"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Tesbihat baskılarında Sadıkîn ifadesi

Süleyman KÖSMENE
30 Kasım 2021, Salı
Ahmed Zeki Bey: “Üstad Hazretleri Şuâlarda tesbihattaki ‘essadikin’ kelimesini kaldırdığını ifade ediyor. Böyle bir kaldırma varsa, tesbihat baskılarında varlığını neden devam ettiriyor? Bilmediğimiz bir hikmeti var mı?”

Metinlerde “Sadıkîn” Kelimesi

Bediüzzaman Hazretleri Şuâlar’da şöyle diyor: “… Duâlarda “talebete Raseili’n-Nur’is-Sadıkîn” cümlesinden “Es-Sadıkîn” kelimesini kaldırdım; tâ ki, ruhsatla amele kendini mecbur bilen ve sıkıntının verdiği evham ve me’yusiyet cihetiyle zahirî inkâr ve çekinmekle azimet ve sadâkate muhalif hareket eden kardeşlerimiz o duâlardan mahrum kalmasınlar.” 1

Bu mektupta zikredilen tasarruf, tesbihatın bazı duâlarında “Risale-i Nur Talebesi” kelimesinden “sadıkîn” sıfatını kaldırmaktır. Tasarruf Bediüzzaman Hazretleri’ne aittir. 

Namaz tesbihatında üç yerde “talebete raseil-i’n-nur’is-sadıkîn”; bir yerde de yalnız “talebete raseil-i’n-nur” ibaresi vardır.  

Şöyle ki: Sabah ve akşam namazlarında “ecirna” ile yapılan şerlerden istiaze bölümünde “sadıkîn” ibaresi mevcuttur. Cennete girme isteğini ihtiva eden metinlerde de “sâdikîn” ibaresi yer alıyor. Mağfiret eyle, merhamet eyle, lütfeyle metinlerinde de “sâdikîn” ibaresi vardır. 

Fakat sabah ve ikindi namazlarından sonra Esma-i Hüsna ile yapılan “Cehennem ateşinden muhafaza eyle” duâları bölümünün sonunda gelen “talebete raseil-i’n-nur” ibaresinde “sadıkin” ifadesi mevcut değildir. İşte Bediüzzaman Hazretlerinin tasarrufu burada olmuştur.    

Sadâkat Bir Sıfattır 

“Sadıkîn” ibaresi Arapça’da “sadıklar” demektir. Sadık kelimesinin çoğuludur. “Talebete raseil-i’n-nur’is-sadıkîn” olunca manası “sadık nur talebeleri” olur. Sadakat bir sıfattır. Her sıfatta olduğu gibi, bu sıfatta da dereceler vardır. Her Nur Talebesi “sadık” olmakla beraber, sadâkati aynı ölçüde olmayabilir. Esasen Nur Talebesi için “sadâkat” ağır bir imtihan sorusudur. Çünkü Risale-i Nur’dan esaslı bir sadâkat dersi alıyor. Malûm, her dersin imtihanı olur. Esaslı olarak verilen dersin imtihanı da haliyle olur ve bu daha çetindir.

Bu durumda bu metnin manası, “Nur Talebelerinden sadâkatte çıtanın üstünde olanlar” olacaktır. Bu demek oluyor ki, Nur Talebelerinden sadâkatte çıtayı aşanlar nefisten, şeytan şerrinden, deccal ve süfyan şerrinden, kabir azabından, ucbdan ve kibirden ve sair seyyiattan Allah’a sığınmakta birbirlerine duâ ediyorlar. 

Keza Nur Talebelerinden sadâkatte ileri olanlar Allah’ın afvında, fazlında, lütfunda, mağfiretinde, Cennete girmekte, makbul amel işlemekte, makbul ve verimli hizmet etmekte de birbirlerinin annelerine, babalarına, arkadaşlarına, dostlarına, ecdadına, dine ve imana hizmet eden bütün halis mü’minlere ve birbirlerine duâ ediyorlar. 

Fakat sadâkatte derecesi ne olursa olsun her Nur Talebesi Cehennem ateşinden Allah’a sığınmakta bütün esmayı şefaatçi yaptığı duâsına bütün Nur Talebelerini dâhil ediyor. 

Böylece her bir Nur Talebesinin yaptığı her bir tesbihat, inşallah makbul duâlardan oluyor. 

Burada şu notu da düşelim: Nur Talebelerinin yaptığı her bir namaz tesbihatındaki duâya daha fazla mazhar olmak için sadâkatte, istikamette ve tesanütte daha fazla ileri dereceli olmak gerekiyor. 

Ne kadar sadâkat, istikamet ve tesanüt, o kadar duâlara mazhariyet! 

Rabbim yardımcımız olsun. Âmin.

Kime Karşı? 

Bediüzzaman Hazretleri iman hizmetini bir şeyhe, bir halifeye, bir ağabeye değil; şahs-ı manevîye bırakmıştır. Vazife şahs-ı manevînin omuzundadır.  

Öyleyse Nur Talebesinin sadâkat göstereceği şeyhi, şahs-ı manevîdir. 

Şahs-ı manevî ise meşveret-i şer’iye etrafında şekilleniyor, hizmet ediyor. O halde sadâkat, meşveret-i şer’iyeye karşı gösterilecektir. Çünkü meşveret-i şer’iyede ihtilâf yoktur; insicam, ittihat ve hakkın hatırı vardır. Yol budur!

Kişi “ben de bilirim; ben de şöyle düşünüyorum” diyebilir. Ama düşüncesi ferdîdir. Umumî Şûrâ nurundan ve şahs-ı manevî feyzinden uzaktır.   

Dipnot:     

1- Bediüzzaman, Şuâlar, Yeni Asya Neşriyat, 

İstanbul, 2005, s. 528.

Okunma Sayısı: 1887
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Mehmet özdemir

    30.11.2021 11:45:56

    Süleyman abi Allah razı olsun çok güzel izah ettiniz, ferahladık

  • Hasan Sinan Kosmaz

    30.11.2021 03:13:20

    Allah Razi olsun. Rabbim bizi islah eylesin ve istikamet üzere yasamayi son nefesimize kadar nasip eylesin.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı