İnanç ve ahirete iman kavramları, bir gencin iç dünyasında anlam arayışını ve ahlâkî pusulasını şekillendiren en güçlü unsurlardan biridir.
Şiddeti önleme ve sağlıklı bir karakter inşası noktasında inanç ekseni üzerinden şu adımlar atılabilir:
Gençler genellikle çevresinden gördüğü “taklidî” bir inanç yapısına sahiptir. Ancak bu yapı, sorgulama döneminde sarsılabilir. İnanç meseleleri baskıcı bir dille değil, akıl ve kalp bütünlüğü içinde anlatılmalıdır. Gencin soruları “günah” veya “ayıp” diyerek geçiştirilmemeli, ikna edici ve genellikle Risale-i Nur eksenli cevaplanmalıdır.
İman, sadece ritüellerden ibaret bir yapı olarak sunulmamalıdır. “Müslüman, elinden ve dilinden insanların emin olduğu kişidir” düsturu merkeze alınmalıdır. İmanın; dürüstlük, merhamet, hayvan haklarına saygı ve başkasının hukukunu korumak gibi somut ahlâkî çıktılarla eş değer olduğu vurgulanmalıdır.
Korku odaklı bir din dili (sürekli Cehennem ve azap vurgusu), gençleri dinden uzaklaştırabilir veya onları katı, hoşgörüsüz bir yapıya büründürebilir.
Öncelikle Allah’ın “Rahman” ve “Rahîm” isimleri ön plana çıkarılmalıdır. Sevgi temelli bir inanç, gencin hem kendisine hem de çevresine karşı daha merhametli olmasını sağlar.
Bilindiği gibi, iman, insanı topluma faydalı olma yolunda motive eder.
Gençlere cami, vakıf veya dernek gibi yerlerde sadece “dinleyici” değil, “yapıcı” roller verilmelidir. Yardımlaşma faaliyetlerinde aktif rol alan, bir küçük çocuğun başını okşayan veya bir ihtiyacını gideren gencin ruhundaki şiddet eğilimi, yerini şefkate bırakır.
Gençler bugün binlerce farklı fikir ve akımla karşı karşıya. İnanç değerleri anlatılırken güncel dil ve teknoloji kullanılmalıdır. Gençlerin dijital mecralarda karşılaştıkları fikir karmaşalarına karşı onlara “manevî bir bağışıklık” kazandıracak, okumaya ve araştırmaya dayalı bir model benimsenmelidir.
İnanç, gencin hayatında bir yasak listesi değil; ona huzur, anlam ve başkasına zarar vermeyi engelleyen güçlü bir vicdan mekanizması olarak sunulduğunda en etkili “şiddet önleyici” güç haline gelir.
Bu süreçte gencin çevresindeki rol modellerin (aile, öğretmen, din görevlisi, vakıf üyeleri vb.) söyledikleriyle yaşadıklarının tutarlı olması en kritik faktördür. Genç, dindarlığın “iyilik” demek olduğunu bizzat görmelidir.
“İnsanların hayat-ı içtimaiyesinin en kuvvetli medarı olan gençler, delikanlılar, şiddet-i galeyanda olan hissiyatlarını ve ifratkâr bulunan nefis ve hevalarını tecavüzattan ve zulümlerden ve tahribattan durduran ve hayat-ı içtimaiyenin hüsn-ü cereyanını temin eden, yalnız Cehennem fikridir. Yoksa Cehennem endişesi olmazsa, “El-hükmü lilgàlib” kaidesiyle o sarhoş delikanlılar, hevesatları peşinde bîçare zayıflara, âcizlere dünyayı Cehenneme çevireceklerdi. Ve yüksek insaniyeti, gayet süflî bir hayvaniyete döndüreceklerdi. İşte, iman-ı haşrînin yüzer neticesinden birisi, hayat-ı içtimaiye-i insaniyeye taallûk eder. Ve bu tek neticenin de yüzer cihetinden ve faydalarından mezkûr dört delile, sairleri kıyas edilse, anlaşılır ki, hakikat-i haşriyenin tahakkuku ve vukuu, insaniyetin ulvî hakikati ve küllî hâceti derecesinde kat’îdir. [...] eğer, bu hakikat-i haşriyenin neticeleri, insaniyetten çıksa, o çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet mahiyeti, murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sukut edeceğini ispat eder. Beşerin idare ve ahlâk ve içtimaiyatı ile çok alâkadar olan içtimaiyyun ve siyasiyyun ve ahlâkiyyunun kulakları çınlasın. Gelsinler; bu boşluğu ne ile doldurabilirler? Ve bu derin yaraları ne ile tedavi edebilirler?”1 demek ilaç, ahirete iman”dır.
Dipnot:
1- Şualar, 9. Şua, s. 207.