"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Demokrasinin zenbereği, rûhu, kuvveti, hâkimi, efkâr-ı âmmedir (Kamuoyudur)

Cevher İLHAN
22 Ekim 2020, Perşembe 00:05
BEDİÜZZAMAN’IN MEŞRÛTİYET/DEMOKRASİ TÂRİF VE TESBİTLERİ - 1

TAKDİM

Meclis’in açılması ve siyasetin hararetlenmesiyle “cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi”nde ekonomiden dış politikaya, salgında sağlıktan eğitime birçok alanındaki ârızalarla açığa çıkan “sistem tartışmaları” yeniden alevlendi.

Özellikle millet irâdesinin temsilcisi Meclis’in dışlanması ve yargının talimatlandırılıp vesâyet altına alındığı “tek adam rejimi”nin iflâsına karşı “güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistem” arayışları artarken, Bediüzzaman’ın bir asır öncesinden hâdiseler nezdinde izâhını yaptığı “meşrûtiyet/demokrasi” tesbitlerinin önemi bir defa daha ortaya çıkıyor.

Hayatı boyunca haksızlığa ve zulme karşı koyan, “demokratik cumhuriyet” anlamındaki meşrûtiyeti ve hürriyeti savunan Bediüzzaman, Osmanlı’nın son devrinden Cumhuriyet dönemine, çok partili siyasî hayatta gazetelerde neşredilen makalelerinde, kitaplarında, mahkemelerdeki müdafaalarında, talebelerine yazdığı lâhikalarda, devrin yöneticilerine ve bilirkişi heyetlerine gönderdiği mektuplarda ve önemli bir kısmını dercettiği Kur’ân tefsiri Risale-i Nur Külliyatı’nda bütün bu değerleri beyân etmiştir.

Gerçek şu ki Meşrûtiyetin ilânından sonra -ilk baskısı 1911’de İstanbul’da yapılan- öncelikle Doğudaki aşiretlere verdiği “hürriyet ve meşrûtiyet dersleri”nin derç edildiği “Münâzarât”, “Sünûhat” ve “Hutbe-i Şâmiye” adlı kitapları başta olmak üzere “Eski Said Dönemi Eserleri”nde meşrûtiyet ve hürriyetin târifini özetlemiş; dinle alâkası olmayan her çeşit istibdadın milletin maddî ve mânevî kalkınmasını engellediğini ikaz etmiştir.

Fikir ve ifâde hürriyeti ile meşveretin ehemmiyetine, demokrasi, hürriyet ve millet irâdesinin hâkimiyetinin önemine dikkat çekmiş; İslâm dünyasının ancak demokrasi, meşveret ve hürriyetle tekâmül edip gerçek medeniyete ulaşacağını; demokrasinin, hürriyetin ve insan haklarının gelişmesiyle ancak istibdat zincirlerinin parçalanacağını, maddî ve mânevî kalkınma yolunun açılacağını bildirmiştir.

Bir İslâm âlimi olarak “Eski hal (padişahlık ve mutlakî idare) muhal, ya yeni hal (meşrûtiyet ve hürriyet) ya izmihlâl” diyerek “demokrasi ve hürriyetleri Kur’ânî delillerle ispat edip Kur’ân nâmına alkışlamıştır.

İhtilâfların kaldırılıp milletin ittihadını, birlik ve bütünlüğünü temin etmenin yegâne ve öncelikli şartının milleti birbirine bağlayan mânevî birlik bağlarını güçlendirmek olduğunu, “vatandaşlık” ve “vatan kardeşliği” esası üzerinde vatan ve milletin bütünlüğünü ders vermiştir.

Aslında bu çalışma, başta İngilizce ve Arapça olmak üzere çeşitli dünya dillerine tercüme ettirdiği “Bediüzzaman’ın eserlerini ve mesajlarını” Asya’dan Avustralya’ya, Avrupa’dan Amerika’ya, Ortadoğu’dan Afrika’ya birçok ülkenin devlet adamlarına, parlamenterlere, akademisyenlere ve medya kuruluşlarına azim bir gayretle kurduğu irtibatla gönderen, İslâm âlemindeki ve dünyadaki hizmetleri büyük bir heyecan ve dikkatle tâkip eden İzmir eski milletvekili merhum Mehmet Özkan Ağabeyin yine çeşitli dünya dillerine çevrilip dünyanın belli başlı liderlerine, siyasetçilerine, araştırmacılarına iletilmek üzere hazırlanmasını istediği “Bedüzzaman’ın demokrasi târif ve tesbitleri” broşürü metnine temel olması için hazırlanmıştı.

“İslâm ve demokrasi” araştırmalarına ışık tutması maksadıyla doğrudan Bediüzzaman’ın eserlerinden hülâsa edilen bu derlemeyi, insanlığın küresel kriz ve buhranlarla bocaladığı çağımızda dünyanın bilhassa İslâm âleminin başta gelen problemi olan “demokrasi”, “hürriyet” ve “adâlet”e dair Kur’ânî temel târif ve umdelere dikkati çekmek ve merhum Özkan’ın defalarca ifade ettiği –en son Ankara Kitap Fuarı’nda Yeni Asya Standı’nda yinelediği- talebine uygun olarak bir “rahmet vesilesi” olması duâsıyla yayınlıyoruz.

***

Bediüzzaman Said Nursî, geçen asrın başlarında Şarktaki aşiretlere verdiği meşrûtiyet ve hürriyet derslerinde, öncelikle “İstibdat tahakkümdür, keyfî muameledir, kuvvete istinad ile cebirdir (zor kullanmaktır), rey-i vâhiddir (tek kişinin görüşünün hâkim olmasıdır), su-i istimâlâta (kötüye kullanmaya) ve istismara gayet müsâit bir zemindir, zulmün temelidir, insâniyetin mâhisidir (yok edicisidir)” diye tarif eder. (Münâzarât, 22)

Meşrûtiyeti, hürriyetçi demokratik sistemin mâhiyet ve işleyişini, “Hepiniz çobansınız ve idâreniz altındakilerden mesulsünüz” hadisiyle izah eden Bediüzzaman, devamında “Meşrûtiyetin zenbereği, rûhu, kuvveti, hâkimi, ağası haktır, akıl’dır, mârifettir, kanundur, efkâr-ı âmmedir (kamuoyudur); kimin aklı keskin, kalbi parlak olursa, yalnız o yükselecektir” tembihinde bulunur. (a.g.e. 27)

“Ve onlarla istişâre et” (Âl-i İmrân Sûresi 159) ve “Onların aralarındaki işleri istişâre iledir” (Şûrâ Sûresi, 38) âyetlerinin tefsiriyle Meclis’in millet adına temsil ettiği “efkâr-ı âmme”yi (kamuoyunu) “lâyetezelzel (sarsılmaz) bir demir ve lâyetefellel (kırılmaz, bükülmez, körelmez) bir elmas kılınç”a benzetir. 

Bu meyanda gerçek demokrasilerde millet irâdesinin temsilcisi Meclisi, “içtimâ (toplanma) ve ittihat (birlik) ile hâsıl olan hablü’l metin (sağlam halat) ve urvetü’l-vüska (kuvvetli kopmaz kulp)” olarak tanımlar. (Münâzarât, 23-24, 38-40)

“Meşrûtiyetin sırrı, kuvvet kanundadır, şahıs hiçtir. İstibdâdın esâsı, kuvvet şahısta olur, kanunu kendi keyfine tâbî edebilir” ikazıyla, Meclis’in temsil ettiği “efkâr-ı âmme”nin/millet irâdesinin esas olduğunu belirtir. (Münâzarât, 38-40, 24)

“Eski zamanda değiliz; eskiden hâkim (hükmeden) bir şahs-ı vâhid (tek kişi) idi. Şimdi ise zaman cemaat zamanıdır. Hâkim, ruh-u cemaatten çıkmış metin bir şahs-ı mânevîdir ki, şûrâlar o ruhu temsil eder” tesbitiyle Meclis’in hâkim olması gerektiğini belirler. (Sünûhat, 51,52)

Okunma Sayısı: 1079
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Oğuz Yiğiter

    22.10.2020 07:37:54

    Allah razı olsun. Bıkmadan, usanmadan Üstadın tâ asrın başından beri, sosyal problemlerin çözümüne dair hazır reçete halindeki çözüm önerilerini sürekli gündemde tutmak gerçekten çok değerli. Tebrikler, dualar...

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı