"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Bediüzzaman’ın kurtulduğu tehlikeler (2)

23 Temmuz 2020, Perşembe
Sekizinci Lem’a’da “Risale-i Nur Şakirdlerinin Bir Fıkrasıdır” başlıklı kısımda Abdülkadir Geylanî Hazretlerinin bir beyti aktarılarak, ilm-i cifirle manasının “On dördüncü asırda el-Kürdî lâkabıyla yâd edilen Molla Said, benim müridimdir. O fitne ve belâ asrının her şer ve fitnesinden, Allah’ın izniyle ve havl-i kuvvetiyle onun muhafızıyım.” (Lem’alar, s. 91) şeklinde olduğu ifade edilir.

Akabinde “Hürriyetten yirmi otuz sene sonraya kadar, yirmi fitne-i azîme içinde fevkalâde bir surette Gavs’ın o müridi mahfuz kalmıştır.” denilerek, Üstad Bediüzzaman’ın yaşadığı “yirmi” büyük tehlikeye işaret edilir.

İşte Üstadımızın Tarihçe-i Hayatı’ndan tesbit ettiğimiz bu “yirmi” tehlikeyi aktarmaya, kaldığımız yerden devam ediyoruz:

8- Rusya esir kampında idamdan muhafaza: Rus Başkumandanı esirleri teftişe gelir. Teftiş sırasında Bediüzzaman ayağa kalkmaz. Kumandan “Beni tanımadı her halde” diyerek, tekrar Üstadın önünden geçer, Üstad yine kalkmaz. Rus komutan kendini tanıtır. Bediüzzaman kendisini tanıdığını söyler.

Kumandan “Şu halde Rus Çarına hakaret ediyorsun” deyince, Üstad “Hakaret etmedim, ben bir Müslüman âlimiyim. İmanlı bir kimse, Cenab-ı Hakkı tanımayandan üstündür. Binaenaleyh, ben sana kıyam etmem.” der.

Divan-ı harp kararı ile idam edilmesine hükmedilir.

Hüküm infaz edileceği vakit, Üstad namaz kılmak için müsaade ister, namazdan sonra atılacak kurşunlara göğsünü gereceğini beyan eder. Tam bu esnada Rus komutan gelir, Bediüzzaman’dan özür diler. “Hareketinizin dininize olan bağlılıktan ileri geldiğine kanaat getirdim. Rica ederim beni affediniz” diyerek, idam hükmünü kaldırır. İlmin ve imanın izzetini canı pahasına da olsa ayaklar altına aldırmaz ve Cenab-ı Hakkın izniyle kurtulur. (Tarihçe-i Hayat, s. 183)

9- Esir kampından firar etmesi: Rusya’da 1917 yılında başlayan Bolşevik İhtilâli sırasındaki yönetim boşluğundan istifade ile esir kampından firar eder. “...Yayan gidilse bir senelik mesafede, tek başımla, Rusça bilmediğim halde firar ettim. (...) İnayet-i İlâhiye ile harika bir surette kurtuldum.” Bir senelik mesafeyi, iki buçuk ay gibi bir zamanda kat eder. Varşova ve Avusturya’ya uğrayarak İstanbul’a kadar gelir. (Lem’alar, s. 524)

10- Firar sırasında Volga nehrini geçmeleri: Çorumlu Binbaşı Ali Haydar Bey anlatıyor: “Bediüzzaman’la birlikte Volga Nehrini çok harika bir tarzda geçtik. Nehri geçerken ayağımız kara gömülür gibi, bazen topuğumuza, bazen dizimize kadar suya batıp çıkıyorduk. Ben çok heyecanlanıyordum. 

Nehri geçtikten sonra Bediüzzaman bana dönüp dedi ki:

‘Kardeşim Ali Haydar, Cenab-ı Hak, Musa Aleyhisselâm’a denizi musahhar ettiği gibi, bize de senin yüzün suyu hürmetine Volga Nehri’ni musahhar etti’ diyerek, benim üzerimdeki şaşkınlığı gidermek istiyordu. 

Ben cevaben kendisine dedim:

‘Nasıl geçip kurtulduğumuzu ben biliyorum. Ama siz bilirsiniz Üstadım, yine de sizin dediğiniz gibi olsun.’” (Son Şahitler, c. 1, s. 88)

Üzerinde gemilerin gezdiği Volga Nehri’ni yürüyerek geçmek, ancak inayet-i İlâhî ve hıfz-ı gaybî değil de nedir?

11- İstanbul’un işgali sırasında İngilizlerden muhafaza edilmesi: İngilizlerin İstanbul’u işgal ettikleri sırada Bediüzzaman, İngilizlerin âlem-i İslâm ve Türkler aleyhindeki müstemlekecilik siyasetini ve entrikalarını anlatan Hutuvat-ı Sitte eserini telif ve neşreder.

İngiliz Başkumandanına bu eser gösterilir ve Bediüzzaman’ın aleyhte olduğu kendisine ihbar edilir. O cebbar kumandan idam kararı ile vücudunu ortadan kaldırmak ister. Ancak diğer aşiretlerin isyan edeceği korkusuyla, bir şey yapamaz. Allah’ın yardımı ile buradan da sağ salim kurtulmuş olur. (Tarihçe-i Hayat, s. 217)

12- Mecliste Mustafa Kemal’le karşılaşması: Van eski Valisi Tahsin Bey’in ısrarlı taleplerini kıramayarak, İstanbul’daki millî mücale içerisinden Ankara’ya gelir. Mecliste milletvekillerinin namaza karşı lâkaytlıklarını görür. Milletvekillerinin ibadete, bilhassa namaza müdavim olmaları hususunda bir beyanname neşreder.

Bir gün Divan-ı Riyasette, elli altmış mebus içinde M. Kemal, Üstada “Sizin gibi kahraman bir hoca bize lâzımdır... Geldiniz, en evvel namaza dair şeyleri yazdınız, aramıza ihtilâf verdiniz.” dedikten sonra, Üstad iki parmağını ileri uzatarak “Paşa, Paşa! İmandan sonra en yüksek hakikat namazdır. Namaz kılmayan haindir. Hainin hükmü merduttur” der. Van milletvekili Abdülgani Bey hatırasında; “Seyda o kadar bağırdı ki meclis koridoru yankılandı. Ben çok korktum, Seyda’ya bir şey olmasın diye duâ ettim.” demektedir.

Üstad daha sonra bu hadiseyi hikâye ettiği bir mektubunda “Hazır mebus dostlarım telâş ettikleri ve herhalde beni ezeceklerini tahmin ettikleri sırada, bana karşı bir nevi tarziye verip o mecliste hiddetini geri alması...” ifadelerini kullanır. (Emirdağ Lahikası, 189. mektup)

13- Bediüzzaman’ın Ankara’da zehirlenmesi: Bir ara mecliste tifo salgını bahanesiyle, Bediüzzaman’ın da mecliste sıkı münasebetinden dolayı herkesi aşıladıkları gibi onu da aşıladılar. Fakat onun aşısı başka bir aşı… Birkaç adamı bir anda öldürebilecek dozda olan bir zehirle onu aşıladılar... O zaman aşılar göğüsten yapıldığından, Üstad sol memesinin altından aşılandı. Hıfz-ı İlâhî ve muhafaza-yı Kur’âniye ile o şiddetli zehir tesir etmedi. (Mufassal T. Hayat, s. 754)

Cenab-ı Allah’ın yardımı ile Üstadımızın muhafaza edildiği diğer hâdiseleri de daha sonra ele alalım inşaallah.

Okunma Sayısı: 1747
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı