"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Garip fatih, karip fetih

Ahmet BATTAL
27 Ekim 2019, Pazar
AKMHP Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Cuma namazını Çamlıca Camii’nde kılmış ve ardından yine mikrofonu yakalamış.

(Biz istesek verirler mi acaba? Ya da meselâ muhalefet partisinin lideri “ben de camide mikrofondan seçmenime veya halkıma hitap etmek istiyorum” dese vermek mi gerekir, caiz midir? Daha da önemlisi iktidar değişse ve meselâ CHP’li ya da DP’li cumhurbaşkanı mikrofon istese ne olur? Ne olmalıdır? Neyse.)

Erdoğan bu sefer kısa konuşmuş:

“Hocanın az önce okumuş olduğu Aşr-ı Şerif’te, küffara karşı şiddetli olmamızı Rabbim bizlere emrediyor. O bizler kim? Muhammed ümmeti. Dolayısıyla kendi aramızda da merhametli olmamızı bize emrediyor. Kendi aramızda merhametli olacağız. Küffara karşı da şiddetli olacağız. Suriye’de olduğu gibi.”

Okunan âyette “e şiddau alel küffari, ruhamau beynehum” deniyor. Yani mealen “Mü’minler kâfirlere karşı şiddetli, ama kendi aralarında merhametli ve yumuşak olurlar” deniyor.

Bu âyetin kapsamındaki “kendi aralarında” kısmına kimlerin girdiği belli. Mü’minler arasında merhamet şart.

İnşallah bu emrin gereğini adaleti tesis etmeye çalışan “dindar” savcılar ve hâkimler de tatbik ederler.

Âyetin “kâfirlere karşı” kısmına gelince.

Kâfirler kimlerdir?

Kâfirlere karşı şiddetli olmanın bu çağdaki anlamı nedir?

Suriye’de kimler kâfir?

Devlete isyan eden dinden çıkıp kâfir olur mu?

Kâfir devlete isyan eden de kâfir mi olur?

Birilerinin Müslüman dediği devlete kâfir devlet sıfatını yakıştıran da dinden çıkmış mı olur?

Bu zor sorular yerine başka sorular mı sormak lâzım?

Meselâ acaba bu çağda terör meselelerini kâfir kavramı yerine başka kavramlarla mı düşünmek lâzım?

Geçelim.

Erdoğan konuşmasının devamında şunları söylemiş:

“İnşallah Suriye’de Rabbim bizlere vadetti; ‘Nasrun minallahi ve fethun karib. Ve beşşiril mu’minin.’ Şu anda olduğunu gördük. Görüyoruz. Ve Allah’ın izniyle göreceğiz.”

“Yani Suriye’de biz Müslümanlar Kâfirlerle savaşıyoruz. Ve âyetin müjdelediği fetih kariptir, yakındır” demek istemiş.

“Acaba böyle midir?” diye yirmi otuz sene sonra hocalara sorsak ne derler?

“Bir garip fatih geldi geçti bu dünyadan” mı?

Okunma Sayısı: 2570
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Abdullah Tunç

    27.10.2019 06:16:07

    Kavrmlar,bakışlar,anlayışlar o kadar birbirine karışmış ki doğru ayırt etmek bir sorun haline gelmiş.Elinde güçlü kuvvetli ölçüler, mihenkler olmayayan ların şaşırmaması, yanılmaması mü kün değildir.Bel ki de tarihin hiç bir devrinde kavramlar bu kadar birbirine karışmamış,anlayışlar bu kadar yer değiltirmemiştir. Yüzde yüz doğru olanlar bile şek'li hale getirilmiştir.Hele yalana o kadar çok yer verilmiş ki adeta yalanlar doğru,doğrular yalan olarak kabul edilir hale gelmiş.Bu da derin bir ahlaki dejenerasyonu gös teriyor.Ahlaki bir çöküşün işareretidir. Toplum bu hale nasıl geldi,nasıl geti rildi bu da ayrı bir araştırma konusu. Ahmet hocamın soruları yerinde. Cevap bekliyor ki kavramlar yerli yerine otursun.Akla karalar birbirine karışmasın,yanlış hükümler verilme sin.Ve dehşetli hatalara,günahlara düşülmesin...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı