"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Medreseler… Diyarbekir Anneleri ve Risale-i Nur…

Şükrü BULUT
14 Kasım 2025, Cuma
Diyarbakır Anneleri; bir şivanın nağmesi veya elli senelik bir ağıtın, acılı yüreklerden tarihe yankısının sembolüdürler.

Bu annelerin sergüzeştleri ve yaşadıkları acıklı hikâyelerin, “Anneler ve Medreseler” konumuzla alâkasını, Diyarbekir’i yaşayarak gezdiğimizde, başka yönleriyle de hissettik.

Peygamberimizin (asm) haber verdiği “Ahirzaman” fitnesi ve bu fitnenin tetiklediği felâketler sebep gösterilse de; Şarka annelik yapmış medreselerin “resmen” yasaklanmaları, devletin devrimlerle medreseyi sistemden çıkarması; Kars’tan Kilis’e serhat boylarında yaşayan dindar halkımız üzerinde çok derin travmalar meydana getirmiş. Emzikli çocukların henüz altıncı aylarında sütten kesilmeleri ile halkın ve bilhassa masumların maddî-manevî gelişiminin yegâne kapısı medreselerin kapatılmaları aynı neticeyi vermiş: Şarkın gelişmesi çatışmalarla durdurulmuş. 

 Diyarbakır anneleri; Kemalistlerle Marksistlerin Kürtçe konuşan halkla gizli savaşlarında, ciğerparelerini kaybetmişlere bir sembol olabilir. 12 Eylül İhtilâli şartlarında devletin Marksistlere –metazori usullerle-teslim ettiği sözkonusu yavrularının yollarını, bekleyenler yalnızca Diyarbakır anneleri değil; Kars kadar Ağrı’dan, Muş, Bingöl, Elaziz, Van, Bitlis, Hakkâri, Şırnak, Siirt, Mardin, Batman ile Urfa’dan mahşere doğru akan gözyaşlarının sahipleri de dağa kaçırılan yavrularının yollarını bekleşiyorlar. Kimi, dünyada ve bir kısmı da berzahta…

Allah’a ve Peygamberine düşman Marksistlerle Kemalistlerin, medreselerini yıktıkları yalnızca şarklılar değildi. Münafık dinsizlikle materyalist dinsizliğin birlikte çalıştıkları projede, Türkiye’nin bölgeleri kayrılmadan ateşlere verildi… Gelgör ki; Diyarbakır’ın temsil ettiği halklar geleneksel medreselerinde ısrar edince, Kemalistler, Avrupa’nın sosyal Marksistlerinden yardım aldılar. 12 Eylül ihtilâliyle yardımlar, programlarla sistematik uygulamalarla; bölgedeki musibetzedelerin demokratlarla nisbeten başlattıkları medrese denemelerini de tahripettiler. Gelenekte ısrarcı Erzurum, Ağrı, Van, Hakkâri ve Siirt medreselerine Kürt ırkçılığını musallat ettiler… Kemalizm’le Marksizm bölgedeki medreselere ve medreselilere,  ırkçılıkla hücuma geçmişti. 

Şark Medreselerinin tarihçeleri Asr-ı Saadete dayanır. Tarih, Hz. Ömer döneminde Erzurum ve Diyarbakır’a gelerek Suffe Medresesinin şubelerini buralarda açan sahabe ve tabiinden bahsediyor. En az bin dört yüz senelik bir geleneği; Moğollara özenerek kaldırmaya çalışan Kemalistlerle Marksistlerin Kürtlere düşmanlıklarının birinci sebebi elbette medreselerinde, geleneklerinde ve İslâm milliyetlerindeki sebat ve ısrarlarıydı. Anne sütüyle paralel verilen bir eğitim ve terbiyenin kıymetini, Asya’yı cennete çeviren medeniyetlerin tarihçileri daha iyi bilirler.

Bediüzzaman Said Nursî’nin Şark Medreselerinin vefatıyla yaşadığı acıları, bir ağıt ahengiyle onun İhtiyarlar Risalesi’nden okuyanlar; yekpare taştan oluşan Van Kalesinin Anadolu Medreselerine nasıl mezar taşı olduğunu güzel hissederler. Sonra medreseleri yeniden ıslah ile ihyaya koşarken, sürgündeki gayretiyle Isparta’da açtığı manevî Medresetü’z-Zehra’sının, sair mazlum Anadolu ulemasınca nasıl takip edildiğini de göreceklerdir. Vâ esefa ki; Marksistlerle Kemalistler ülkemizin doğusunda ve batısında demokrasi güneşiyle birlikte açılmaya başlayan medreseleri, bu defa fitnelerle bitirmeye çalışacaklardı. Norşin’le birlikte Doğu’da Risale-i Nur’dan medetle hayata başlayan medreseler fitneyle tutuşturuldu. İttihad-ı İslâm’ın temelini buralarda atmaya çalışan muallim ve memurlar, devlet eliyle batıya tayin edilerek yerlerine ırkçı Kemalistler gönderilecekti. Devletin damarlarındaki Kemalist/Marksist vazifeliler; gündüz külahlı-gece silahlı, çocuklarımızı terör örgütlerine kurban için dağlara kaçıracaklardı. Ölenlerin mezarları dağlarda kaldı ve imanlarını kaybedenler ise gurbet ve sılaya yayıldılar. Şark’ın belki yüzbinlerce ciğerparesi İslamiyet’ten koparak dinsizlikle sefahat ve küfre yuvarlandılar.

Ne Diyarbekir, ne de Erzurum anneleri, zamanımızın Moğollarını tanıyamadılar. Kur’ân’ın ahirzaman atlasıyla istikbali tanıtan Bediüzzaman’ı da dinleyemediler. Kader de bedel olarak çoklarını; güzelim vatanlarından metropollerin varoşlarına; cehalet ve zaruretle sürgün etti. Ağlayanlar ve bekleşenler yalnızca Diyarbekir anneleri değildi; Erzurum, Van ve Bitlis’teki anneler de ağlıyorlardı…

Okunma Sayısı: 1531
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • S.topuz

    14.11.2025 10:08:46

    ..."Evet şarktaki ilim ve irfan faaliyetinin bir semeresi ve netice-i külliyesi olan Risale-i Nur, şark dârülfünununun İslâmiyet noktasında bir programı olması hasebiyle İslâmiyet'e, bu millete ve âlem-i İslâm'a hizmete çalışanları şiddetle alâkadar etmektedir. Ve şimdi Amerika'da ve Avrupa'da, Nur Risalelerini istemeleri ve oralarda intişarı, bu müddeamızın fevkalâde ehemmiyetini gösterir." Mustafa Sungur Risale-i Nur Külliyatı, Emirdağ-2 - 193 - 😢🇹🇷😪🇹🇷😢🙌🌹🤲🌹❤☝️🌙🕋😭😭😭🕊🕊🕊🌍🇪🇺🕋🇹🇷🇵🇸🇵🇸🇵🇸

  • İhsan

    14.11.2025 09:16:05

    Annelerin şefkatleriyle önden yürümeleri gerekiyor. Aksi takdirde dinsizlik ve fitneler çocuklarımızı bitirecekler. Önemli bir konu.

  • S.topuz

    14.11.2025 09:11:49

    ..."Şark Üniversitesi'nin bir ne-vi programı olmayalâyık üssü'l -esas dersi ise,Kur'an-ı Hakîm' in hakaik-i imaniyesini tefsir e-den ve bütün mes'elelerini fü-nun-u akliye ileve delail-i man-tıkıye ve müsbete ile tesbit et-tiren ve makulatla ders veren Risale-i Nur'dur ki; yeni asrın üniversitelerinde ve mekteble-rinde okutulmaya şâyandır. Risale-i Nur şarkî Anadolu'da yer yer kurulmuş ve yüzyıllar-dan beri o havalide manevî âb-ı hayat menba'ları vazifesi-ni görmüş bulunan medresele rinin ve üstadlarının bir talebe si vasıtasıyla zuhur etmiştir ki; bu son münevver meyveleriyle o muhterem üstadlar, yeniden vazife başına geçip vazife-i tenviriyelerini ve hizmet-i Kur'-aniyelerini bu suretle cihanşü-mul bir vüs'ate inkılab ettirme lerini bütün ruhumuzla ümid ve rahmet-i İlahiyeden temen-ni ve niyaz ediyoruz.Bu duamı za zaman ve zeminin şerait-i hayatiyesi ve müsalemet-i umumiyenin lüzumu da "âmîn, âmîn" diyor ve diyecektir."... Mustafa Sungur, Risale-i Nur Külliyatı Emirdağ-2 - 192

  • Hakan

    14.11.2025 09:05:14

    Çok özel bir yazı. Annelere baktığı kadar medreselere ve toprağı vatan yapan Nur Medreselerine bakan güzel bir yazı olmuş. Yüreğinize sağlık. Allah istikametten ayırmasın ağabey.

  • S.topuz

    14.11.2025 09:02:58

    ..."Üstadımız ellibeş seneden beri a'zamî gayretle ve müte-addid vesilelerleşarkî Anado-lu' da Câmiü'l-Ezher'e muvafık Medresetü'z-Zehra namıyla bir İslâm üniversitesinin kurul ması için çalışmış ve bunun kat'î lüzumunu daima ileri sür müştür. Reisicumhur'a ve Baş-vekil'e hitaben onları bu mes'-eleden tebrik eden Üstadımı-zın yazısında denildiği gibi, Şark dârülfünunu âlemi İslâm' ın bir nevi merkezinde olarak beyne'l-İslâm medar-ı iftihar bir makam kazanacaktır. O vi-layetlerde medfun çok aziz ve mübarek binlerle ulema ve âri fîn, şüheda ve muhakkikîn ec-dadlarımızın mazideki pek kıy-metli ve kudsî hizmet-i diniye-leri, manevî, bâki hasletleri bu dârülfünunla dahi tecessüm ederek vazife-i imaniyelerini daha geniş bir sahada yapa-caklardır.Şark Üniversitesi'nin bir nevi programı olmaya lâyık üssü'l-esas dersi ise, Kur'an-ı Hakîm'in hakaik-i imaniyesini tefsir eden ve bütün mes'elele rini fünun-u akliye ile ve delail-i mantıkıye ve müsbete ile..."

  • Mustafa coban

    14.11.2025 08:35:06

    Diyar-ı bekir anneleri toplumsal bir tepkidir.toplumsal hak hukuk mücadelesidir.bunun yanında cumartesi anneleri vardır.bunlar horlanmaktadır.evladį ölmüṣ bir anneye ağlama denilebilir mi.yürek Alev almıṣ yanıyor.toplumun kalbi annedir dolayısıyla kadındır.

  • Semanur Tunoğlu

    14.11.2025 08:10:38

    İnsanı ağlatan bir yazı.... Kemalistler, halk partililer öz eleştiri yaptı diyenlere sorun bakalım, şarkın evlatlarının ellerinden alınan imanının kefaretini kim ve nasıl ödedi?

  • Semanur Tunoğlu

    14.11.2025 08:07:33

    El hak doğru söylemişsiniz hocam. İmanlar gitti....Şark bölgesinin imanına kim kastetti peki hocam? Kemalist halk partisi değil mi? Bu öyle affedilecek bir zulüm müdür ki bugün halk partisini geçmişi ile yargılamayalım diyenler çıkıyor? Kıyamete kadar şarkın imanına kast eden halk partisine buğzumuz devam etmeli ki, tarafımız belli olsun. Biz şarkın evlatlarının imanını çalanların kapısından dahi geçmeyeceğiz. İki elimiz yakalarından düşmeyecek.

  • [email protected]

    14.11.2025 07:56:47

    Çok güzel bir yazı olmuş Emeğinize sağlık Şükrü bey Sağlıklı ve bereketli cumalar dilerim

  • Hür Avrupa

    14.11.2025 02:15:34

    Tebrik ederim Bin yıllık kardeşliğimize musallat olan bütün ideolojileri yerle yeksan edecek, uhuveti ve muhabbeti sağlayacak çareler risale-i nurlarda var.okumayı anlamayı,yaşamayı Rabbım nasip etsin

  • Cemal Özkaya

    14.11.2025 00:45:56

    Irak’ta ertelenen çözüm, Afganistan’da yinelenen şiddet, CIA’da bitmeyen operasyonlar ve şimdi Ukrayna’da “sonsuz yıpratma”… Bu zincir, ideolojik esnekliği ve manipülatif yönüyle Troçkist bir strateji ihtimalini akla getiriyor. Sonuçta Petraeus bir kişi değil, bir mimarîdir. Bu mimarî, Anglo-Amerikan neocon ağının Ukrayna’da kurduğu görünmeyen rejiyi temsil eder. Cephede kan, ekranda slogan, kasada ciro… Petraeus’un adı, geçmişin kanlı sayfalarını bugünün savaşlarına bağlayan bir düğüm olarak tarihe yazılıyor. Murat uyar'ın bugünkü yazısından. Perde arkası tahlilleri anlamında güzel tesbitler. İkinci şükrü bulut

  • Cemal Özkaya

    14.11.2025 00:14:56

    Kemalistler, Avrupa’nın sosyal Marksistlerinden yardım aldılar. Bu tesbit Türkiye'nin belki de Dünya'nın başının beladan neden kurtulmadığının güzel bir tesbiti olmuş. Gizli düşmanlar her yerdeler. Allah’a ve Peygamberine düşman Marksistlerle Kemalistlerin, izlerini farketmeden Türkiyemizin başına gelenleri anlamak mümkün değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı