"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rum Suresi’nden günümüze dersler

Ali Demir
11 Mayıs 2026, Pazartesi
Gönül huzuru ile idrak edemediğimiz bayram sevinçlerimizi hüzne boğan yaşanan aktüel hadiseleri, Kur’ân’daki Rum Suresi’nin nüzul sebebi açısından anlamaya çalışalım inşaallah.

Rum Suresi Kur’ân’ın 30. suresi olup Mekke’de nazil olmuş ve 60 ayettir. Ehl-i kitap (İsevî) olan Romalıların birkaç sene içinde İranlılara galip geleceğini bildirdiği için, “Rum” ismini almıştır.  

 Rumlardan maksat, o zaman Doğu Roma’da yaşayan Bizanslılardır. Bizanslılar Ehl-i kitap, İranlılar ise Mecûsî idiler. Nübüvvetin beşinci senesinde vuku bulan bir savaşta İranlılar Bizanslıları müthiş bir şekilde mağlup etmiş, Ürdün, Filistin, Mısır, hatta Anadolu’yu onlardan alarak İstanbul Boğazına, Kadıköy’e kadar dayanmışlardı. Bu durum Mekke müşriklerini sevindirmiş, fakat Müslümanları üzmüştü. Çünkü Müslümanlar ehl-i kitap olanları kendilerine daha yakın görüyor, müşrikler ise kendilerini, putperest olan Mecûsîlerle aynı safta sayıyorlardı. 

Surenin inişinden evvel İranlılar Rumları yenmiş; bunun üzerine Mekkeli müşrikler, “Müşrik İranlılar sizin gibi kitap ehli olan Rumları nasıl yendilerse, biz de sizi öyle yeneceğiz!” diyerek Müslümanlarla alay etmişlerdi. Gelecekle ilgili kesin haberler veren bu surenin ilk ayetleri nazil olunca Allah Resulü (asm), “İranlılar mutlaka mağlup olacaklardır!” buyurdu. Henüz bahse girmek haram kılınmadığı için Hz. Ebubekir, müşriklerden Übey b. Halef ile Rumların üç yıl içinde galip geleceğine dair on deve karşılığında bahse girdi. Hz. Ebubekir bu durumu haber verince Efendimiz (asm), ayette geçen ve üç ile dokuz arasındaki sayıları ifade eden “bid’” kelimesine dikkat çekerek süreyi uzatmasını ve deve sayısını arttırmasını tavsiye etti. Bunun üzerine Hz. Ebubekir, müddeti dokuz yıla, deve sayısını ise yüze çıkardı. Ayetlerin inişinden yedi sene sonra Rumlar, İranlıları ağır bir hezimete uğratarak saltanat merkezlerine kadar girdiler. Zafer haberini alan Hz. Ebubekir, Übey’in mirasçılarından kazandığı yüz deveyi alıp Peygamber Efendimize (asm) getirdi.

Gerçekten de Bizans kralı Herakliyus 624’te İranlıları mağlup edip Azerbaycan’a kadar ilerlediğinde, Müslümanlar da aynı tarihlerde Bedir zaferini kazandılar. Nihâyet Herakliyus 627’de en büyük darbeyi vurup nihaî zaferi kazanırken, Müslümanlar da apaçık fetih olan Hudeybiye zaferini kazanmışlardı.1

Bu tarihî hadiseden günümüze bakacak olursak; bugünün saldırgan ve hukuk tanımaz tarafının, o günün Mecûsî/ateşperest ve putperest anlayışına sahip Sasanî/İran anlayışıyla benzerlik taşıdığı görülmektedir. 

Çünkü ortada saldırıya uğramış Müslüman bir ülke (İran) ile Hristiyan ve Yahudî ittifakı yapmış saldırgan iki ülke var. 

Saldıran tarafların iç dünyalarına veya o ülkeleri bu saldırıya teşvik edip yönlendiren anlayışa ve gizli inançlarına baktığımızda; Asr-ı Saadet döneminde yaşanan ve Rum Suresi’nin nüzul sebebi olan hadisenin müşrik tarafıyla, günümüzdeki Siyonist İsrail siyasetinde etkili olan “Baal” tarikatının esasta benzer anlayışlara sahip olduğu, temel inançlarının putperestliğe dayandığı ve birbirini destekler mahiyette oldukları anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, görünüşte Hristiyan çıkışlı Amerika siyasetini yönlendiren Evanjelistler hakkında, Amerikalı siyaset bilimi profesörü Oldmixon şu açıklamayı yapmıştır: “Hıristiyan Siyonistlerin (Evanjelistler) inancında Tanrı’nın kutsal toprakları sonsuza kadar Yahudîlere verdiğine inanılır yani İsrail’in yayılma politikası Evanjelistler için esastır.”

Ehl-i Kıble olan İran’ın karşısındaki, tarihte ateşe tapan Sasanîlerin günümüzdeki yansıması kabul edebileceğimiz şeytan figürüne bürünmüş “Baal”cı anlayışa sahip Siyonist ittifakın mağlup olacağını tahmin etmek veya rahmet-i İlahiyeden beklemek hakkımız olsa gerektir.

Dipnotlar:

1- Kuranvemeali.com

Okunma Sayısı: 193
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı