"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Dünyevîleşme”

Bilal Bozkurt
18 Ocak 2024, Perşembe
Eğer dünya ebedî olsaydı ve insan içinde ebedî olarak kalsaydı pek tabiî mantıklı olabilecek bir eylem olacaktı “dünyevîleşme.” Hakikat ise tam tersini söylüyor. Belki de “gaflet” mefhumuyla açıklanabilecek bir hastalık, bahsini ettiğimiz bu kavram…

Hassaten gençliğin kendiliğinden getirdiği heyecan ve enerjiyle sanki hiç ölmeyecek gibi yaşamanın başka bir adı bu dünyevîleşmek. İnsan yaratılış mesuliyetini unutur bazen ama uhrevî bir emir çınlar kulaklarda “Gençlik hiç şüphe yok ki gidecek”1.

Peki nedendir bu, nasıl olur da unutur ve yaratıcıdan uzaklaşmak hastalığını kaydeder hayat serüveni? Heveslerimiz, günahlı eğlenceler, bir nimete vasıl olunca nimeti verenin unutulması, meşakkatin mükâfat ile neticelenmesinin hatıra getirilmemesi…

Listenin uzatılması pek tabiî mümkün. Hasta bir asırdayız. İhtiyaçlarımızın artması dünyevî meşguliyeti de arttırmaktadır. Dünyevîleşme artıkça da uhrevî mesuliyette azalma, erteleme, “neme lazım”lar başlıyor ve “Âhirete iman ettiği halde, ‘Zaruret var’ diye ve zaruret zannıyla dünya menfaati ve maişet derdi için dünyayı âhirete tercih ediyor.”2

Mukaddes dinimiz hayatın her anının ahiretle alakadar olmasını istemekle beraber büsbütün dünya nimetlerinden uzaklaşmayı da istememiştir. Elbette helal dairede yaşamak, gezmek, yemek, içmek; günahlı olmamak şartıyla eğlenmek, sportif faaliyetlerde bulunmak sosyal hayatın bir parçasıdır. 

Dünyevî telaşlarımız olmakla beraber “Ey inananlar! Allah’tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın”3 ayetini her anımıza uygun yaşamak zorundayız. Yarını, ahireti unutmadan dosdoğru yol üzerine yaşamak zorundayız. Kâinattaki en yüksek hakikatlerden olan “ölüm” gelmeden evvel.

Köprü Dergisi 2022 güz sayısında şöyle bir cümleye denk gelmiştim: “Modern dünyanın en büyük sorunu dünyevîleşmedir. İlâhî ikaz olarak ortaya çıkan bu krizin de asıl sebebi dünyayı ahirete tercih etmektir. Çözüm de iman alt yapısını sağlamlaştırarak, Kur’ân’a ve Sünnete dayalı evrensel ahlâkî değerleri yeniden ihya etmekle, güven ve sorumluluk bilincinin geliştirilmesiyle mümkündür.”

İslamiyetin vazettiği değerler mantıksal bir zeminde değerlendirilirse elbette çalışıp kazanmanın, zenginleşmenin, terakkînin yeri dinde vardır. Lakin kazanılan sadece bu dünyaya geçici heveslere sarf edilmesi hoş karşılanmayan bir durumdur. Ahiret-dünya dengesini bozmadan, biri birine engel teşkil etmeden hayatın devamı esastır. Aksi halde dünya ahirete tercih edildiğinde ayet-i kerime ile sabit olan hasarete ve manevî kayba maruz kalmaktayız.

“‘Onlar dünya hayatını seve seve âhirete tercih ederler.’4 âyetinin işaretiyle, bu zamanda âhiretin elmas gibi nimetlerini, lezzetlerini bildiği halde, dünyevî kırılacak şişe parçalarını onlara tercih etmek” şeklinde garip bir hale giriftar oluyoruz.

Dünyevîleşme merkezli günahlı eğlenceler arttıkça mizan bozuluyor, mizan gidince iz’an da nakıs kalıyor. Dünyevî meşguliyetleri (meşru dairede olanları) unutmadan, ihmal etmeden ahirete azık toplamalı dünyaya yolu düşen her insan…

(Genç Yorum Aralık 2023 sayısından kısaltılarak alınmıştır.)

Dipnotlar:

1. Asâ-yı Musa.

2. Emirdağ Lahikası-2.

3. Haşr Suresi: 18.

4. İbrahim Suresi: 3. 

Okunma Sayısı: 1050
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı