"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Kendi düşen de ağlar

Faruk ÇAKIR
30 Ekim 2026, Cuma
Atalarımız her ne kadar “Kendi düşen ağlamaz” demiş olsa da kendi düşenlerin de ağladığına şahit oluyoruz.

Türkiye’nin dertlerinden biri de genelde hürriyetlerin kısıtlanmış olması, özelde de medyaya ciddi bir baskı ve ayrımcılık uygulanmış olmasıdır. 

Türkiye’yi idare edenler ise hadiseye çok farklı bakıyorlar. Onlara göre Türkiye’deki medya dünyanın başka ülkelerinden daha “özgür.” Bir yandan “Bizi eleştirenlerle bir sorunumuz yok, her türlü eleştiriye açığız” mealinde beyanlarda bulunuyorlar; bir yandan da “Gözünün üstünde kaşın var” diyenleri mahkeme kapılarına sürüklüyorlar. Bu mesele o kadar bedihi ve açıktır ki, delil getirmeye bile ihtiyaç duyulmaz. Hatta iktidarı destekleyenler bile gönül huzuruyla “Medyaya bir baskı yoktur” diyemez. İktidarın, kendilerine muhalif gördüğü gazetecilere her türlü ayırımı yaparak “akredite” uyguladığı, aynı şekilde muhalif gördüğü gazetecilere hak ettikleri halde “basın kartı” vermediği bir sır değil. Hatta ve hatta yürürlükteki kanun ve yönetmeliklere göre “Sürekli Basın Kartı” hakkı olanların kartlarını yenilemeyerek fiilen iptal etmiş oluyor. Süresi dolduğu için kartları yenilenmeyen “Sürekli Basın Kartı” sahipleri yüzde yüz haklı oldukları halde dertlerini anlatacak bir merci bulamıyor. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın bu uygulamadan haberi olmadığı söylenebilir mi? Peki, bu yapılan keyfilik değil mi? Bu apaçık keyfilik devam ederken “Basın mensuplarına ayırım yapmıyoruz, medya tam özgür şekilde yayın yapıyor” denilebilir mi? Denilse bu beyanın inandırıcılığı olur mu?

ABD merkezli Freedom House, 2026 İnternette Özgürlük Raporu’nda Türkiye’yi 100 üzerinden 31 puanla “Özgür Değil” kategorisinde değerlendirmiş. Türkiye’nin puanı geçen yıla göre değişmezken raporda, muhalefet gösterileri sırasında sosyal medya platformlarına erişimin yavaşlatıldığı, internet sitelerine erişim engelleri getirildiği ve gazeteciler ile sosyal medya kullanıcılarının paylaşımları nedeniyle adlî süreçlerle karşı karşıya kaldığı belirtilmiş. Gazetecilerin, aktivistlerin ve sosyal medya kullanıcılarının çevrim içi paylaşımları nedeniyle cezaî soruşturma ve kovuşturmalarla karşı karşıya kaldığı kaydedilen raporda, hükümet yanlısı içeriklerinin yayılmaya devam ettiği ifade edilmiş. (ankahaber.net, 26 Ekim 2026)

“Rapor ABD kaynaklı” diyerek inkar edilebilir mi? Raporda dikkat çekilen noksanlıkları görmezden gelip “Bunlar bize tuzak kuruyor” ya da “İyi niyetli değiller” demek Türkiye’nin derdine çare oluyor mu?

Bu uyarılar Türkiye’yi idare edenlerin dikkate alması gereken noktalardır. İnsanları susturarak, ürküterek, korkutarak “Büyük Türkiye” olmak mümkün değil. Bile bile yanlış yolda devam etmek “kendi düşen”lerin haline benzer. Yanlışta ısrardan vazgeçilsin...

Okunma Sayısı: 236
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı