"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Abdulmuttalib’in gözyaşları

Süleyman KÖSMENE
15 Haziran 2019, Cumartesi
İsmail Mermer “Fil olayında Ebrehe’ye karşı Kâbe neden savunulmadı?” - Âdem Saka: “Fil suresinde geçen olay nedir?

KÂBE’NİN HÜZÜN GÜNÜ   

Fillerle donanmış ordusuyla Kâ’be’yi yıkmaya gelen Ebrehe’nin helâk edilişinden bahseden Fil Sûresi, Kur’ân’ın 105. Suresidir. Meali şöyledir:

“Rabbin fil ashabına ne yaptı görmedin mi? Onların planlarını boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine pişkin tuğladan yapılmış taşlar yağdıran sürü sürü kuşlar salmadı mı? Sonuçta Allah onları yenilip ezilmiş ekine çevirdi.”1

Yıl 570. Resulullah’ın (asm) dünyaya teşrifinden bir yıl kadar önce… Hazret-i İbrahim’den (asm) bu yana hacıların ziyaretgâhı olan Kâbe, yüzyıllardır zaten putların ve putperestlerin uğrak yeri olmanın verdiği hüzün ve talihsizlik içindeyken… Yeni bir faciayla karşı karşıya kalıverdi.

Yüzde yüz yerle bir edilecek, hıyanete uğrayacak! Yıkılacak ve insanların beytullah’a teveccühü kırılacak! Yıkılacak ve insanların inançları manipüle edilecek! Yıkılacak ve Yemen’in tek adamının hevesleri putlaştırılacak!

Yemen valisi Ebrehe, Kâbe’ye olan hürmeti kırmak ve kendi heva mabedini putlaştırmak için San’a’da Kulleys adında büyük bir katedral yaptırdı. Katedral’de altın dâhil birçok mücevheri kullanarak hacıların ilgisini çekmek istedi. Ardından bir tanıtım seferberliği başlattı, bütün bölgelerde dellallar çağırttı ve hacıların ve insanların Kâbe yerine Kulleys’i ziyaret etmelerini istedi.

SENİ BİR ADAM SANMIŞTIM  

Fakat insanlar bu zengin katedrali ziyaret edip tavaf etmek şöyle dursun, kimse merak edip ilgilenmedi. Herkes yine Kâbe’ye gitmeye, Kâbe’yi tavaf etmeye, Kâbe’yi büyük ve kutsal görmeye devam etti.

Ebrehe, emir komuta etmenin verdiği güçle, gücün ve kudretin verdiği cesaretle, cesaretin verdiği zehirlenmeyle, zehirlenmenin verdiği gözü karalıkla dehşetli bir plân çevirdi. Güçlü bir orduyla Kâbe’nin üzerine gidecek, Kâbe’nin taştan duvarlarını yerle bir edecekti.

Orduyu fillerle tahkim etti, en büyük fil mamut’u da beraberine aldı, Mekke yakınlarına kadar geldi, burada konakladı. Mekkelilerin yüz kadar devesini gasp etti.

Bu esnada Resulullah (asm) henüz doğmamıştı. Mekke’nin reisi Peygamber Efendimiz’in (asm) dedesi Abdulmuttalip bulunuyordu. Abdulmuttalip Hazret-i İbrahim’den (as) kalan Hanif dinine mensuptu. Putperest değildi. Develerinin gasp edildiğini öğrenince soluğu Ebrehe’nin karargâhında aldı. Ebrehe’den develerini istedi.

Abdulmuttalip develerini isteyince Ebrehe daha da gururlandı.

“Heybetinden seni bir adam sanmıştım. Ben ulu mabedinizi yıkmaya geldim. Sen ise develerinin peşindesin!” Dedi.

Abdulmuttalip:

“Kâbe’nin bir sahibi var Ebrehe! Ben develerimin sahibiyim! Kâbe’nin sahibi beytini korur!”

Bu cevap üzerine çılgına dönen Ebrehe:

“Kâbe’yi bana karşı kimse koruyamaz! Al develerini götür!” dedi.

SÜRÜ SÜRÜ KUŞLAR BELİRDİ  

Abdulmuttalip, Ebrehe’nin şerrinden, fitnesinden, belasından Allah’a sığınarak develerini alıp götürdü. Mekkelilere de şehri terk etmelerini söyledi. Çünkü Mekke’liler putperestti. Kâbe’yi savunacak ne güçleri, ne cesaretleri, ne inançları ne de Kâbe için ölmeye niyetleri yoktu.

Abdulmuttalip gözyaşlarına boğuldu. Bu yalnızlık, bu gariplik, bu inançsızlık, bu hamakat, bu cehalet, bu şeraret, bu belahet, bu körlük, bu karanlık katlanılır cinsten değildi.

Kâbe duvarına, Hacerü’l-Esved’e yüz sürdü ve dua etti.

“Allah’ım! Bu gün bizim, senin mukaddes beytini koruyacak gücümüz yok! İbrahim’in nurunun şahs-ı manevisi hürmetine, Sen, bu çapulcu sürüsünden beytini, hizmetini, himmetini, gayretini koru!” diye yalvardı.

Cenab-ı Allah tarih boyunca nurunun şahs-ı manevisini, en zayıf anında, nice çapulculardan korumuştur!

Ertesi gün Ebrehe hücum emri verdi. Önde en büyük fil Mamut olmak üzere, bütün filleri Kâbe yönüne doğru sürdü. Fakat o da ne? Filler bir duvara toslamış gibi Kâbe yönüne bir adım bile atmadılar. Başka yöne doğru kaçıyorlar, Kâbe yönüne doğru asla gitmiyorlardı.

O sırada gökyüzünde sürü sürü kuşlar belirdi. Bir fırtına gibi gökyüzünü dolduran Ebabil kuşları, ağızlarındaki taşları fırlatarak daha oracıkta Ebrehe ordusunu perişan etti, yenilmiş çiğnenmiş ekin sapına çevirdi.

Dipnot:

1 - Fil Suresi

Okunma Sayısı: 1903
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı