsur sene önce bu kıtaya gelmiş Anadolulu ve Balkanlı kardeşlerimizin arasında gözlerimizle görüyor ve kalplerimizle yaşıyoruz. Bize İslâmiyeti nasip eden Rabbimiz, milliyetimizi de bu küçük kıtada imanımız sayesinde, çocuklarımızdan seksen yaşındaki büyüklerine kadar, hayatımızın renkleri arasında muhafaza etmiş.

Rabbimize ne kadar şükretsek, yine azdır…

Okunma Sayısı: 1845
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Nurdan kuşe

    16.4.2024 23:27:39

    33 yıl önce gurbete gelmiş biri olarak huzunlenerek okudum yazıyı. Gurbet kiminu dönüştürdü benligini unutturdu kimini teyakkuza sevk etti dinine ananelerine sımsıkı sarıldı. Vatanimızdaki sevdimlerimiz ahirete yolcu olurken birere birer bizi gurbete bağlayan dediklerimiz dostlarimiz çoğaldı gurbet ellerinde. Biraz hüzün biraz neşe biraz keder biraz sevinç biraz korku biraz ümit galiba hakiki vatan olan ahirete kavuşuncaya kadar devam edecek. Kalemine sağlık abi

  • Rehanur

    16.4.2024 23:01:26

    Mekan oldu gerçekten, almanyayı daha güzel günlere taşımak için ellerinden geleni yaptılar. Ama vatan olamadı. Din, dil ırk üçlüsünden en az ikisi gerekiyor. Bahtiyar Almanyada Müslüman sayısının artması için dua ediyoru,. Tebrikler..

  • Hüseyin T

    15.4.2024 20:35:36

    Çok hüzünlü ve aynı zamanda ümit verici bir yazı kaleme almış kıymetli hocamız. Aslında yazıyı okuyunca gurbetin hazinane yolları ve yıllarında yürürken, üstadımızın harikulade bir tabirini tahattur ettim."dünya gurbeti" dünyanın neresinde olursanız olun birgün bu darı faniden, darı bakiye doğru uzanan uzun bir yolculuğa çıktığımız her daim hatirimizda olursa,her yer gül gülistan olur... çünkü bakiye müteveccih olan şey,bekanin cilvesine mazhar olur....

  • Oğuz Yiğiter

    15.4.2024 14:48:01

    Üstadın bahtiyar Alman milleti sözü, Kosturma dönüşü Berline uğraması, Bismark ile münasebeti, Alman subaylarına dets vermesi, Muhsin Alev Ağabey'in53'de Berlin'e gönderilmesi ve kabrinin Berlin'de oluşu, mesihin diyarı sözü ve Üstadın Avrupa bir İslam devletine hamile sözü hepsi bir bütünün parçaları olarak bu sırlı ve nurlu yürüyüşün 2024 Ahlen tecellisi... Üstadımızın temelini attığı Almanya serüveninde maziden günümüze Almanya ve Avrupa sathında nurlu çiceklerle coğrafyayı bezeyen bütün nur kahramanlarını minnet ve şükranla selamlıyorum. Bilhassa, berzahta sürurla bu tabloları seyreden, Muhsin Alev, Ali Uçar, M. Emin Birinci ve Mehmet Fırıncı, Zeki Şevkli Ağabeyleri rahmetle yaďediyorum. Tebrikler, dualar Şükrü Hocam...

  • Haşim Özkan

    15.4.2024 14:03:57

    Dünya bir köy şekline döndüğü için ,ahirete nispeten,aslında tüm beşeriyet gurbet içinde gurbette.Rabbim ahiret sılasında bizleri buluşturması dua ve niyazıyla hoşça kalın aziz dostum.

  • Hüseyin

    15.4.2024 13:59:51

    Karşı konulamayan fıtri değişimi, edebi bir üslup ile okumak, kahve içmekten daha çok zevk veriyor. Allah razı olsun.

  • Süleyman

    15.4.2024 13:59:14

    Öncelikle ellerinize sağlık. Biz hiç Avrupa'da bayram yaşamamışlar için, geçmişten bugüne bir bayram yaşama imkânı tanıdınız. Ve belki de pek çoklarının düşünüp de dillendiremediği, Avrupa'da bir vatan telakkisini dile getirmiş, farklı düşünce ve fikirlere yol vermişsiniz. Bayramınızı tebrik ederim

  • Sefer Akgül

    15.4.2024 13:31:49

    Tûbâ lil gurebâ

  • S.topuz

    15.4.2024 09:24:02

    ..."Hem dâhilde ehl-i iman, en ziyade muarızlar olan eski başbakan ve dâhiliye vekili yasak ettikleri Asâ-yı Musa ve Zülfikar'ı yasaklarına ehemmiyet vermeyerek kemal-i şevk ile okuyorlar. Okuyanlar Ankara'da pek ziyadedir. Hem birkaç yerde hapishane müdürleri iki-üç vilayette karar vermişler ki: "Biz hapishaneleri Medrese-i Nuriye yapacağız ki; bizim mahpuslar da Denizli, Afyon hapisleri gibi Nurlarla ıslah olsunlar." Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ-2 - 53 👏🌹🤲😔🌹❤☝️🌙🕊😢😪😭🇵🇸

  • S.topuz

    15.4.2024 09:22:44

    ..." Sizin Nur'un neşrindeki muvaffakıyetinizi âlem-i İslâm tebrik edip alkışlayacak. Şimdi de emareleri görünüyor ki, ezcümle bir numunesi: Pakistan Maarif Vekili Nurlar için benim yanıma geldi, Risale-i Nur'un bir kısmını aldı. "Doksan milyon Müslümanlar içinde neşrine çalışacağım" dedi. Aldı, gitti. Hem bu kadar aleyhimizde münafıklar çalıştıkları halde, hem Avrupa'da, hem Asya'da uzak yerlere Risale-i Nur'u götürmüşler. Hem Berlin'de Almanlar Zülfikar'ı aldıkları vakit, bir gazetelerinde alkışlayarak ilân etmişler."... Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ-2 - 53 👏👏👏🌹🤲😔🌹❤☝️🌙🕊🕊🕊😢😪😭🇵🇸🇵🇸🇵🇸

  • Erdoğan Dinç

    15.4.2024 05:11:26

    Evet haklısınız. Artık onlara Almancı değil, Almanyalı demek gerekir. Maddi manevi her şeyleri ile oraya yerleşmişler.

  • Deniz Doğanay

    15.4.2024 00:38:40

    Çok duygusal bir söylem ağabey. Bana mı ağlamaklı geldi. Oysa kolay ağlamazdım. Yaşlanmaya mı başladım. Sizi, yetiştirdiklerinizi ve ONLARI tebrik ediyorum. Saygı ile.

  • Mehmet

    15.4.2024 00:14:40

    Gurbetteki Nurun sesinin daha gür ve daha kapsayıcı olması için dua ediyoruz ağabey. Allah yardımcınız olsun.

  • İsmail

    15.4.2024 00:06:30

    Zamanları karşı karşıya getirtip konuşturan güzel bir yazı. Tebrikler.

  • Mustafa coban

    15.4.2024 00:05:53

    Gurbet vatan oldu.kim derdi 3-5 sene 50 yil olacak.vazife burdaymıṣ.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı