"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bu “his” büyük hizmet görecek...

Cenk ÇALIK
29 Ağustos 2020, Cumartesi
Bazı kavramlar özellikle bazı şahsiyetlerle bütünleşmiştir.

Meselâ; sıddıkiyet dediğimizde Hz. Ebubekir, adalet dediğimizde Hz. Ömer, haya dediğimizde Hz. Osman ve ilim dediğimizde Hz. Ali aklımıza gelir. 

Benzer kavramları Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin de talebeleri için değerlendirmek müm- kündür. “İhlâs” dediğimizde aklımıza ilk gelen talebesi, Şehit Hafız Ali Abiyi hayırla yad ederken, Barla Lâhikası’nda geçen ilgili pasajı okuyalım:

“Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız. Tenkit edilecek şeyler kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var. Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulun- duğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ediyorum. Siz de Üstadınızın nazarıyla birbirinize bakmalısınız. 

Adeta, herbiriniz ötekinin faziletlerine naşir olunuz. Kardeşlerimizden İslâm Köylü Hâfız Ali Efendi, kendine rakip olacak diğer bir kardeşimiz hakkında gösterdiği hiss-i uhuvveti, çok kıymettar gördüğüm için size beyan ediyorum:

O zât yanıma geldi; ötekinin hattı, kendisinin hattından iyi olduğunu söyledim. “O daha çok hizmet eder” dedim. Baktım ki, Hâfız Ali kemâl-i samimiyet ve ihlâsla, onun tefevvukuyla iftihar etti, telezzüz eyledi. Hem Üstadının nazar-ı muhabbetini celb ettiği için memnun oldu. Onun kalbine dikkat ettim, gösteriş değil, samimî olduğunu hissettim.” (Bediüzzaman Said Nursî, Barla Lâhikası, s. 209-210)

Üstad Hazretleri çok mühim bir ihtarla başlıyor: “Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız.” Bu cümleyi okuduğumda zina ile ilgili âyet aklıma geldi. Nasıl ki Kur’ân’da zina etmeyin denilmiyor, ‘zinaya yaklaşmayın’ diye belirtiliyor. Aynen öyle de Üstad tenkit etmeyin yerine ‘tenkit kapısını açmayın’ ifadesini kullanıyor. Yani, bırakın tenkit etmeyi, o kapıyı açacak en küçük bir hareket, söz ve eylemden dahi uzak kalmamız gerektiğini ihtar ediyor. 

Peki bu “tenkit” hissiyatı fıtratımızda var olduğuna göre ne yapmalıyız ve nerede kullanmalıyız? 

Cevap gecikmeden geliyor: “Tenkit edilecek şeyler kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var.” 

Üstad Hazretleri, tenkitin kullanım yerini göstererek en temel Risale kaidelerinden birini nazara veriyor: “Hayra çevirmek.” İhtilâf, zaruret, cehalet gibi düşmanların tamamı “hariç dairelerdir” ve tenkit etmekte beis olmadığı gibi ciddî yararının olduğu aşikârdır.

Düşmana tenkit, dosta iftihar nazarı gerekir. 

Tenkit ve iftihar o kadar ehemmiyetlidir ki İhlâs Risalesi’nin dört düsturundan ikisini oluşturur: (İkinci düsturunuz:) Bu hizmet-i Kur’âniyede bulunan kardeşlerinizi tenkit etmemek ve onların üstünde faziletfuruşluk nev’inden gıpta damarını tahrik etmemektir. (Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, s. 391) 

Dördüncü düsturunuz: Kardeşlerinizin meziyetlerini şahıslarınızda ve faziletlerini kendi- nizde tasavvur edip, onların şerefleriyle şâkirâne iftihar etmektir. (Bediüzzaman Said Nursî, Lem’alar, s. 395)

Bu düsturları yaşamak için de “ben” değil “biz” hissiyatıyla hareket etmemiz icap eder. 

Üstad Hazretleri  “Kardeşlerimizden İslâm Köylü Hâfız Ali Efendi, kendine rakip olacak diğer bir kardeşimiz hakkında gösterdiği hiss-i uhuvveti, çok kıymettar gördüğüm için size beyan ediyorum” diyerek yaşanmış bir vakıa üzerinden esaslı bir ders almamıza vesile oluyor. 

Cümle cümle anlamaya çalışalım: “O zât yanıma geldi; ötekinin hattı, kendisinin hattından iyi olduğunu söyledim.” O zattan kasıt Hafız Ali Abi ve öteki olarak ifade edilen Hüsrev Abidir. Empati yapmaya çalışalım. Kendimizden daha sonra hizmete giren bir kardeşimiz bizden hattının daha iyi olduğunu bizzat Üstad Hazretleri’nden işitiyoruz. Ne hissederdik? Nasıl bir ruh haline bürünürdük? Üstelik değerlendirmesi bununla da sınırlı değil. 

Peşi sıra bir cümle daha ekliyor: “O daha çok hizmet eder” dedim.”

Daha sonra hizmete girmesi, hattının iyi olması ve daha iyi hizmet ettiğinin bizzat Üstad Hazretleri tarafından söylenmesi Hafız Ali Abi de uyandırdığı tesiri bizzat Üstaddan dinleyelim: “Baktım ki, Hâfız Ali kemâl-i samimiyet ve ihlâsla, onun tefevvukuyla iftihar etti, telezzüz eyledi. Hem Üstadının nazar-ı muhabbetini celb ettiği için memnun oldu.”

Hepimizin gıptayla bakması gereken hasletler: “Kemâl-i samimiyet, ihlâs, iftihar ve telezzüz.” Hafız Ali Abi mezkûr hasletlerde, öyle derinlik kazanmış ki Üstadın Hüsrev Abiye olan muhabbeti, onu da ziyadesiyle memnun etmiştir. İhlâs Risalesi’nde geçen “Kardeşlerinizin nefislerini nefsinize şerefte, makamda, teveccühte, hattâ menfaat-i maddiye gibi nefsin hoşuna giden şeylerde tercih ediniz.” (Lem’alar, s. 394) ifadesine harfi harfine uygunlandığını müşahade ediyoruz.

Merhum Said Özdemir Abi Üstad’dan şu hatırayı naklediyor: “Kardeşim! Artık siz hizmeti düşünmeyin, Risale-i Nur kendisi tevessü eder. Siz aranızdaki uhuvveti, tesanüdü, muhabbeti muhafaza edin…” (Ömer Özcan, Ağabeyler Anlatıyor 1. cilt, s. 306)

Gerek ferdi, gerekse içtimaî hayatta yaşadığımız sorunları düşününce bu tesbitin ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz. Gerçekten birbirimizi Allah rızası için seversek, kardeş olursak, dayanışma içinde omuz omuza verirsek yani “biz” olursak iki cihanda da aziz oluruz.

Üstad Hazretleri bu hissin ne kadar ehemmiyetli olduğunu ifade ederek aynı zamanda bize müjde veriyor: 

“İnşaallah bu his büyük hizmet görecek. Elhamdülillâh, yavaş yavaş o his bu civarımızdaki kardeşlere sirayet ediyor.” 

Okunma Sayısı: 2201
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz

    29.8.2020 17:31:57

    Bahsettiğiniz konular çağımızın ve bizlerin genel sorunudur.Çözüm reçetesi gayet açık. İstifadeli bir yazı olmuş. Kaleminize sağlık. Rabbim bu düsturlara sahip çıkan ve düsturları uygulayanlardan olmayı nasip etsin. Amin

  • A. AYDIN

    29.8.2020 16:23:35

    Çok garip bir hadise! Sanki kerametvâri istikbale dair bir ihtarı ve işareti içinde saklıyor!? Tevafuku en güzel surette gösteren bir yazı ile tesanüdü en güzel surette sağlayan bir his arasında sanki bir mukayese yapılıyor. Ve ikincisi yüceltiliyor. Şamlı Hafız'ın (rh) tevafuklu yazıda, Hüsrev'den (rh) geri kalmasına yol açan tefevvuk niyeti de bu olayla birleştirilince hizmetin hangi şartlarda "büyük" olacağının sırrı ortaya çıkıyor. Konu seçiminizi ve çok mühim bir konuya dikkati çekmenizi takdir ediyorum. Kalbinize ve kaleminize sağlık. 🙂

  • Recep ziftci

    29.8.2020 06:19:22

    Allah razı olsun çok güzel bir yazı olmuş

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı