"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Orman yakana müdahale hakkı ve sınırı

Ahmet BATTAL
05 Ağustos 2021, Perşembe
İzzet Özgenç twitter’da şu cümleleri yazdı:

“Kısmen de olsa, orman yangınlarının kasıtlı olarak çıkarıldığı iddialarına muttali olmaktayız. Hemen belirtmek gerekir ki, kasıtlı orman yangınını çıkaran kişilere karşı herkes meşrû savunma hakkına sahiptir. Burada ölçü şudur: Orman yangınını çıkarmaya teşebbüs eden kişinin başka türlü bu teşebbüsten alıkonulmasının mümkün olmadığı durumlarda, gerekirse bu kişiye karşı silâh dahi kullanılarak bu saldırısı etkisiz kılınabilir.”

Yeni Ceza Kanunu’nun baş mimarlarından olan bir ceza hukuku profesörünün bu cümleleri, sosyal medyada -bizce haklı olarak- eleştirildi.

Aslında bu cümleler bağlamından bağımsız olarak ve şeklen bakıldığında hukuken üstünde tartışılabilir bir doğrunun söylenmesinden ibaret bir fikir açıklaması.

Ama bu cümleler, sosyal medyada, bir bilimsel kitabın arasındaki bir paragrafta durduğu gibi durmuyor. 

Öncelikle meşrû müdafaanın ölçülülüğü açısından bakıldığında müdafaanın sınırlarının belirlenmesi ve hangi halde hangi tür ve seviyede eylemle müdafaa sınırının aşılmış sayılacağının tesbiti hayli zor. 

Hele silâh kullanma hakkı ve sınırları konusu oldukça tartışmalı bir konu. 

İkinci olarak müdafaanın meşrûiyeti açısından bakıldığında, müdafaa hakkı için gerekli olan “kendi hakkını koruma” kavramını kamuya ait ormanları da kapsayacak şekilde genişlettiğimizde bunun başka risklerinin de olması kaçınılmaz. 

Kamu yararı, kamu hakkı, kamu düzeni gibi kavramların belirsizliği ve değişkenliği ile ilgili genel sıkıntılar da cabası.

Üçüncüsü, kişinin “başka türlü bu teşebbüsten alıkonulmasının mümkün olup olmadığı”nın tesbiti de hayli zor ve sübjektif değerlendirmelere açık. 

Dördüncüsü ve daha da önemlisi, meşrû müdafaada ana unsurlardan biri durumunda olan “saldırıyı ispat kolaylığı” açısından bakıldığında “yangın çıkarma gayreti”nin ispatı oldukça zor. 

(Bu cümlelerimize karşı “ispat her hukuk kuralının en zor konusudur, burada bunu zikretmeye ne gerek var” denilebilir, ama kanaatimizce bu konuda durum pek öyle değil. Dağbaşı işleri, ispatı zor bir konu.) 

Aslında “yangına körükle gitmeme” kuralı gibi sosyal kurallar bu gibi durumlarda bir hukuk kuralından çok daha kıymetli.

Hassasiyetleri kaşımak yerine törpülemeye çalışmalıyız. 

Hayra yormak daha güzeldir.

Siyasetçinin dilini makule çevirebilmek de kıymetlidir. 

Bunun için de hakların yanında makulü de hatırlatmak gerekir diye düşünüyoruz. 

Okunma Sayısı: 1348
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Sezai MUMCU

    5.8.2021 19:54:26

    Demek ki bütün KANDIL yansa DELIL acisindan kim kime tintina! Önemli NOT: Bu bir delilden kaynaklanmayan ihtimaldir ilmen hicbir kiymet-i harbiyesi yoktur.!

  • Halil İbrahim Karahan

    5.8.2021 13:25:15

    Allah razı olsun

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı