"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Deprem paraları”na ne oldu?

Cevher İLHAN
08 Ekim 2019, Salı

GARABET

“Deprem toplanma alanları”nın rantla gökdelen ve AVM’lerin dikilmesiyle betonlaştırıldığının ortaya çıkmasının ardından şimdi de “deprem paraları”nın akıbeti tartışılıyor.

Cumhurbaşkanı ve partisinin sözcüsü, on yedi yılda 1 trilyon 215 milyar liranın başta okul binalarının güçlendirilmesi olmak üzere depreme karşı binaların tahkimi için harcandığını söylüyor.

Ancak son depremde İstanbul’da sayıları 32’ye varan çürük okulun tahliyesi, duvarları çatlak hastanelerin boşaltılması bu iddianın da altının çürük olduğunu ele veriyor.

Öncelikle 10 milyon çürük ve ruhsatsız kaçak binanın para karşılığı “sağlam” ve “ruhsatlı” gösterildiği “imar affı”ndan elde edilen 17.5 milyar lira ile deprem vergisinden elde edilen 60 milyar eklendiğinde on yedi yılda toplanan 36 milyar dolar paranın nereye gittiği soruluyor.

Görünen o ki, 1999 Marmara depreminden sonra oluşturulan 493 “deprem toplanma alanı”ndan 416’sı yandaşlara peşkeş çekilip ranta kurban edildiği gibi “deprem paraları” da buharlaşmış!

Garip olan, farklı rakamlar da verilse milyar dolarların, trilyonların harcandığının söylenmesine rağmen, İstanbul’da halihazırda 4-4.5 milyon meskenden yarısının, ülke çapında 7 milyon konutun yenilenmesi gereğine karşı ancak hâlâ 100-200 binde kalınması.

Daha da garibi, hâlen başta okullar, hastaneler gibi kamu binaları olmak üzere milyonlarca çürük bina olduğunun resmen tesbitine karşı, “deprem toplanma alanları” için “İstanbul’da on binlercesi var” diyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın “Muhtemel bir depreme karşı yıllardır yaptığımız çalışmaların ne kadar sağlıklı olduğunu gördük; bu sistem dünyaya örnek bir sistemdir!” demesi.

Şubat ayında Kartal’da çöken, 21 kişinin can verdiği üçü kaçak yedi katlı binanın enkazı ancak bir haftada kaldırılırken, AKP İstanbul Belediye Başkanı adayı ve son Başbakan’ı Binali Yıldırım, seçim çalışmalarında Maltepe’de “depremde toplanma alanlarımız bile yetersiz” itirafında bulunurken (gazeteler, 20.2.19), AFAD Başkanınca “Bütün tedbirlerimizi aldık” garabetinin sergilenmesi.

Gerçekten, 5.8’le açığa çıkan tedbirsizliğin vahim sonuçları ortadayken hangi “tedbirler” alınmış?

İKRAR

“Yüzde 40”ın perde arkası

Geçtiğimiz haftanın tartışması, AKP’li eski bir Bakan’ın “Yüzde 50+1 Türkiye’yi çok yorar, cumhurbaşkanının ilk turda yüzde 40’la seçilmesi” sözleriyle alevlenen polemikler oldu.

Meclis’in yeni yasama yılının ilk gününde sözkonusu teklife dair Meclis’te Cumhurbaşkanı’nın evvela “Ön hazırlığımızı yaparız, Meclis’e getirebiliriz” deyip, aynı günün akşamında birkaç saat sonra bu kez Meclis’teki resepsiyonda “Bu Parlamentonun işidir, böyle bir şey olacaksa getirecek olan muhalefettir” diye çelişkili konuşması bir dizi istifhama sebebiyet verdi.

İktidar partisinden sadır olan her çıkışa bir “hikmet” ve “isâbet” izâfe etmeye canhıraş didinen “iktidara ilişik medya” yorumcuları, bunda bir tezat olmadığını söyleseler de, belli ki bir “yoklama” yapıldı. Önce iktidar partisi sözcüsü, “Böyle bir şey gündemimizde yok” dedi. Akabinde, eski Bakan’ın kendisinden habersiz bu öneriyi ortaya atmayacağına karşı Cumhurbaşkanı, “Oranın yüzde 50’den 40’a düşürülmesine ne düşüncemiz, ne niyetimiz, ne plânımız, ne çabamız yok” diye konuştu.

Bu bakımdan, altı ayrı araştırma şirketinin anketinde oylarının yüzde 29 ile 40 arasına düştüğü bildirilen iktidar partisinin 50+1’le cumhurbaşkanı seçmesinin artık çok zor olduğunun anlaşılması telâşıyla bu önerinin ortaya atıldığı, peşinden de derhal dönüldüğü kaydediliyor.

Ve bu zikzaklı çark, bir yıl içinde çöküşü tescillenen “cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi”nin Türkiye’yi taşıyamadığının örtülü itirafı olurken, ortağıyla ancak yüzde 40’larda kalan AKP’deki artık

Genel Başkanları’nın yüzde 50 ile seçilemeyeceğinin panik ve telâşını bir defa daha açığa çıkardı.

İLGİNÇ

Hani “görüntüler - belgeler vardı”?

Hatırlanacağı üzere, 31 Mart mahalli seçimleriyle ilgili iktidar partisi Seçim İşleri Başkanı, ekranlarda ısrarla “kesinlikle bir şeyler oldu” cümlesini tekrarlamıştı.

Keza başta Cumhurbaşkanı olmak üzere iktidar partisi temsilcileri, en üst düzeyde “Elimizde oyların çalındığına dair görüntüler, yolsuzluk belgeleri var” demişlerdi. Ancak en son mahkemede sözkonusu iddialarla ilgili tâkipsizlikle “kesinlikle bir şeylerin olmadığı” karara bağlanırken, üzerinden aylar geçmesine rağmen sözü edilen “görüntüler”in-“belgeler”in hiçbiri ortaya çıkarılamadı.

Hani, ellerinde “görüntüler - belgeler” vardı; ve “kesinlikle bir şeyler olmuştu”?

Okunma Sayısı: 1395
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Harettin Özcan

    8.10.2019 17:48:08

    Bu güne kadar gelip geçen idarecilerin hatalarının biri birine eklenmesi sonucu ortaya çıkan ve tarhana çorbasını andıran bu manzara karşısında "yâ Rab, ya deprem gönderme veya geç gönder" demekten başka yol kalmamıştır. Hayal bile etmekten tedirgin olduğumuz bir büyük deprem sonucu, enkaz altında kalan insanlarımız, kendilerine ulaşılamayacağından dolayı bağıra, bağıra can vereceklerdir. Rabbim korusun.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı