"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bir mezhebe girmek zorunlu mudur? (1)

Ali FERŞADOĞLU
13 Mart 2019, Çarşamba
Müslümanların bir mezhebe veya cemaate girmesi şart mıdır? Mezhepler veya cemaatlerüstü kalınamaz mı?

Elbette kalabilir veya hiçbir mezhebe girilemeyebilinir. Ne var ki, bunun önemli bazı şartları vardır. Bu şartları belirtmeden önce, farklı mezhep ve ekollerin ortaya çıktığı Tabiîn ve Tebe-i Tabiîn dönemini manevî ve psiko-sosyal yapısını anlamaya çalışalım.

O zamanda, dinî ilimler fevkalâde gelişmiş ve ilimde hürriyetin en geniş hâliyle hükmediyordu. Hasan-ı Basrî, İmam-ı Azam, İmam Malik, İmam-ı Şafiî, Ahmet b. Hanbel, Süfyan-ı Servî, Süfyan b. Uyeyne (ra.ecmaîn) gibi dahi âllâmeler, müçtehidler bu devrede yetişmişti.

Keza, Kur’ân-ı Kerîm etrafında Hadis, Fıkıh, Kelâm, Tefsir, Siyer gibi ilimler bu devrede teşekkül etmiş, tedvin edilmiş, düzenlenmişti. Fikir ekolleri de sistemli ve disiplinli hale gelmeye başlamıştı.

Sözü geçen âlimler Arapçayı da grameri, sarf ve nahivi, İslâm ilimleri literatüründeki bütün kelime ve mefhumları bütün incelikleriyle biliyorlardı.

Meselâ, Süfyan b. Uyeyne (ra) dört yaşında hâfız olmuş ve on yaşında büyük âlimlerin meclisinde fetva verir ve fetvaları da âlimler tarafından kabul edilmişti.

İmam-ı Azam (ra) talebelerine bir meselede bütün hadisleri toplatır, müzakere sonunda bunların hepsini bildiğini ifade eder ve daha önce verdiği kendi hükmünün doğruluğunu tasdik ettirirdi.

İmam-ı Şafiî (ra) küçük yaşta İmam Malik b. Enes’in (ra) ders halkasına oturmuş, “Muvatta” kitabından ders vermeye başlayınca, “Ben bu kitabı ezbere biliyorum, size okuyabilirim” demiş ve huzurunda iki ciltlik kitabı ravileri ile beraber ezberden okumuştur.

Ayrıca, devrenin maddî manevî şartları içtihada, yani, Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’den hüküm çıkarmaya gayet müsait ve münbit bir zemin idi. 

Bediüzzaman o devir ile günümüzü şöyle tasvir eder:

“Nasıl ki, çarşıda mevsimlere göre birer metâ mergub oluyor, vakit bevakit birer mal revaç buluyor. Öyle de, âlem meşherinde, içtimâiyât-ı insaniye ve medeniyet-i beşeriye çarşısında her asırda, birer metâ, mergub olup revaç buluyor, sûk’unda, yani çarşısında teşhir ediliyor; rağbetler ona celp oluyor, nazarlar ona teveccüh ediyor, fikirler ona müncezib oluyor. Meselâ, şu zamanda siyâset metâı ve hayat-ı dünyeviyenin temini ve felsefenin revaçları gibi.

Ve Selef-i Sâlihîn asrında ve o zaman çarşısında en mergub metâ, Hàlık-ı Semâvât ve Arzın marziyâtlarını ve bizden arzularını, kelâmından istinbât etmek ve nur-u nübüvvet ve Kur’ân ile, kapatılmayacak derecede açılan âhiret âlemindeki saadet-i ebediyeyi kazandırmak vesâilini elde etmek idi.

Okunma Sayısı: 1849
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı