"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Asıl garabet

Cevher İLHAN
07 Mayıs 2021, Cuma
Aslında cenâzede Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’dan duâ okunmasına itiraz, öncelikle “kavlî (sözlü) duâ câiz, kitaptan okunan duâ ve münâcât câiz değil” garabetini sözkonusu ediyor.

Soruyoruz; Hz. Âişe (r.a)’dan rivâyetle “Resûlullah (a.s.m) ‘Cibrîl bana şunları söyledi: ‘Rabbim, Baka’de yatanların yanına giderek onlar için istiğfarda bulunmanı sana emrediyor.’ Ben, ‘Onlara ne diyeyim yâ Resûlallah?’ diye sordum; “Selâm mü’min ve Müslümanlardan bu diyarda yatanlara! Allah bizim geçmişlerimize de, geleceklerimize de rahmet eylesin, bizler de inşâallah sizlere katılacağız’ de buyurdu” (Müslim, 5.c., s.252) hadisi gibi mezarda duâya dair hadisleri, zamanında Dubai’de Faculty of Islamic and Arabic Studies’te hocalık yapan muteriz bunu bilmez mi?

Kitaptan okunan “El-Aman, el-Aman! Yâ Rahman! Yâ Hannan! Yâ Mennan! Yâ Deyyan! Senin rahmetin melceimdir (sığınağımdır) ve Rahmeten’lil-Âlemîn olan Habibin Senin rahmetine yetişmek için vesîlemdir!” niyâzının, bir duâ olan cenâze namazında okunan “bilhassa bu ölüyü rahmete, rahatlığa, bağışlanmaya ve hoşnutluğa erdir!” duâsındaki Sünnete uymayan neyi var ki buna itiraz edilir?

SÜNNETE UYGUN, TERTÎP ÂDÂBI ÜZERE…

Cenâzede, kabir ziyâretinde, hatta mezarlığın yanından geçerken kabirdekilere af ve mağfiretle rahmet dilenmesi; okunanların sevâbını “kabirleri ziyâret ve duâ okuma sünneti”ne uygun olarak başta Peygamberimiz (asm) olmak üzere vefât etmiş ve hayattaki bütün mü’minlere duâ edilmesi hakikatine karşı nasıl “kitaptan olmaz” denilir?

Bunda Sünnete aykırı ne var? Asıl garabet, “Onlar dinlerini aralarında kitaplarla parçalar haline getirdiler” meâlindeki âyetin mezarda kitaptan duâ ve münâcât okunmasına “tefrika isnadı” için kullanılmasında değil mi? 

Keza “Peygamber size ne verdiyse onu alın. Neyi yasakladıysa ondan kaçının!” (Haşr, 7) âyetinin hükmünün ve Peygamberimizin “Sakın sizden birini, ‘Biz Kur’ân’dan başka bir şey bilmeyiz. Allah’ın Kitabı’nda ne bulursak ona uyarız’ derken bulmayayım!” (Ebu Dâvûd, Sünnet 5, Tirmizî, İlim 10) hadisinin bilmezden gelinmesi nasıl bir garabettir?

ASLI TEFRİKA DİNİN SİYASETTE İSTİMALİ

Çarpıcı olan, Kur’ân tefsirinin ve hadislerin mânâsının okunmasını eleştiren muterizin, cenâze merâsimlerinde dirseğini şehit tabutlarının üzerine koyup nutuk atarak cenâzelerin siyasette istismarına en ufak bir eleştiride bulunulmaması. 

Keza siyasi lideri için “ona dokunmak bile ibâdettir” benzeri garip yakıştırmalara, evlilik cüzdanını geline verirken “Erdoğan’ın sünnetinin gereğidir” denilmesine, cami avlularında parti propagandasına, “Erdoğan için her gün iki rekât şükür namazı kılmamız gerekir” sözünün sarf edilmesine, “ona oy vermek İslâmın gereğidir” fetvasıyla Yezid gibi siyaset ve saltanat uğruna dinlerini dünyaya satan zâlimlere bir şey denmemesi. 

Menfaatleri uğruna mazilerini silip “meleği şeytan, şeytanı melek” gösteren “menfi siyaset”le ikballerini siyasi yardakçılıkçılıkta görenlere, hakikatle, insafla, vicdanla ve “Allah’ın nurûyla bakan ferâset”le bir cevap verilmemesi. 

Sırf siyasi rant uğruna siyasi muhaliflerine “dinsizlik,” hatta “din düşmanı” ithamıyla onları “bütün bütün İslâmiyeten hâriçmiş gibi” din dışına iterek “herç-i bâd âbâd (artık ne olursa olsun) diyerek me’yusâne (ümitsizce), belki muannidâne (inâdına) İslâmiyete münâfi (aykırı) harekâta başlamaları”na, “bazı biçârelerin dalâletine sebebiyet veren bînsaflara (insafsızlara)” itiraz edilmemesi. (Münâzarât, 82-83)

Siyasi ve dünyevi menfaatler uğruna dinî değerleri ve mukaddesleri partililerine has gören “din nâmına siyaset”le “umûmun mâl-i mukaddesi dini” istismar ve istimalle siyasallaştırıp dünyevileştirmekle Müslümanlar arasında tefrika fitnesinin dinamitlenmesine suskun kalınması. Sahi, birileri neden ısrarla “zihn-i sakîminde (hastalıklı zihninde) ezhanı (zihinleri) tağlit (karıştıran) ve efkârı (fikirleri) teşviş (müşevveş, karmakarışık) eden” sözleriyle “yâ eyyühel hoto!” hitabını hak edip “dinde hassas ve muhâkeme-i akliyede noksan” muhâkemesizlikte bulunur!

Neden bu haliyle “gökteki yıldıza taş atan” durumuna düşer…

Ve minel-garaib...

Okunma Sayısı: 1480
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı