Almanlar, aralarında: “Jesus war Jude” derler. Yani, “İsa (aleyhisselâm) Yahudî’ydi…”
Bu tartışma, İsrail’in Gazze katliamından sonra başladı. Hıristiyanlık dünyasında, korumalı İsrail telâkkisinin, Batı’nın metropollerindeki milyonlarca nümayişçilerce tel’inini gören deccaliyet taraftarları; İsrail ve Yahudî propagandasına giriştiler… Batı siyasetinin dokunulmaz İsrail’in Hıristiyan efkâr-ı ammesindeki “tukaka”sına, siyasetçiler de karışınca, Hıristiyanların Yahudîliği tekrar konuşulmaya başlandı.
Bediüzzaman, Hz. Mesih’in mevzubahis edildiği eserlerinde, birkaç noktayı nazarımıza veriyor. Yahudîlerin Hıristiyanlığa şiddetli hücumu ve istibdatları, Hıristiyanlığın hurafe ve geleneklerle inşası, müstebit putperest Roma ile Benî İsrail’in sosyal hayattan menettikleri Mesih’in şeriatsız kalması ve Hıristiyanlığın; önceki dinlerin şeriatları ve geçmişin gelenekleriyle özünden uzaklaştırılması… Nihayetinde, semavattaki Hz. İsa’nın (as) beşerî cismiyle nüzul edip; Hz. Peygamberin (asm) şeriatını tatbiki, bilinmesi gereken noktalar olmalı.
Bediüzzaman, Kemalistlerin İslâm’ı değiştirme teşebbüslerine verdiği cevapta diyor ki:
“…din-i İsevîde, yalnız esâsât-ı diniye Hazret-i İsâ Aleyhisselâm’dan alındı. Hayat-ı içtimaiyeye ve füruat-ı şer’iyeye dair ekser ahkâmlar, Havariyyun ve sair rüesa-yı ruhaniye tarafından teşkil edildi. Kısm-ı a’zamı kütüb-ü sabıka-i mukaddeseden alındı. Hazret-i İsâ Aleyhisselâm dünyaca hâkim ve sultan olmadığından ve kavânin-i umumiye-i içtimaiyeye merci olmadığından, esâsât-ı diniyesi, hariçten bir libas giydirilmiş gibi şeriat-ı Hıristiyaniye namına örfî kanunlar, medenî düsturlar alınmış, başka bir suret verilmiş.” (Mektubat, s.421, Yeni Asya Neşriyat, 1994.)
Tefsirinin ilk kitabında: “Ey ehl-i kitap! İslâmiyet’i kabul etmekte size bir meşakkat yoktur; size ağır gelmesin. Zira, size bütün bütün dininizi terk etmenizi emretmiyor. Ancak, itikadatınızı ikmal ve yanınızda bulunan esâsât-ı diniye üzerine bina ediniz diye teklifte bulunuyor. Zira Kur’an, bütün kütüb-ü salifenin güzelliklerini ve eski şeriatlerinin kavaid-i esasiyelerini cem etmiş olduğundan usulde muaddil ve mükemmildir” der. (İşârâtü’l-İ’caz, s.52, Yeni Asya Neşriyat, 1994.)
İktibaslardan anladığımız; bütün semavî dinlerin aynı esaslara dayanmalarıdır. Hepsi İslâm’dır, hepsi Allah’ın, peygamberleri vasıtasıyla insanlığa mesajlarıdır ve temelde aynı hakikati terennüm ederler. Zamanların değişmesiyle yeni bir muallime ve kitaba olan ihtiyaç, semavî din düşmanlarının dindeki bid’atları ve tahribatları ve diğer şartlar; yeni peygamberlerin vahiyle gönderilmesine vesile olmuşlardır.
Hıristiyanlıkla bilgileri yeterli olmayanlar, onların Yahudîliğe bağlılıklarını (itikad ve tarih olarak) bilmeyebilirler. Almanların Bibl ve Müslümanların İncil manalarındaki farka dikkat gerekiyor. Bibl; alelekser dört kısımdan oluşuyor: Tevrat, Zebur, İncil ve Mektuplar… Kiliselerdeki Hıristiyanlar kitaplarındaki Tevrat’ı okudukları gibi; bu dindeki bazı kuralları da (şeriatın bazı prensiplerini) benimsiyorlar.
Siyaseten, itikaden ve dinsizlik namına Yahudîliği savunanları tefrik gerekiyor. Peygamberimizin Âhirzaman’ı anlatan hadislerinde, çıkacak olan küresel dinsizlik-sefahat fitnesinin teşkilinde ve neşrinde, Yahudîlerin çoklukla çalışacakları haberi var. Küresel savaşların globalist elitlerin lehine bitmesine çalışan Wilders, Le Pen, Sarkozy, Von der Leyen ve diğer Neocon-Neoliberal ekipler için Yahudîlik, projelerinin ana direğidir. İsrail üzerinden geliştirilen stratejilerin, Neoconların BOP projesinin devamı olduğu biliniyor.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Yahudîleri koruma (daha doğrusu onları devletlerin ve kanunların üzerine çıkarma) adına çıkarılmış antisemitizm kanunlarına da değinmek zorundayız. Bu zırha bürünerek dünya sermayesini kontrollerine alarak, ileri teknolojiyi insanlık aleyhine gasp eden global elitlerin ekseriyeti Yahudî’dirler. Kemalizm’i korumak için çıkarılan 5816 numaralı paragrafın AB’deki mütesavisi olan antisemitizm telâkkisini Türkiye efkâr-ı ammesinin bilemediğini, İsrail’in Gazze katliamında daha iyi gördük. Deccaliyetin savaş sonrası çıkardığı bu kanunlara, AB’deki yabancıların uymayacaklarını bildiğimizden; yakın bir zamanda AB’de İsrail’e karşı bazı siyasî ve ekonomik tedbirlerin alınacağını da şimdiden söyleyebiliriz…