"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Demokrasi, 147 yılın gerisinde

Cevher İLHAN
02 Kasım 2023, Perşembe 00:32
Cumhuriyetin 100. yılında Cumhurbaşkanı’nın “Hak ve hürriyetler alanında ülkemizi dünyanın devler ligine çıkardık” diyerek “yeni sistemin milli iradeyi tam anlamıyla hâkim kılma noktasında dönüm noktası olduğu” iddiası da âdeta “yüzyılın çarpıtması” olarak kayıtlara geçiyor.

Öncelikle “Türk tipi” denilen “ucûbe sistem”de tek imzalı OHAL KHK’larıyla yüz binlerce vatandaşın sahte ihbarlarla, hiçbir hukukta geçerli olmayan istihbarat jurnalleriyle hak kazandıkları kamu görevlerinden ihraçları, hiçbir mahkeme kararı olmadan “yargısız infaz”la tutuklanıp yıllarca haksızlığa ve hukuksuzluğa uğratılmaları bu iddiayı yalanlıyor.

1876 KANUN-U ESÂSİ’DE “MECLİS HÂKİMİYETİ”

Aslında “tek kişilik rejim”in “Cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırması” bir yana, demokrasilerin temel vasfı olan “yürütme” ile beraber “yasama-Meclis” ve “adâlet-yargı” ekseninde “kuvvetler ayrılığı”nı esas alan demokratik hukuk devleti yerine millet irâdesinin temsilcisi Meclis’i devre dışı bıraktırıp “yargı”yı Saray’ın/siyasetin güdümüne sokan “kuvvetler birliği”nin katı bir biçimde ikamesiyle, yürütmenin yanısıra yasama da “tek şahıs”ın, yani “partili cumhurbaşkanı”nın güdümüne sokuldu.

Keza “tek kişilik rejim”de Meclis’in yasama yetkisinin yanısıra denetim işlevinin ortadan kaldırılması da tam bir çürüme girdabındaki antidemokratik “ucûbe rejim”in iflasını ortaya koyuyor.

Oysa daha 1. Meşrûtiyet’in ilânıyla 1876 tarihli Kanun-u Esâsi’de “yasama kuvveti Meclis-i Umumîdedir” denilerek “kanun koyma hakkı” Meclis-i Mebusan’a verilmiş.

Keza 23 Temmuz 1908’de ilân edilen II. Meşrûtiyet dönemindeki 8 Ağustos 1909 tarihli Kanun-u Esâsi’de “Meclis, milletin yegâne ve hakîkî mümessili olup millet nâmına hakk-ı hâkimiyeti istimâl eder (kullanır)” hükmüyle Meclisin hâkimiyeti esas alınmış.

Ayrıca “Meclis, teşrî (yasama) salâhiyetini bizzat istimal eder (kullanır); kendi tarafından müntehâb (seçilen) reis-i cumhur ile icrâ vekilleri heyetini (bakanlar kurulunu) her vakit murâkabe (denetler) ve ıskat eder (düşürür)” ifâdesiyle; “kanun teklif hakkı”yla “suâl ve istizâh (izâh isteme) ve tahkikatın Meclis’in cümle-i salâhiyetinden olduğu” kaydıyla Meclis’in hükümeti denetleme yetkisi tahkim edilmiş. 

ÖNCE “TEK ŞAHIS REJİMİ”NİN TASFİYESİ

Hâsılı, tek adam rejiminde “Cumhuriyet ile demokrasinin kucaklaştırılması” bir yana, Türkiye 1876’daki Kanun-u Esâsi’nin, 147 yılın gerisinde kalmış. Bu yüzden Cumhurbaşkanı’nın “millî irâdeyi hâkim kılma” ifadesi de “mânâsız isim ve resim”den ibâret “cumhuriyet” söylevleri gibi çarpıtan, yanıltan bir propagandadan ibâret kalıyor.

Ve Cumhurbaşkanı’nın “en büyük hedefimiz demokrasimizi ve cumhuriyetimizi darbe anayasası utancından kurtarmaktır” vaadinin hiçbir inandırıcılığı kalmıyor.

Bu açıdan geçen asrın başlarından hayatının sonuna kadar bütün eserlerinde, gazetelere yazdığı makalelerde, hitâbelerinde, müdafaalarında, mektuplarında millet hâkimiyetiyle Meclis sistemini esas alan Bediüzzaman’ın ifade ettiği “Meclis-i Mebusân’ın hâkim, Meclis’in içinden çıkan hükûmetin hâdim ve hizmetkâr olduğu”, hukukun üstünlüğünün temel alındığı demokratik hürriyetçi “Meclis sistemi”nin hâkim kılınmasından başka çâre yok.

Bunun içindir ki öncelikle “tek şahıs istibdad”ının tasfiyesi gerekiyor…

Okunma Sayısı: 1172
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı