"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medresede talime başlama yaşına gelince…

Şükrü BULUT
30 Ocak 2026, Cuma
“Talim” kelimesi, mana cihetiyle “eğitim” kelimesinden hayli geniş.

Bunu bilselerdi eğitimcilerimiz, kendilerine “talimci” dememizi isterlerdi… Önce, Peygamberimizin (aleyhissalâtü vesselâm) mübarek sözleri… Talimi “beşikten mezara” emrederken, hangi yaşı esas alacağız? Sözleriyle ve pratiğiyle eğitimi başlattıkları farklı yaşlar var. Haşimoğullarının çocuklarına verdikleri tevhid derslerinden, namazda ve hutbede sırtında taşıdığı Cennet efendilerinin talimlerine kadar…

Daha önce, Bediüzzaman’ın, kendilerinden, zamanının müçtehidi olarak bahsettiği İbni Uyeyne’den bahsetmiştik. Dört buçuk yaşında hıfzını tamamladığına göre, talime başlama yaşını varın siz araştırın… Belki de geçmiş zamanları nurlandıran annelerin, hakikaten işe “beşikten…” başladıklarını düşünebiliriz.

Zamanımızın sahibi de bu meselede annesini esas kabul etmiyor mu? Eserlerinin çok yerlerindeki muhavereleri, ilk muallimesi, en büyük hakikati annesinden aldığını söylemesi ve vefatına kadar kulaklarında çınlayan nasihatlarıyla Bediüzzaman; belki de bir yaşından itibaren talime başlamıştı.

Risale-i Nur külliyatındaki küçük çocukların talim bahislerini de, bu meselede nazarda tutabiliriz. Barla günlerinde yazdığı eserlerinde ve mektuplarındaki “talebelerinin çocuklarını” düşündüğümüzde, dokuz sene boyunca buradaki çocuklara yönelik yazdıkları önemlidir. Cennet bahçesinde ilgilendiği Sıddık Süleyman Ağabey’in çocuklarından, Eskişehir Hapishanesi’ndeki ziyaretçi çocuklara kadar… Yirmi Sekizinci Lem’a ’daki Şefik Ağabey’in beş yaşındaki çocuklara Nurlardan anlattığı ders, medresedeki Kur’ân eğitiminin mebdeine güzel misal teşkil eder. Son bir misali de Emirdağ’daki ikametlerinde verelim: “(…) Emirdağ’ının etrafında faytonla gezdiğim zaman, garip bir tarzda, bir yaşından yedi yaşına kadar küçücük çocuklar, valide ve pederlerine karşı gösterdikleri alâkadan ziyade bir iştiyakla faytonuma koşup elime sarılıyorlardı.

(…) hiç beni görmeyen, bilmeyen bir ve iki, üç yaşında çocuklar yalın ayak dikenler içinde koşa koşa faytona yetişiyorlar, büyük adamlar gibi temenna edip “Elinizi öpelim” derlerdi. (…) Bu hal bir mahalleye mahsus değil; her tarafta hatta köylerinde aynı hal devam ediyordu.“ (Emirdağ Lâhikası, s. 337.)

Bediüzzaman’ın; istikbalin Kur’ân hadimleri, ecdatlarının ahfadı ve Nur davasını yüklenecek Saidler olarak ilgilendiği çocuklarla alâkalı misallerin fazla olmamasının sebebini biliyoruz: Müstebitlerin o’nu halklarla görüştürmemesi… Jandarma ve polis karakolları nezaretindeki Üstada aileler ve çocuklar yanaşma imkânını zor şartlarda bulabilmişlerdi.

“Rahîm” isminin tecellisine mazhar Risale-i Nur’un müellifi, “şefkât kahramanı” olarak nitelediği annelere, çocukların ilgisiyle alâkalı:

“(…) kanaatimiz geliyor ki, masonlar ve zındıkların planı ile bolşevizm tarzında gençleri terbiye etmek için bir vakit bazı mektepler açıldığı ve sonra değişen bu mekteplerle gençleri ifsada çalıştıklarına mukabil, İslâmiyet’in kahraman bayraktarı olan Türk milletinin masum küçük yavruları, nuranî bir intibah ve bir hiss-i kablelvuku ile Nurlardan ders almaları, gençlerin başına gelen o belâya karşı bir mukabeledir ki, inşaallah o yavruların hem kendileri, hem gençler, mason ve zındıkların şerlerinden kurtulmasına bir işarettir…” (Emirdağ Lâhikası, s. 337.)

Bahis Bediüzzaman gibi zamanlarının imamlarının tahsilinden açılmışken, medrese tedrisindeki bir başka ayrıntıyı da kaçırmayalım. Eğitime başlama yaşını, evden ayrılıp tahsile başlama yaşlarıyla karıştırmamamız gerekiyor. Üç veya beş… Anneden ayrılmasını dokuza bağlamak, vasat olamaz mı? Hem kendilerinin, hem Gavs-ı A’zam ve diğer bazı mücedditlerin tahsile gidiş yaşları… Bazı annelerimizin bu yaşı kız çocukları için muvafık görmeyeceklerini hissediyoruz. Hz. Meryem’in Hanna’dan ayrılış yaşını dokuz olarak biliyoruz. Ve günümüzdeki kız çocuklarımızın kısa süreliğine medreseyi anne kucağına –okuma programlarında– tercih yaşlarının da dokuz olduğunu nazara aldığımızda, Medrese-i Nuriye olan evlerimizden başka medreselere –kısa gurbetlerle– gitme yaşının erkek ve kız çocukları için aynı olabileceğini düşünüyoruz.

Okunma Sayısı: 239
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı