Muhyiddin İbnü’l-Arabî Hazretlerinin (ks) Hazretlerinin ahirzaman ve Mehdiyet hakkındaki manevî keşiflerinin Risale-i Nur mesleği ile keşisen noktalarına taaccüple bakmamak elde değil. Metin şöyle devam ediyor; “Mehdî’nin gerçekte kim olduğuna gelirsek, Mehdî elinde hakikat kılıcı bulunan ve medenî siyasetin sahibidir.” 1
Elinde hakikat kılıcı bulunması meselesi, Risale-i Nurlarda geçen hakikat mesleği tabirini akla getiriyor. Mesela “Zahirden hakikata geçmek iki suretledir. Biri: Tarikat berzahına girip, seyr ü sülûk ile kat-ı meratib ederek hakikata geçmektir. İkinci Suret: Doğrudan doğruya, tarikat berzahına uğramadan, lütf-u İlâhî ile hakikata geçmektir ki, Sahabeye ve Tabiîne has ve yüksek ve kısa tarik şudur. Demek hakaik-i Kur’ânîyeden tereşşuh eden Nurlar ve o Nurlara tercümanlık eden Sözler, o hassaya malik olabilirler ve maliktirler.” 2
Hakikat kılıcı ifadesini hatırlatan diğer bir yer; “Hem Risale-i Nur mesleği, tarikat değil, hakikattir; Sahabe mesleğinin bir cilvesidir.”3 “Sahabelerin velâyeti, velâyet-i kübrâ denilen, veraset-i nübüvvetten gelen, berzah tarikine uğramayarak, doğrudan doğruya zâhirden hakikate geçip akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafına bakan bir velâyettir ki, o velâyet yolu, gayet kısa olduğu halde gayet yüksektir. Harikaları az, fakat meziyâtı çoktur. Keşif ve keramet orada az görünür.” 4 Üstad Hazretlerinin hakikat mesleğinin talebesi olduğunu gösteren diğer bir ifadesi; “Zaten Üveysî bir surette doğrudan doğruya hakikat dersimi Gavs-ı A’zam’dan (ks) ve Zeynelâbidîn (ra) ve Hasan, Hüseyin (ra) vasıtasıyla İmam-ı Ali’den (ra) almışım. Onun için, hizmet ettiğimiz daire onların dairesidir.”5
Üstad Hazretleri bu konuyu ele aldığı diğer yerlerde “Hem Risale-i Nur mesleği, tarikat değil, hakikattir”6 ifadesini kullanıyor. Bu cümle insanın zihnine tarikat mesleğinde bir hakikat olmadığı algısı oluşturuyor. Halbuki durum tam olarak öyle değil. Öncelikle tarikat mesleği bir hakikat değil, hakikate götüren bir yoldur. Üstad Hazretleri durumu “Tarikatler hakikatlerin yollarıdır.”7 diyerek izah ediyor. Ayrıca tarikatlerin seyr-i süluk adı altında ifade edilen o yollarına girmeye bu zamanda çeşitli maniler var. Sözü Risale-i Nur’a bırakırsak; “Bu zaman imanı kurtarmak zamanıdır. Seyr ü süluk-u kalbî ile tarikat mesleğinde bu bid’alar zamanında çok müşkilât bulunduğundan, Nur dairesi, hakikat mesleğinde gidip tarikatların fâidesini temin eder…”8
“Mehdî... medenî siyasetin sahibidir.” ifadesine ise bir sonraki yazımızda değineceğiz.
Dipnotlar:
1- Fütuhatü’l-Mekkiyye - Muhyiddin İbnü’l-Arabî, Litera Yayıncılık, Çeviri: Ekrem Demirli, s. 66.
2- Mektubat, s. 596.
3- Emirdağ Lâhikası, s. 130.
4- Mektubat, s. 84.
5- Emirdağ Lâhikası, s. 130.
6- Age., s. 30.
7- Sözler, s. 803.
8- Emirdağ Lâhikası, s. 415.