"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Ne yöne dönmeyelim?

Ahmet BATTAL
11 Haziran 2019, Salı
Geçen haftaki “ne yöne dönelim” başlıklı yazımızı hatırlıyorsunuz.

İktisadi bazı hususları ve rakamları bahane ederek Türkiye’yi ve aslında dolayısıyla tüm İslam dünyasını AB ve ABD eksenli ve insan hakları ve hürriyetler temelli “Hür Dünya”dan koparıp kendi hayalleri ve ideolojileri uğruna Rusya ve bilhassa Çin merkezli kuzey doğuya yöneltmeye çalışan bir siyasi ve sosyal hareketin AKP ve devlet üzerindeki mevcut ve muhtemel etkilerinden söz ettik. 

İlginç tepkiler ve bilgiler geldi. 

Sosyal medyadan okuyan bazı kişilerin yazımıza önyargıyla yaklaşmış olmalarını artık anlayabiliyoruz. Mesela bunlardan biri “yazar Ak Parti yerine AKP dediğine göre muhaliftir, vereceği her bilgi ve hüküm de peşinen yanlıştır” diyor. Bu zavallıları geçelim. 

O yazıdan sonra bilhassa “vatanseverlik” merkezinde Perinçek-Ünlü yakınlaşması gibi yeni gelişmeler ve hatta birleşmeler de ortaya çıktı. Elbette işin arkasında, aslında tam bir iç siyaset malzemesi olan “beka meselesi” söylemi ve “ya İstanbul partimizin elinden giderse” korkutmacası var. Bir de bazı karanlık ocakların emelleri…

Siyasi ve sosyal akımlar ve gruplar arasında ilkeler çerçevesinde şekillenen işbirlikleri ve yakınlaşmalar bir ölçüye kadar anlaşılabilir. Ancak bunun için de ilkelerin kalıcı ve şeffaf olması gerekiyor. 

Mesela yirmi sene önceki 28 Şubat süreci ve davaları veya on sene önceki Ergenekon yargılamaları sırasında konuya hangi ilkelerle bakılmışsa şimdi de aynı ilkelerle bakılması lazım. 

Elbette “kim söylerse söylesin”, ya da “kim inanırsa inansın”, doğru doğrudur yanlış da yanlıştır. Dolayısıyla “vatanseverlik paydası”nda buluşanlar elbette doğru yerde buluşmuş olurlar. Ama kelimelerin içini doğru doldurmak kaydıyla. 

Allah muhafaza, mesela bir “kurtuluş” “savaş”ında aynı “düşman”a “karşı” elbette hep birlikte “cephe”de oluruz ya “şehit” olmak için ölürüz ya da “gazi” olmak için öldürürüz. 

Ama kurtuluş, savaş, cephe ve düşman kavramlarına yüklediğimiz anlamlar ortak değil ise ne yapacağız? 

Yani mesela kitap yazıp ya da ekrana çıkıp veya miting otobüsünden “savaştayız, yanımda değilsen karşımdasındır ve düşmanım olarak ezilmeyi, sürülmeyi ve hatta ölmeyi hak ediyorsundur” diyen bir yaklaşıma ne diyeceğiz?

Yani vatanı niçin seveceğimiz hususunda ve bilhassa vatanı sevmenin gereği olarak ne yapacağımız hususunda farklı düşünenlerle vatanseverlik hususunda birleşebilmek ne ifade edebilir ki? 

Mesela “vatanseverlik insan haklarından ve hukuktan vazgeçmeyi gerektirir” diyenlerle vicdanen birleşebilir miyiz? 

Mesela “vatanseverlik başkalarını yutmakla beslenen türden milliyetçilik yapmayı gerektirir” diyenlerle fikirde birleşebilir miyiz?

Mesela “vatanseverlik ’NATO, ABD ve AB daimi ve kalıcı düşmanımızdır’ demeyi gerektirir” diyenlerle siyaseten aynı yöne bakmamız mümkün mü?

Mesela “Ergenekon yalandır” ve “Ergenekon yalanı Amerikan planı” diyen ve bu görüşünü sürdürenlerle nasıl bir arada olacağız?

***

AKMHP Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen bayram namazı çıkışında, Çamlıca Camii önünde, yenilenecek İstanbul seçimi süreci ile ilgili bir soru üzerine açıklama yaparken “… itirazî kaydımızı düştük” dedi.

Danışmanlarından ve yakınlarından rica ediyoruz. “İtirazî” kayıt diye bir terimin olmadığını, bu kelimenin doğrusunun “ihtirazî kayıt” olduğunu anlamıyla birlikte kendisine anlatsınlar. 

İhtirazî kayıt’taki ihtiraz, “hırz” yani korumak kökünden gelir ve “bir hakkı korumak için bir belgeye ya da bir hükme bir kayıt ya da şart koymak” demektir. 

Okunma Sayısı: 1374
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Gündüz Alp-2

    11.6.2019 18:10:49

    İktidar cephesinde yaşanan durum bir "Sakramentalizm" halidir. Yani "Kutsamacılık." Kutsalını, olmayanla değiştiren kitleler; bu yeni ideolojik dinin narkozundan çıkabilmiş değiller. Partiyi, particiliği, liderini kutsayan; "cihat" olarak kabul eden, "kutlu dava" olarak bilen bir ideolojidir "Kutsamacılık." Bu yolda takip olunacak siyasette adeta her şey mübâhtır. Çünkü, "harp halindedirler" ve "harp hiledir." Bu yeni ideolojik dinde İki sınıf insan vardır: Dostlar ve düşmanlar. Ya da yandaşlar ve muhalifler. Seçim, bunlar için ya Uhud'tur ya Bedir. Ülkedeki bütün kötülüklerin sorumlusu da "yıkıcı muhalefet." İnsan yönünü ve istikametini kaybetmeye görsün! Allah hiç kimseyi bu duruma düşürmesin!

  • Gündüz Alp

    11.6.2019 17:56:56

    Sayın Battal, çocukluğumuzun oyuncaklarından birisi de "fırıldaklar" idi. Oyuncaktan "fırıldak" olur da "insandan fırıldaklar" olmaz mı? Belki alınan olur. İsterseniz kibarca "rüzgâr gülü" diyelim. Napolyo'un Fransız İçişleri Bakanı Fouche için söylediğini duyduk: "Yaşamım boyunca tanıdığım en kusursuz dönek.” Uzun zamandır bilinen bir gerçektir ki, "yoldaş" ve "yandaşlardan" mürekkep etkili ve yetkili bir ekip, iktidar gemisinin dümenine geçmiş, rotayı Avrasya-Şanghay yönüne çevirmiş vaziyette. Hür, demokrat ve medeni dünya limanından ayrılan Türkiye gemisinde yolculuk edenler de uyutulmaya devam ediyorlar. "Beka ninnisi" eşliğinde yol alıyoruz. İlkeler, prensipler ve düsturlar üzerinden değil, sloganik söylemler üzerinden, hamaset ve din soslu siyaset tarzıyla iktidar ömrünü uzatmaya matuf hamleler yapıyor. Zaten dini ve milli kavramların içi de boşaltıldı ve değersiz hale getirildi. Bağışlayan fakat yozlaşma ve yobazlaşma yeni ideolojik dinin en bariz özellikleri haline geldi.

  • HÜSEYİN İLHAN

    11.6.2019 11:20:12

    Muhterem hocam ataalrımız ne güzel sözler söylemişler.'Ahmak dostum olacağına,alim düşmanı yeğlerim,sözü bunlardan çok hoşuma gidendir. AKP ne yazıkki öyle mefhumların içini boşalttı,öylke manevi değerleri yozlaştırdı ki sadece bu tahribat dahi affedilir gibi değil.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı