"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Âdi işlerimiz nasıl ibadet olur?

Süleyman KÖSMENE
13 Temmuz 2019, Cumartesi
Lazgin Demir: “Meselâ: Bir şeyi satın aldın. Îcab ve kabul-ü şer’iyeyi tatbik ettiğin dakikada, o âdi alış verişin bir ibadet hükmünü alır.” (Yirmidördüncü Söz/Beşinci Dal/3. Meyve). İcab ve kabul-u şeriye nedir? Burada Üstadın örnek verdiği uygulamalar tam olarak nedir açıklayabilir misiniz?”

ÂDİ İŞLERİ İBADETE ÇEVİRME  

Said Nursî Hazretleri Risale-i Nur’da âdî işlerimizi ibadete çevirecek formüller üzerinde duruyor. Çünkü esasen dünya fanidir ve kendi başına âdidir. İşlerimiz fanidir ve kendi başına adidir. Malımız, makamımız, işimiz, mevkiimiz, gençliğimiz, varlığımız fanidir ve kendi başlarına âdidir ve zulmetlidir. Ancak bunların hepsini bekaya mal etmek, ebedîleştirmek ve daimî yapmak çaresi vardır.

İnsan, “Madem her şey elimizden çıkacak, fâni olup kaybolacak. Acaba bâkiye tebdil edip ibka etmek çaresi yok mu?” deyip, düşünürken birden semavî sadâ-yı Kur’ân işitiliyor. 

Kur’ân der ki: “Evet var. Hem, beş mertebe kârlı bir surette güzel ve rahat bir çaresi var.” 1

Evet, bir iman farkıyla her faniyi ebedileştirmek çaresi vardır. Bu çareyi yok sayıp ağlamak çare olmadığı gibi, bu çareye kulak vermek de öyle zor bir iş değildir. Sadece bir iman farkı yetiyor.

Yediğimiz elmayı, soluduğumuz havayı, içtiğimiz suyu, yaşadığımız hayatı, hissettiğimiz gençliği ebedîleştirmek için, bütün bunları yaratıp ihsan edeni bulmalı ve yönümüzü O’na dönmeliyiz. O’nu dinlemeli, O’na itaat etmeliyiz. O’nun Resulünün (asm) sünnetine ittiba ettiğimiz dakikada, adi işlerimizi ibadete çevirmiş oluruz.

ÂDİ İŞLER NELERDİR? 

Bu bağlamda işler ikiye ayrılır: 1- Âdi işler, 2- İbadetler.

1- Âdi işler, kendi başına bir ibadet vasfı bulunmayan ve günübirlik yaptığımız işlerdir. Yürümek, çalışmak, uyumak, oturmak, çay içmek gibi ibadet olmayan veya ibadet adına yapılmayan her iş âdidir.

2- Bizzat kendisi ibadet olan veya ibadet niteliği kazanan işlerdir. Bunlar tamamen ebediyete mal olmuş, bir anı bile dünyevî olmayan bakileşmiş işlerdir.

İbadetler emir olan davranışlardır. İbadet niteliği kazanmış işler ise, aslında âdi iken sünnet niyetiyle ve sünnetteki biçimiyle yapılmış işlerdir. Bunlar hayatın hemen her alanını kapsayan sünnetlerdir. Sünnet yoluyla davranışlarımızın tamamını âdiyattan kurtarmak, ebedileştirmek ve ahirete mal etmek mümkündür.

Nitekim Üstad Hazretleri’nin ifadesiyle, “doğrudan doğruya Sünnete ittiba etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hatıra getiriyor. O ihtardan o hatıra, bir huzur-u İlâhî hatırasına inkılâb eder…. Ve ondan Şâri-i Hakikî olan Cenab-ı Hakk’a kalbi müteveccih olur, bir nevi huzur ve ibadet kazanır.” 2

İşte alış verişte icap ve kabulü tatbik etmek bunlardan sadece birisidir.

İCAP VE KABUL

İcap ve kabul, İslâm Hukukunda alış verişin rüknü olan bir davranıştır. Alışı veya satışı şer’an başlatır. Bu işlemle mal helâl olarak el değiştirmiş olur.

Klâsik manada icap, malı satıcının “sattım” demesi, kabul de alıcının “aldım” demesidir. Satıcı satma iradesini, alıcı da alma iradesini göstermiştir. Ve helâl bir alış veriş gerçekleşmiştir. Alış verişte irade beyanı, malın el değiştirmesinde satıcının ve alıcının rızasının olduğunu gösterir. Eğer rıza yoksa alış veriş caiz olmaz. Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) “Satım akdi ancak karşılıklı rıza ile olur.” buyurmuştur. 3

İcap ve kabul sözle olabileceği gibi, teati yoluyla da olabilir. Günümüzde teati yolu en çok kullanılan yollardandır. Esas olan rızadır. Satıcının malı sattığına, alıcının malı aldığına rızası varsa, şer’î manada icap ve kabul yapılmış demektir.

Teati yolunda söz yok, fiil vardır. Meselâ alıcı dükkâna girer, ekmeği eline alır, ekmeğin fiyatı belli değilse “ekmek kaç lira?” diye sorar, belliyse sormasına gerek de olmadan, ekmeğin parasını verirse, fiil olarak icap ve kabul gerçekleşmiş olur.

İcap ve kabul yapıldığında, yapılan âdi alış veriş ibadet niteliğine yükselmiş olur.

Dipnotlar:

1- Sözler, s. 27. 2- Lem’alar, s. 50. 3- İbn Mâce, Ticârât, 18; İbn Hanbel, Müsned, 111, 526.

Okunma Sayısı: 1837
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı