"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Yeni bir halhal mı?

Ahmet BATTAL
13 Haziran 2019, Perşembe 00:11
“Yeni bir türkü mü, türkücü mü” desek de olurdu. Anlatalım.

Davutoğlu geçen hafta siyasette herkes için ve -konuşmasında “biz” dediğine göre- bilhassa şimdilik içinde olduğu AKP mensupları için “kibrin yerini tevazuun alacağı yeni bir hal”in gerekliliğinden bahsetmiş. 

Şöyle söylemiş: “İnsanlığın yeni bir vizyona ihtiyacı var. Bizim yeni sloganlara, üst söylemlere değil, yeni bir hale ihtiyacımız var. Peki nasıl bir hal? Öyle bir hal ki; kibrin yerini tevazunun, öfkenin yerini muhabbetin, nefret söyleminin yerini muhabbet söyleminin, her gün değişen tavırların yerini ilkeli tutarlı tavırların, takiyenin yerini şeffaflığın aldığı yeni bir hale ihtiyacımız var. Bizler yeni bir hal ile hallendikçe biliniz ki karşı karşıya kaldığımız problemleri birer birer çözecek güce kavuşuruz. Ama bu yeni hali bir davranış, duruş olarak ortaya koymadıkça sadece kazanımlarımız olan özgürlüklerimizi değil temel değerlerimizi de yitiririz. Temel değerlerimizi yitirmemek için hepinizi yeni bir vizyonla yeni bir halle hallenmeye dâvet ediyorum. Bu yeni hal bir milletin geleceğine hitap edebilecek olan yeni bir duruşun eseri olacaktır. Özetle ya yeni hal, ya izmihlal.”

***

Davutoğlu konuşmasında tevazu işinin kimden başlaması gerektiğini açıkça söylememiş. 

Biz problemin en baştan başladığına inanıyor ve bunu iddia ediyoruz. 

Meselâ “Mahcup dindarlık-Mağrur dindarlık” başlıklı 6 Şubat 2014 tarihli yazımızda şunları yazmışız:

Gurur dindarlığın düşmanıdır ve fakat siyaset gururun dostudur. Bu yüzden de dindar siyasetçi gururlu olduğu ölçüde dindarlığından da mahrum kalmış olur. Gururlu olduğu ölçüde hem iç denetimden ve hem de dış denetimden de mahrum kalmış olacağı da açıktır.

Siyasetçiler, “alnı secdeye gelmek” manasında dindar kişiler de olsalar, “ben kendimi beğeniyorum, beni beğeneni de beğeniyorum” ya da “ben kendimi beğeniyorum, beni beğenmeyeni beğenmiyorum” diyorlar. En makul olanları ise “ben kendimi beğenmiyorum, ama beni beğeneni beğeniyorum” diyor.

Bu yüzden “şöyle yaptık, böyle ettik” diyen “mağrur dindarlık” ile siyasette çok karşılaşıyoruz.

Geçen haftaki “biz olmasaydık cemaatler olmazdı” yaklaşımı bunun bir sonucu.

(Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin, geçen Cuma günü, hem dindar gençler eliyle, hem sokağı bırakıp da cami kapılarında, hem de durup durup da seçim yaklaşınca belediye hizmetlerini anlatan kitapçık dağıttırması da böyle bir “gururlu dindarlığın” sonucu olabilir diye korkuyoruz).

Oysa siyasetçinin “mahcup dindarlığı” daha makul. Yeter ki dine hürmet ve rekabetsiz hizmet etmeyi mahcup biçimde başarsın. “Şahsen günahkârım, ama siyasî yönüm doğru, Allah benim gibi birine dine hizmet etme muvaffakiyeti verdi” diyebilsin.

Böylece “İslâmiyet’in bir kahramanı” olsun, Menderes gibi.

***

Bu yüzden, milletin ve bilhassa muhafazakâr seçmenin yeni parti beklentilerine de yardımcı olmak üzere, yeniden yazalım: Bize, dindarlık yönünden, Menderes ve Demirel gibi “mahcup dindar demokrat” siyasetçiler lâzım. Ta ki “sadece idareyi ve siyaseti değil, her şeyi ve hatta dini de en iyi ben bilirim, Diyanet İşleri Başkanı da kimmiş, onu da ben tayin ettim zaten” demesin ve bildiği siyaseti yaparak siyaseti dine hizmetkâr edebilsin. 

“Siyaseti dine hizmet ettireceğim” deyip dini siyasetine açıkça alet eden ve bunu yaparken de ben “ben bu din işini, rakiplerimden de, başka herkesten de daha iyi bilirim” havasından asla vazgeçmeyen “mağrur dindar” siyasetçilerin Türkiye’yi ne hale getirdiğini hep beraber görüyoruz. 

Zira devlet resmîyeti içindeki din hizmeti görevlilerinin ve sivil kalması gereken dinî cemaatlerin zaten zayıf olan imajı ve hizmet karnesi daha da zayıfladı. Bu ise hem dünyamıza ve hem de dinimize zarar.

Zira siyasetin altına girmeyen ve siyasetçinin eline düşmeyen türden dinî nasihate herkesin ihtiyacı var. 

Okunma Sayısı: 1657
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı