Click Here!
      "Gerçekten" haber verir 06 Şubat 2008

Eski tarihli sayılar

Görüş, teklif ve
eleştirilerinizi
[email protected]
adresine bekliyoruz.
 

Faruk ÇAKIR

İstibdada tokat



Son tartışmalar Türkiye’nin ‘düzlüğe’ çıkabilmesi için; daha hür ve daha demokrat olmak gerektiğini bir defa daha gösterdi. Buna ilaveten, ‘önce ekmek’ diyerek bir yere varılamadığı da görüldü.

‘Yasakçı’ların ürettiği korkular, sürekli olarak hür ve demokrat olmanın yolunu tıkadı. Bir hak talep edildiğinde, “Vay, sen de mürtecî mi oldun?” denilerek hak ve adalet isteyenler bu güne kadar susturuldu. Yürürlükteki bazı kanunlar da, hak ve hukuk taleplerini sınırlamak için kullanıldı.

‘Baskı/istibdad’ ile bir yere varılamayacağını görmek için bunca bedel ödemeye gerek var mıydı? Düşüncelerini ifade ettiği için suçlananlar ve mahkûm edilenler, ‘demokrat’ geçinenler için bir bakıma ‘turnusol kâğıdı’ görevini de ifa etmiş oldular. Son günlerde bir meslektaşlarının, sırf ‘konuştuğu’ için mahkûm edilmesine ses çıkarmayıp, ‘başörtüsü yasağını devam ettirmek için’ şaha kalkan akademik kadronun halini düşünün...

Ama bütün bu çelişkilerin, netice itibarıyla hayırlı neticeleri de oluyor. Normal şartlar altında başörtüsü yasağına karşı çıkmayan ya da bunu dile getirmeyen insaf ehli ‘solcu’lar (hatta ‘ateist’ler bile) haksızlığın ayyuka çıkması üzerine başörtüsü yasağına karşı çıktıklarını ilân ettiler. Öyle ki, ikisi de ‘solcu’ olan ‘kardeşler’ bile ‘ihtilâfa’ düştü. ‘Ateist’ olduğunu ilân eden bazı ‘aydın’lar bile yasağın sona ermesini, başörtülü öğrencilerin üniversiteye gidebilmesini savunmaya başladı.

Yasağı savunanların insafsızlıkta haddi aşması, temelde üniversitelerde yaşanan ‘istibdad’ı da gündeme taşımış oldu. Bir öğretim üyesinin ‘dogma’lara karşı çıkmak adına ‘mütedeyyin insanları’ rahatsız edecek şekilde mektup yayınlaması, başka bir öğretim üyesinin ‘Başörtülülere hak ettikleri notu vermeyebiliriz’ anlamına gelecek sözler sarf etmesi, ‘solcu’ları bile çileden çıkardı.

Bu anlamda, çarenin ‘özgürlük’ olduğu, bunun için de önce üniversiteyi özgürleştirmek gerektiği hatırlatıldı. İsmet Berkan, “Önce üniversiteyi özgürleştirsek” başlıklı yazısında şöyle dedi: “Bana soracak olursanız üniversitemizin en önemli sorunu, üniversitenin üniversite olmamasıdır. Orası üniversite değil de bir ‘yükseköğrenim kurumu’ olduğu için, yani bir çeşit yüksek lise olarak görüldüğü için, üstelik de tek merkezden yönetildiği için, sorunlar çözümsüz kalıyor. (...) Bizim 12 Eylül darbe rejiminin eseri olan 2547 sayılı ünlü Yükseköğrenim Kanunu’muzun 4. maddesi aynen şöyle başlar: ‘Yükseköğretimin amacı: a. Öğrencilerini; 1. Atatürk inkılâpları ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı; 2. Türk milletinin millî, ahlâkî, insanî, mânevî ve kültürel değerlerini taşıyan, Türk olmanın şeref ve mutluluğunu duyan; 3. Toplum yararını kişisel çıkarının üstünde tutan, aile, ülke ve millet sevgisi ile dolu; 4. Türkiye Cumhuriyeti Devletine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getiren; 5. Hür ve bilimsel düşünce gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı...’

“Görüyor musunuz, yasamız yükseköğretimin amacını anlatırken ‘bilim’ kelimesine, ‘hür düşünce’ye ancak beşinci bende geldiğinde yer bulabilmiş. (...) ‘Atatürk inkılâp ve ilkeleri doğrultusunda Atatürk milliyetçiliğine bağlı’ öğrenci yetiştirme amacı üniversitenin amacı olabilir mi? Atatürk’ü eleştirmeye yeltenen profesörün hapis cezasına çarptırıldığı bir ülkede başka ‘dogma’ aramaya gerek var mıdır? (...) Orası üniversite mi, beyin yıkama, faydalı vatandaşlar yetiştirme merkezi mi?” (Radikal, 5 Şubat 2008)

Tartışmalar şunu gösteriyor: Yasakçılar kendi kazdıkları kuyuya düşecek inşallah.

06.02.2008

E-Posta: [email protected]


 
Sayfa Başı  Yazıcıya uyarla  Arkadaşıma gönder  Geri


Önceki Yazıları

  (05.02.2008) - Eğip bükme, eğit

  (04.02.2008) - ‘Kırık el’le kavgaya tutuşanlar

  (03.02.2008) - Yasakçılar köşeye sıkıştı

  (02.02.2008) - İçten tahrip

  (01.02.2008) - Millet kararını vermiş

  (31.01.2008) - Eleştiriye de hapis

  (30.01.2008) - Dün burs verirdim, bugün sadaka veremiyorum

  (29.01.2008) - Yıkılmak için yapılan duvar

  (28.01.2008) - Şimdi de milleti ‘azınlık’ yaptılar

  (27.01.2008) - Başka yolu yok

 

Bütün yazılar

YAZARLAR

  Abdil YILDIRIM

  Abdurrahman ŞEN

  Ali FERŞADOĞLU

  Ali OKTAY

  Cevat ÇAKIR

  Cevher İLHAN

  Davut ŞAHİN

  Fahri UTKAN

  Faruk ÇAKIR

  Gökçe OK

  Habib FİDAN

  Hakan YALMAN

  Halil USLU

  Hasan GÜNEŞ

  Hasan YÜKSELTEN

  Hülya KARTAL

  Hüseyin EREN

  Hüseyin GÜLTEKİN

  Hüseyin YILMAZ

  Kazım GÜLEÇYÜZ

  Kemal BENEK

  M. Ali KAYA

  M. Latif SALİHOĞLU

  Mahmut NEDİM

  Mehmet C. GÖKÇE

  Mehmet KAPLAN

  Mehmet KARA

  Meryem TORTUK

  Mikail YAPRAK

  Murat ÇETİN

  Murat ÇİFTKAYA

  Mustafa ÖZCAN

  Nejat EREN

  Nimetullah AKAY

  Nurettin HUYUT

  Raşit YÜCEL

  Rifat OKYAY

  S. Bahattin YAŞAR

  Saadet Bayri FİDAN

  Sami CEBECİ

  Sena DEMİR

  Serdar MURAT

  Suna DURMAZ

  Süleyman KÖSMENE

  Vehbi HORASANLI

  Yasemin GÜLEÇYÜZ

  Yasemin Uçal ABDULLAH

  Yeni Asyadan Size

  Zafer AKGÜL

  Zeynep GÜVENÇ

  İslam YAŞAR

  İsmail BERK

  İsmail TEZER

  Şaban DÖĞEN

  Şükrü BULUT


 Son Dakika Haberleri