"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Eşyanın patenti kime attir?

Süleyman KÖSMENE
08 Temmuz 2021, Perşembe
Karadeniz Ereğli’den Ramazan Çalışan: “Mesnevî-i Nuriye’nin Birinci Lem’a’sında, “Her bir masnuun yüzünde öyle bir sikke vardır ki, ancak her şeyi halkeden Hâlık’a mahsustur. Ve her bir mahlûkun cephesinde öyle bir hâtem vurulmuştur ki, her şeyi yapan Sâni’den maada kimsede o hâtem bulunmaz.” 1 Cümlelerinde geçen sikke ve hatem mefhumlarını açabilir misiniz?

Şok Ayrıntıyı Gözden Kaçırmayalım

Bu cümlelerde anahtar kelimeler sikke ve hatem tabirleridir. Bu sebeple de cümlenin birinci bölümüne alınmıştır. Ve öncelikle bu tabirlere dikkat çekilmiştir. Çünkü insan ülfetle bu tabirlerden dikkatlerini uzaklaştırdığı zaman, Allah’ın onlar üzerindeki tasarrufuna karşı da körlük oluşuyor. Yani her masnuun yüzündeki “sikkeyi” fark edemeyen, hatemi okuyamayan, o sikkenin ve o hatemin her şeyi halk eden Hâlık’a mahsus olduğunu da göremiyor.  

Dolayısıyla başta fark etmesi lâzım gelen şok ayrıntıyı gözden kaçıran, o şok ayrıntının bir Hâlık olmadan olamayacağını da gözden kaçırıyor. Tam bir körlüğe sıkışıp kalıyor. 

Burada sikke veya hatem şok ayrıntıdır. Hem önemli, hem de insan gözünün ilk bakışta fark etmesi gereken, görünen ayrıntıdır. Gözden kaçırılması mümkün olmayan ayrıntıdır. Lüzumsuz ve gözden kaçabilecek ayrıntı değildir. 

Bu cümlelerde bürhan-ı innî metoduyla, yani eserden müessire giden bir yol ile Allah’ın yarattığı masnulardaki patente dikkat çekilmiştir. Dolayısıyla, “her masnuun yüzünde Sani’e ait bir sikke, her bir mahlûkun cephesinde Hâlık’a ait bir hatem bulunur” deseydi, Hâlık’ı ön plana almış olurdu. Yani Müessirden esere geçmiş olurdu. Oysa adamın Müessir’e inancı yoksa, eserden başlamak elzem olur. İşte “öyle bir sikke vardır ki” ibareleriyle sikkeyi ve hatemi öne alarak eserden Müessire geçmiştir. Böylece sikkenin ve hatemin evvelemirde gözden kaçmaması gerektiği vurgulanmıştır. 

Eşyanın Telif Hakkı  

Günümüzde moda bir teknik tabir olan “patent”, bir teknolojik ürünün telif hakkının kime ait olduğunun ifadesidir. Bu durum, ürünü benzer kopyalarından korur ve üründe kaliteyi ifade eder. Patenti olmayan bir ürünü kimse kullanmak istemez. Ve patent sahibi, ürünü üzerindeki sahiplik hakkını hiç kimse ile paylaşmaz.  

Risale-i Nur’da “sikke, hâtem, turra, mühür, imza” gibi tabirler, bizi her mahlûk üzerindeki tek sahiplik hakkını aramaya ve bulmaya götürür. Her zerre üzerine, işin Allah’a ait olduğunu tescil eden sikke ve hatemler vurulması, sikkesiz ve hatemsiz tek bir zerre olmaması bütün yaratma işini Allah’a teslim eder.  

İşte bu sikke ve hatemler kendi fıtrî diliyle “La ilahe illallah” kelimesini ilân ediyorlar. Çünkü bu sikke ve hatemler öyle gizli şifrelerle kodlanmıştır ki, bu kod ve şifreleri çözen ve okuyan bir ilim dalı henüz keşfedilmemiştir.    

Şirke Asla Yer Yoktur

Çip dünyasını bilirsiniz. Kartuş firmaları kartuşlara kopya dolum yapılmasın diye çip koyarlar. Ta ki kendi kartuşları satılsın. Ne var ki bilgisayarcılar bu çipleri bozup korsan dolum yapabiliyorlar. 

Aynı korsanlık yaratılan hiçbir şey için yapılamıyor. Yani tabiata korsanlık müdahale edemiyor. Yani şirke asla yer yoktur. Tabiatta sistem bozukluğu görmek mümkün değildir. Hiçbir şeyin kopyası yapılamıyor. Hiçbir şeyin bir benzeri icad edilemiyor. Plastik çiçekler ve böcekler sadece iğreti bir taklitten ibarettir. Sanal dünya, korsan dünya tek bir zerrenin hakikî benzerini yapmaktan acizdir. Suyun H2O olduğunu biliriz. Ama bu gün geldiğimiz gelişmiş bilim ve tekniğimizle tek bir su damlası yapma gücümüz yoktur. Çünkü su damlasındaki sikke ve hatem buna izin vermiyor. Çünkü su damlasındaki sikkeyi ve hatemi okuyamıyoruz. Bir çekirdeğin toprak altındaki uyanışının sırrını çözemiyoruz.  

Kâinattaki bütün her şeyin patent hakkının Allah’a ait olduğunu Kur’ân “Yedi gök ve yer, bir de bunlar içinde bulunanlar Allah’ı tespih ederler. Hiçbir şey yoktur ki Allah’ı tespih ediyor olmasın.” 2 Âyetiyle ilân ediyor. 

Dipnotlar:

1- Mesnevî-i Nuriye, s. 14. 2- İsra Sûresi: 44.

Okunma Sayısı: 1163
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ramazan Çalışan

    8.7.2021 13:55:18

    Oysa bu cümleyi ilk okuduğumda kesin baskı hatası vardır demiştim. Sizin,bu cümlelerde anahtar kelimeler sikke ve hatem tabirleridir. dedikten sonra Dolayısıyla, “her masnuun Sani’e ait bir sikke, her bir mahlûkun cephesinde Hâlık’a ait bir hatem bulunur” deseydi, Hâlık’ı ön plana almış olurdu. Yani Müessirden esere geçmiş olurdu. Oysa adamın Müessir’e inancı yoksa, eserden başlamak elzem olur.Diyerek sırrın üzerindeki perde aralanmış oldu.Teşekkür ederim.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı