Filimlerdeki karakterler normal hayatta olduğu gibi konuşmazlar. Senarist her cümlede küfürle konuşan bir karakter yazar fakat bunu düzgün konuşturur. Gerçi küfürle konuşan karakterlerle maalesef son zamanlarda sinema sahnelerinde karşılaşıyoruz.
Gerçek hayatta insanlar duygularını duraklamaksızın düzgün cümlelerle de ifade etmezler. Sinema sahnesinde konuşma genellikle iki veya daha çok kişi arasında olur. Sadece konuşan iki kişi çok dikkat çekici olmaz. Konuşurken karakter bardağına çay doldurabilir veya bir yudum suyundan içebilir, cep telefonunu şarj aletinden alabilir. Bu hareketler konuşmanın yapaylığını giderebilir.
Bazen iki kadının konuşmasına şahit olurum, ikisi aynı anda konuşur ve kelimeler birbirine girer, fakat konuşma bittiğinde ikiside ne söylendiğini aşağı yukarı bilirler. Senaryo diyaloglarında da söz kesme, üst üste konuşma, yazılabilir.
Senarist yazarken o sahneyi hâyâlen seyrederse ve yazım bittikten sonra sesli olarak karakterlerin yerlerine geçerek yorumlar ve bundan mutlu olursa başarılı bir metin ortaya çıkmıştır demektir. Şayet konuşma metni yazanı mutlu etmediyse yeniden yazmalıdır.
Karakterin mutsuz, karamsar, düşünceli, kızgın olduğunu konuşmaları ile anlamalıyız. Senarist “Ayşe çok hüzünlüydü…” diye yazar fakat izleyiciye bunu nasıl aktaracaktır?
Karakterin ne hissettiğini senarist konuşmayla aktarmalıdır. Aynı şekilde oyuncuda bunu oyunuyla hissettirmelidir.
“Ayşe: Bugün nedense herkes çok mutlu görünüyor.
Havva: Sen değilsin ama.
Ayşe: (Biraz susar) Ben uzun zamandır değilim zaten…”
Bu sahne “Ayşe çok hüzünlüydü” cümlesini söylemeden hissettirir.
“Zehra: Kübra, iyi misin?
Kübra: İyiyim.
Zehra: Yüzün başka bir şeyler söylüyor.
Kübra: Yüzler bazen insanın söylemediklerini söyler...”
Bu diyalogta bir hüzün anlatır.
“Hüseyin: Evde kimse yok mu?
Hasan: Var.
Hüseyin: Kim?
Hasan: Sessizlik...”
Bu diyalog yalnızlığı anlatır.
“Selma: Onu en son ne zaman gördün?
Kevser: Hatırlamıyorum.
Selma: Unuttun mu yani?
Kevser: Hayır. Unutmadığım için hatırlamak istemiyorum.”
Burada bir özlem duygusu anlatılmaya çalışılıyor.
Bir karakter, “Çok üzgünüm”, “Sinirliyim”, “Korkuyorum”, diyorsa aslında duygu açıklanır. Fakat direkt bunu söylemek yerine başka bir şey söyleyip duyguyu konuşmanın içine yüklüyorsa izleyici karakterin duygusunu keşfeder.
İşte senaristin yapması gereken de budur…