"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

İstanbul hikâyesi dinlemeye var mısınız?

Zeynep ÇAKIR
26 Kasım 2021, Cuma
İstanbul’dan Üsküdar’a yol gider/ Hanımlara deste deste gül gider... Bir şarkı sözünden İstanbul hikâyesi dinlemeye var mısınız?

Günümüzde her yere İstanbul demek adet olmuş. Hadımköy de İstanbul, Ataşehir de... Şehrin bir ucundan öbür ucuna bir başka şehire rahatlıkla gidilebilecek saatleri harcıyoruz. Semt gibi algılıyoruz, ama değil işte. Uydu olsun, eski yerleşim olsun, onlar İstanbul’un banliyösü, köyü, otlak, çayır, tarla,  çiftlik, mandıra, korusu, mesiresi, ormanı, hatta deresi. Dolapdere, Büyükdere gibi ... gayr-ı meskûn mahallere yerleşim yapıldıkça hepsi birbirine zincir gibi bağlanmış. 

Eski İstanbul bildiğimiz sur içi. Gerçi onu da surların çoğu aşındığı, kalktığı için nereden başlayıp nerede bittiğini çoğumuz tam bilmiyor. Bu sur kapılarından Topkapı, Edirnekapı en bilineni. Ahırkapı, Yenikapı, Kumkapı, Azapkapı gibi sadece ismen bildiklerimiz belki... 

Merkez şehir eski metinlerde Nefs-i İstanbul tabir edilirmiş, yani şehir merkezi. Bilâd-ı Selase ise Eyüp, Üsküdar, Galata yani İstanbul’un kazaları ve buralarda kaza makamı yani adlî yönetimin icra edildiği kadılıklar kurulup merkezin işi kolaylaştırılmış.

Afyon Bolvadin göçmeni olan rahmetli Zehra Ablamın kayınpederi Ümraniye’de otururken dükkânına mal almak için “Bugün İstanbul’a inecem” demişti de şaşırmıştım. O çaylak halimle “Ee burası da İstanbul değil mi?” demiştim. Onlar işin künhüne vakıf eskilermiş tabiî. Biz işte şimdi bir avuç yer olan payitaht merkezini denizden karadan görünce bu yüzden büyülenmiş, efsunlanmış gibi oluyoruz. Boğaz ve sayfiye köyler de bir o kadar harika, ama işte eski kullanımında onlar da ya kışlık konak sakinlerinin yazlığı, göçmen ve gayrımüslim ahali yerleşimi ya da yabancı elçiliklerin ağırlanma yeriymiş.

Bir arkadaşım derdi ki; “Biz Çalışlar’dan Bakırköy’deki anneannemlere bavul hazırlayıp kalmaya giderdik.”

Hasılı demem o ki tabiî ki İstanbul’un köyleri, ilçeleri eskiden beri şehrin sakinlerine yurt yuva olmuş çok eserler bırakılmış. Fakat öyle bir ucundan öbür ucuna gün içinde gidip gelmelerin baş döndürücü hızıyla koşusturmazlarmış. Böyle koştursalar da isimler belliymiş. İstanbul’a gidilir, Üsküdar’a geçilir, Çamlıca’ya çıkılırmış. Beldelerin sınırları belli, sakinleri trafik siniri nedir bilmeden asude bir tenezzüh ve temaşa ile seyr ü sefer ederlermiş vesselâm.

Ve şarkılarda İstanbul’dan Üsküdar’a yol gider, sevgili Küçüksu’da görülür, ama sadece gözlerinden bilinirmiş.

Okunma Sayısı: 743
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • M. Zeki

    26.11.2021 12:35:31

    "İstanbul'da yaşamak veya İstanbul'u yaşamak! " Tebrik ve dua ile.

  • Cemal ozkaya

    26.11.2021 07:46:49

    Izmir içinde böyle çiğli de oturanlar konak taraflarına giderken izmire gidiyorum diyorlar.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı