Ceylan uyandığında düşündüğü tek şey hızlı koşan aslandan daha hızlı koşmaktır. Yoksa aslana yem olacaktır. Aslan uyandığında tek düşündüğü şey en yavaş koşan ceylandan daha hızlı koşmaktır. Yoksa aç kalacaktır.
Burada düşünceler ikiye ayrılır; aslanı tutanlar ve takip edenler aslanı tutar ve ceylana acımaz. Ceylanı tutanlar ve onu takip edenler ise aslanın aç kalmasını umursamaz.
Okuyucu veya izleyici böyle bir konuda tarafsız kalamaz. İki taraftan birini mutlaka destekler. Yazar ise bir tarafı tutmadan yazmalıdır.
Western filmlerinde kızılderilileri genellikle vahşi ve kötü olarak yansıtırlar. Aslında kötü olan beyazlardır! Haksızlığa uğrayanlar ise Kızılderililer.
Senaryo eğitimi verirken çoklukla tekrarladığım bir cümle vardır; “Olaylara bakarken farklı bir açıdan daha bakın.”
Bir durumu tek bir açıdan değerlendirmek yerine, olayın farklı yönlerini anlamaya çalışmak gerekmektedir. Böyle yapmak önyargıları azaltır, empatiyi geliştirir. Problemleri çözme becerisini arttırır.
Senaryo yazarken genç bir kızı takip eden adam yazdığımızı düşünelim. İzleyici takip eden adamdan kıza kötülük yapmasını bekler. Bunu farklı kareler ile yönetmen pekiştirir. Kıza zararı dokunan, rahatsızlık veren insanların yanına bunu da koyar izleyici. Beklenti en büyük kötülüğün bu adam tarafından yapılacağıdır. Aslında adam kızın ölmeden önce kızını emanet ettiği en yakın arkadaşıdır ve onu uzaktan korumaktadır.
Cinayet filmlerinde beylik bir söz vardır: “Katil uşak”. Senarist olaylar zincirinde bir çok kişiyi katilmiş gibi ön plana çıkartır. Katil uşak çıkınca izleyen ters köşede kalır.
1967 yapımı “Parmaklıklar Arkasında” Paul Newman filmi vardır. Hapishaneden kaçan bir suçluyu anlatır. İki kere kaçar tekrar yakalanıp aynı hapishaneye getirilir. Hapishane sistemi ağır psikolojik ve fizikî işkenceler uygular. Baş karakter tamamen teslim olmuş ve gardiyanların yalakalığını yapmaya başlamış gibi rol yapar. Gardiyanların güvenini kazanmıştır. İzleyici karakterin yaptığı yalakalığa kızar. Hapishane arkadaşları da bu ezikçe gardiyanların yalakalığını yaparken ona öfke duyarlar, yanlarına geldiği zaman onunla konuşmazlar. Hapishaneden istediği zaman kaçan olarak büyüttükleri karakterden nefret ederler. İşte gardiyanların güvenini kazandığı anda hapishane kamyonu ile son büyük kaçışını gerçekleştirir. Kaçış anında mahkumların yüzlerinde değişim görülür. Birbirlerine bakıp sessizce gülümserler. Bu enteresan bir ters köşe olarak film dünyasında hafızalarda kalır.