"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“İkinci yargı paketi”

Cevher İLHAN
06 Kasım 2019, Çarşamba
Suriye’nin kuzeyine askeri harekâta kilitlenen yoğun gündemde unutulan konulardan biri de siyasi iktidarın “yargı reformu” iddiasıyla ortaya attığı ve büyük beklentilere sebebiyet veren “yargı stratejisi belgesi” oldu.

Bu kapsamda çıkarılan “birinci yargı paketi” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girerken, beklentiler sözü edilen “ikinci yargı paketi”ne çevrildi. 

İktidar partisi sözcüsünün “AB kriterlerini de göz önüne alan, bu konudaki taahhütlerimizi de yerine getiren bir içeriğe ve kapsama sahiptir” iddiasının aksine “birinci yargı paketi”, başta AB’nin uzun süredir düzeltilmesini istediği Terörle Mücadele Yasasının “propaganda” başlıklı 7. maddesine “haber ve eleştirinin suç oluşturmadığı” eklenirken, “düşünce ve ifâde özgürlüğü”ne beynelmilel kurallarla belirlenen temel kriterler getirilmeyip “neyin haber, neyin eleştiri olduğu”nun takdirinin yargıçlara bırakılmasında olduğu gibi, iktidarın söz verdiği bir yığın noksanlıkla ve kırılganlıkla yetersiz kaldı. 

Hukukçular, haberciliği ve gazeteciliği koruyacak, habere ve gazeteciliğe haksız yere dâvâ açılmasını engelleyici bir hükmün getirilmediğini, TCK’nın 301. maddesindeki “eleştiri amacıyla yapılan düşünceyi açıklama suç teşkil etmez” ibâresine rağmen fikirlerin açıklanmasının cezâlandırılmasının önünün alınamadığını belirtiyorlar. 

“İNFAZ İNDİRİMİ”YLE YETİNİLİYOR!

Bunun yanısıra, cezâlarını çeken, tâkipsizlik kararı alan, beraat eden ve haklarında soruşturma ve dava açılmayan KHK’lıların pasaportlarının Emniyet’in takdirine bırakılmasında olduğu gibi temel hakların iâdesinin önüne yine bir yığın bariyerler konuluyor. 

Ardından kamuoyunda oluşan beklentiyle, “ilk paket”in hemen ardından çıkarılacağı deklâre edilen, ancak sürekli ertelenen “ikinci yargı paketi”nin çıkarılması bekleniyor.  

İktidar mahfillerince, uzun süredir kamuoyunda tartışılan “infaz indirimi” düzenlemesinin öncelikli olacağı; hâlâ Meclis’te bekleyen “şartlı ceza indirimi” teklifinin infaz indirimi ve denetimli serbestlik koşullarında kalıcı yasal düzenleme içerdiği belirtiliyor.

Saray’a sunulan, Kasım’da Meclis’e getirilip en geç yılbaşından önce Meclis’ten geçirileceği söylenen taslak infaz metniyle, 280 bin hükümlü ve tutukluyla dolup taşan hapishânelerin boşaltılması için infaz süresinin suçun şekline göre kısalacağı, infazın cezânın yarısı olacağı şekilde bir düzenleme yapılacağı kaydediliyor.

Ne var ki bu “ikinci paket”te de Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin OHAL uygulamaları ve KHK’ları ile sorgusuz, sualsiz, yargısız infazla dayatılan haksızlık ve hukuksuzluklara son verilip telâfisine dair kararlarına rağmen, AYM ve AİHM önünde hak aramalarına OHAL Komisyonuyla “bariyer” ve “takoz” konuluyor. 

OHAL’ın kalkmasıyla uygulamalarının sona ermesi gereken ve hiçbir yargı denetimine tabi olmayan OHAL KHK’larının üç yıl daha yürürlüğünün dayatılarak sürdürülmesiyle, âileleriyle birlikte milyonların mağduriyetlerin giderilmesine yanaşılmıyor. 

“SÛRETEN ADÂLET İÇİNDE…”

Özetle ayyuka çıkan OHAL ve KHK haksızlıklarının doğrudan kaldırılması yerine yine “infaz indirimi” benzeri garabetlerle haksızlık ve hukuksuzluklar sürdürülüyor.

Oysa öncelikle vahim hak ihlâllerine sebebiyet veren ve Anayasaya göre OHAL’in kalkmasıyla sona ermesi gereken OHAL uygulamalarının devre dışı kalıp derhal yargıya açılması gerekiyor. 

Dünyanın hiçbir demokratik ülkesinde ve hukukta itibar edilmeyen sahte ihbarlarla, “istihbarat jurnalleri”yle yapılan KHK ihrâçları “fâciası”na son verilmesi; “suçu ispatlanıncaya kadar herkesin mâsum ve suçsuz olduğu” ve “suçun şahsiliği” ilkelerini esas alan hukukun temel kuralının işlemesi, yargısız infazla “terör örgütü üyesi” yaftası ve iftirasıyla hayat hakkına saldırıya dönüşen adâletsizliklerin ortadan kaldırılması icâb ediyor. 

Aksi halde her defasında “dağ fare doğurdu” dedirten ve göz boyamadan öteye geçmeyen yarım yamalak “paketler”,  “yargı reformu” olmaz; “sûreten adâlet içinde müthiş günâhlar”ın işlenmesine devam edilir ve  “adalet nâmına -dayatılan- pek çok zulmün” önü alınamaz. (Tarihçe-i Hayat, 402, 487)

Bari “ikinci yargı paketi”yle haksızlık, hukuksuzluk ve mağduriyetler giderilsin; taahhüd edilen ifâde özgürlüğü, savunma hakkı, adâlete erişim, adalet sisteminin genel işleyişiyle ilgili şeffaf ve kapsayıcı bir yaklaşım ortaya konulsun…

Okunma Sayısı: 7031
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • erhan

    6.11.2019 11:09:47

    Elinize sağlık, suç kriterleri olarak belirlenmiş, hangi kriter, hukukta suç olarak kabul edilebilir ki önce bunun netleşmesi lazım. bu konuda Birleşmiş milletler komite ve komisyonundan 3 karar olduğunu duydum. gerçekten araştırdım evet hem komisyon (tavsiye niteliğinde) hem komite (bu komite de alınan kararlar yaklaşık 18-28 kişilik yargıçlar tarafından alınıyor, ve AİHM kararlarına emsal teşkil ediyormuş) alınan kararlarda bu kriterlerin hiç birinin suç teşkil edemeyeceğini gördüm. gerçekten biz ne yapmaya çalışıyoruz?

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı