"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Oruca veya oruçluya saygının neresindeyiz?

Şükrü BULUT
24 Mayıs 2019, Cuma
Bu konuyu daha önceki zamanlarda da yazmıştık.

Tekrara düştüğümün farkındayım. Gel gör ki insanın bozulması ve öz değerlerinden uzaklaşması, ister istemez bizi bu mevzuya sürüklüyor.

Bir taraftan “medenilikten” bahis ediyoruz; bırakalım insan haklarını, hayvan, bitki, ağaç ve bütün tabiattaki varlıkların hukukundan dem vuruyor ve hatta aktiviteler oluşturuyoruz. Mesele; inancı gereği bazen on sekiz saate kadar yemeyen- içmeyen, bütün duygu ve uzuvlarını “güzellikte” kullanan ve insanlığa yardım etmeyi yeniden keşfetmeye çalışan Müslümanın tuttuğu orucu- hiç, ama hiç- nazara almak istemeyen ve onlara hürmet etmeyen bir toplulukta yaşamak; insanî tarafımızı yaralıyor, kanatıyor ve bize elem veriyor.

Bediüzzaman Hazretleri Şeair-i İslâmiyeyi yazdığı konu çerçevesinde “Ramazan-ı Şerife dair” eserini ele alıyor. İslâm’ın temel ibadetleri noktasından ziyade, şeair, sembol veya “sosyal hayattaki İslâmî simge” olarak işliyor, mevzuyu… Söz konusu “sosyal hayatımızdaki belirleyici semboller veya simgeler” olunca, İslâmiyet’e ve İnsaniyete düşman bazı “derin güçlerin” harekete geçtiğini, hayatımız boyunca müşahede ederek geliyoruz. Bu oruç olduğu gibi, çoğu kez tesettür, ezan, takke-sarık veya yurdumun her hangi bir yerindeki dinî- millî bir töre de olabiliyor. Söz konusu mahfillerin “tesettüre düşmanlıklar şu coğrafyada neredeyse bir asra yaklaştı… Ve Müslümanların Avrupa’da cemaatleşmeleriyle paralel olarak aynı üslûptaki tesettür karşıtlığı orada da hortladı… Çocukluğumdan bu yana, ilkokuldaki Marksist öğretmenimin oruçlu büyüklerimize yaptığı eziyetten ta askerlik ocağındaki bazı din karşıtı subayların tavırlarına kadar… Ramazan-ı Şerif düşmanlığının İslâmiyet karşıtlarında onulmaz bir psikolojik hastalık olduğunu, dindar Erzurumlulara hitap ederken oruca ve oruçluya hakaret eden ihtilâlci başı Evren örneğindeki gibi hep müşahede ederek geliyoruz. Günümüzde, İslâmiyet’in dinsizlerce en fazla tepki çeken “sosyal hayatı alâkadar eden” ibadetlerini sıraladığımızda, mutlaka tesettür ve Ramazan-ı şerif öne çıkarlar… Zira bu iki ibadet, ülkemizde bayrağımız gibi dalgalanarak, Türkiye’mizin Müslüman olduğunu bütün cihana ilân ediyorlar.

Ramazan-ı Şerife saygısızlığı bayrağımızla saygısızlıkla eş değer görmemizi mübalâğa görenler olabilir. Bayrak, milletleri temsil ettiğinden kıymetli olduğunu bilenler “oruca veya oruçlu Müslüman Türk Milletine saygısızlık” olduğunu da bilmeli değiller mi?… Bu millet bin seneyi aşkındır Anadolu’nun taşı- toprağıyla imsak edip iftar etti. Bu zamana, çocuğunun doğum gününden, izdivacının sene-i devriyesinden ve bir çok şahsî mutlu zamanlarından ziyade kıymet verdi. Şayet önceki peygamberler zamanındaki oruçları da hesaba katarsanız, Anadolu, Adem Babamızdan bu yana oruca ve oruçluya saygı göstererek geliyor.

Kemalist-komünist zihniyetinin bidalarla Anadolu geleneğini tahrip ettiği zamandan bu yana, Müslümanlar olarak maalesef sokakta bu sıkıntılarla karşı karşıya kalıyoruz. Din düşmanlıklarını “laiklik” perdesinde saklamaya çalışan münafıkların; “benim orucumdan sana ne!...” bed tavrının insanî olmadığını, söyleyenlerin vicdanları da haykırıyordur. İslâmiyet veya geleneğimiz her kesi oruç tutmaya zorlamıyor, belki oruçlunun yanındaki hareketimizi kontrol ederek ahlâklı ve insanî yaşamamıza dâvet ediyor. Yirmi senenin üzerinde öğretmen olarak Alman arkadaşlarla çalıştığım zamanlarda, günümüz Türkiye’sinin sokaklarındaki kadar rencide olmamıştım. İnsanlıkları inkişaf etmiş bilhassa Hıristiyanlar, oruca saygı çerçevesinde oruçluların yanında, yeme ve içmelerine dikkat ederler. Çoğu kez onlardan müsaade alarak uzakça bir köşede ihtiyaçlarını giderirler. Ramazan-ı Şerif’in Avrupa ve Amerika sosyal hayatlarında gördüğü yüksek ilgi ve alâkadan bahis etmeyeceğim. Yalnızca, dinî her motifi siyasetlerine alet eden AKP’nin, hiç olmazsa yardım ettiği dinî cemaatler aracılığıyla “Oruca ve oruçluya saygı” kampanyasını başlatmasını bir kaç seneden bu yana hatırlattığımız halde, her ne hikmetse hiç alâka görmedi. Halbuki bu kampanyayı hem Amerika Kiliseleri ve hem de Avrupa Kiliseleri bir kaç senedir yürütüyorlar.

Orucun ”insanlığımızı keşfetmede” önemli bir aracı olduğunda bütün semavî dinler ittifak ediyorlar. Sokakta veya trafikte cıgarasını oruçlunun yüzüne tellendirenlerin insanlık boyutlarına yardım sadedinde de olsa, böyle bir kampanyanın “sevgi, bilgi ve tolerans” içinde yapılmasında fayda vardı. Aksi takdirde, bu saygıyı ve orucun hikmetini bilemeyen bazı insanlarımız, “insanlık zeminine” de tutunamayıp aşağıya yuvarlanacaklar. Toplumda insanî değerlerden sıyrılmış, sevgi ve hoşgörüden mahrum ve yalnızca hayvanî ihtiyaçlarının peşinde koşuşturanların sayıları arttıkça, idarenin de o denli güçleşeceğini siyasetçilerimiz inşallah biliyorlardır.

Okunma Sayısı: 954
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Fatma

    25.5.2019 10:22:55

    Yazilniza canu gonulden katiliyorum ne yazikki hiristiyan almini ramazana saygisi daha deruni islam ulkelerinde gelip ramazanla hic alakalari da kalmamis durum icler acisi ne yazikki hatta bazi hristiyanlarin daha duyarliligini gorunce ulkem vede islam adina cok uzucu ellinize yuregine saglik doyurucu bir yazi olmus

  • Ahmet Danışmaz

    24.5.2019 03:53:08

    Kendi insanımızın mübarek Ramazan’a olan duyarsız tutumunu görmek bizi derinden yaralıyor. Sizi temin ederim Alman komşularımın arasında Ramazan’ı daha çok hatırlıyor ve anıyorum. Bence her şey birbirine bağlı bir toplumda bir taraf bozulunca bu domino taşı etkisi yapıyor. Uyuşuk, ilgisiz ve tepkisiz bir toplum olduk. En acısı bundan rahatsız olan da çok az. Arada bir böyle değişik yazılar okumak iyi oluyor. Selamlarımla

  • Sultan selim

    24.5.2019 03:48:29

    Bu mübarek anadolu toprağında herşeye rağmen oruç bayrak kadar kutsal olagelmiştir. Yakın zamanda yapılan anket ve sosyal çalışmalar da bu sonucun doğruluğunu ispatlamıştır. Bu teşhisinizde sizi tebrik ediyorum. Dualar ve selamlar

  • Necati

    24.5.2019 01:30:28

    Fevkalade önemli bir noktayı dillendirmişsiniz. Allah tesirini göstertsin,inşaallah ilgililerine. Tebrik ediyoruz.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı