İnsan, hayatı boyunca çeşitli vazifeler üstlenir. Kimi devlet yönetir, kimi öğretmenlik yapar, kimi bir kurumda idarecilik, kimi de ailesinde sorumluluk taşır.
Bu vazifelerin şekli ve büyüklüğü farklı olsa da hepsinin temelinde aynı hakikat vardır: Görev, bir imtiyaz değil emanettir.
Kübalı düşünür José Martí’nin vatan için kullandığı anlamlı bir ifade vardır: “La Patria es ara, no pedestal.” Yani vatan, insanın yükselmek için üzerine çıktığı bir kaide değil; uğrunda fedakârlık yapılan bir sunaktır. Bu söz, yalnızca vatan sevgisini değil, vazife ahlâkını da anlatır. Çünkü makam, insana başkalarından üstün olduğunu göstermek için değil, başkalarına daha fazla hizmet edebilmek için verilir. Yetki, şahsî menfaatin değil, kamu yararının emrinde olmalıdır. Bir insan bulunduğu makamı kendi şöhretini artırmak, çevresine hükmetmek veya şahsî çıkar sağlamak için kullanıyorsa emanetin ruhundan uzaklaşmış demektir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisa Suresi: 58)
Bu ayet, yönetimin ve sorumluluğun temel ölçüsünü ortaya koymaktadır: Emaneti ehline vermek ve adaletten ayrılmamak. Peygamber Efendimiz de (asm) vazifenin mesuliyetini hatırlatarak şöyle buyurmuştur: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” (Buhârî, Ahkâm, 1)
Demek ki sorumluluk, yalnızca üst makamlarda bulunanlara ait değildir. Anne baba evladından, öğretmen öğrencisinden, idareci yönettiği insanlardan, her insan da kendi davranışlarından mesuldür.
Asıl büyüklük, makamın yüksekliğiyle değil, o makamda gösterilen adalet, merhamet ve dürüstlükle ölçülür. Makamlar geçicidir; fakat o makamda yapılan iyilikler, gösterilen fedakârlıklar ve kazanılan güven insanların hafızasında yaşamaya devam eder. İnsan bir gün görevinden ayrılabilir, yetkisini kaybedebilir, ünvanı geride kalabilir. Fakat emanete riayet etmiş olmanın huzuru onunla kalır. Öyleyse vatan sevgisi yalnızca güzel sözler söylemekten ibaret değildir. Vatanı sevmek, işini hakkıyla yapmak, kamu malını korumak, adaleti gözetmek ve insanlara karşı sorumluluğunu yerine getirmektir.
Unutmayalım: Makam insanı büyütmez; insan, makamına kattığı adalet ve hizmetle büyür. Vatan bir yükselme basamağı değil, uğrunda sorumluluk taşınan bir emanettir.
Makam geçici, emanet ağır, hesap ise kaçınılmazdır.