"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kendimizi sorguluyoruz-2

Ahmet BATTAL
11 Kasım 2021, Perşembe
Geçen hafta bugün “‘Ama onlar!’a dahil masumlar ve suçlular” başlıklı bir yazımız yayınlandı. Amacımız siyasetçiye ve adaletin hizmetinde olduğunu söyleyen resmî zevata “FETÖ damgası”nın anlamı konusunda yardımcı olabilmek için bir tasnif yapmaktı.

O yazımıza gelen bazı eleştiriler üzerine önceki gün de “Kendimizi sorguluyoruz” başlıklı bir yazı yazdık. Son dönemde en çok yorum ve etkileşim alan yazılardan biri oldu. 

Üçü şöyle:

Zübeyir: “Okuyucu değerlendirmelerine kulak vererek böyle bir yazı yazmanız takdire şayan. Başlık da güzel ve anlamlı. Teşekkürler.”

Hür: “Bu yorumlara sebep olan yazınız da yorumları dikkate alarak yazdığınız şu yukarıdaki yazınız da çok gerekli ve yerindeydi tebrik ederim.”

Abdurrahman Aydın: “Bu konuda yazdığınız önceki yazı tam arşivlikti. Ancak bazılarının bu yazıları şimdi değil, 20 sene sonra okuması gerekiyor. O yüzden üzülmeyin. ‘İnsanların beşte biri, her zaman, her şeye karşıdır’.” 

Bu “yirmi sene” teklifi bizim için uyarıcı oldu. Zaten, beş senedir, bu konuları, yanlışa düşmekten ve kalp kırmaktan korkarak ve “yazdıklarımız şimdi işe yaramasa da hiç değilse tarihe not düşüyoruz” diyerek yazıyoruz. 

Nitekim “bir köy öğretmeni” de şu maili gönderdi: “Sayın Hocam, öncelikle mağduriyetleri gündemde tutmanız çok önemli. İnsanların içi yandı. İmam Cuma günü hutbeye çıkınca acaba yine ne hakaret edip iftira yazısını okuyacak endişesi ile camiye gidiyorum. Yaşadığım mağduriyeti Allah’tan başkası bilmez anlatsam anlamaz, anlamıyor veya anlamak istemiyor. Artık havadan nem kapar olduk. Yazdığınız yazı tabiî ki iyi niyetli, fakat insanlar artık çok yıprandı ve çabuk inciniyor. Satır arası bir harf, bir kelime bile derisi yüzülmüş tahriş olmuş cildi acıtabilir. Bu belki normal bir kelime fakat dokunan cilt ya da deri normal değil. Bazı meseleleri normal zamanlarda değerlendirmek hepimiz için daha olumlu olur. Siz yaralı insanlara cevap yazarken bile incinme hissi olabilir. Duruşunuz tabiî ki çok önemli ve değerli. Saygılarımla.”

Biz, erken bir kıyamet kopmazsa zaten gelecek olan o “normal zamanlar”ın tez gelmesi için yazıp çiziyoruz. 

Ama okuyucularımıza da bu konuda büyük görev düşüyor. 

Bilhassa Yeni Asya Araştırma Merkezi’nce hazırlanan ve Gazetenizde bu günlerde yayınlanan “Öncesi ve sonrasıyla 15-20 Temmuz süreci ve Yeni Asya” başlıklı yazı serisini bütün muhataplara okutmak çok kıymetli. 

Bir de Genel Yayın Yönetmenimiz Kâzım Güleçyüz’ün “Cemaat ve İktidar” kitabı ile “Cemaatler ve Toplum-Siyaset-Devlet” adlı kitabı herkese ulaştırılmalı. 

Zira işin özü şu: Devlet devletliğini bilecek. Yani vatandaşlarının dinine, ideolojisine, mezhebine, cemaatine bakmadan ve lehte ya da aleyhte bir ayrımcılık yapmadan hizmetkâr olacak. 

Sivil toplum kuruluşları ve bilhassa dinî cemaatler ise cemaatliğini bilecek: Mensuplarının ihlâslı ve uyanık olmasını birinci şart olarak görecek. Bir de devleti “ele geçirmek” gibi zokalı yemli projelerden uzak durmayı başaracak. 

Zira demokraside “devleti ele geçirmek” denilen şey dünyaya dairdir ve siyasetin ve partilerin işidir. Ahirete talip olan ve ölümü öldürmeye çalışan dindarların işi değil. Din hizmeti sivil alanda yapılırsa samimiyete kapı açar. 

Devlet demokratların elinde olsun, dinsize ilişmediği gibi dindara da ilişmesin yeter. Adeta “gölge etmesin yeter, başka ihsan istemez”. Zira bu çağda devletin en büyük hizmeti adaletidir ve en büyük ihsanı din ve vicdan hürriyetini teminat altına almasıdır. 

15-20 Temmuz dine ve dindarlara musallat olmuş bir musîbettir.  

Bir musîbet bin nasihatten iyidir. 

Ama ders alınırsa! 

Haydi gayret…

Okunma Sayısı: 1658
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • süleyman ALIÇ

    11.11.2021 16:25:23

    Teşekkürler Ahmet hocam Allah razı olsun her zaman olduğu gibi bu gün de gayet hakikatlı bir yazı yazdınız, Abdurrahman Aydının yorumu ve sizin cevabınızı okuyunca Üstad Bediüzzamanın şu; "İstikbalde gelecek nefret ve tahkirden sakınmak için, şu mahrem zeyil yazılmıştır. Yani, “Tuh o asrın gayretsiz adamlarına!” denildiği zaman yüzümüze tükürükleri gelmemek için veyahut silmek için yazılmıştır." ifadeleri aklıma geldi evet herkes görevini bilmeli, zaten herkes görevini bilseler hiç bir nizaa ve proplem de çıkmaz

  • mehmet terzi

    11.11.2021 10:20:17

    Sayın Ahmet bey sizlerin yazılarını dikkatle takip ediyorum. Bazen farklı düşündüğümüz konular olsa da bakış açımı değiştirdiniz. Değerlendirmeleriniz çok değerli ayrıntılara takılmadan ifadelerinizi yekten söylemeniz herkes için önemli, keşke dememek için iyi ki demek gerçekten önemli

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı