Muhalefeti iktidarın yanında “hizâlandırma” operasyonları devam ediyor.
İktidar belediyelerinin yüzlerce yolsuzluk dosyasından bir teki dahi soruşturulmazken, uydurulmuş “gizli tanıklar”ın, “etkin pişmanlık”tan şantajlı “itirafçılar”ın bir bir caydıkları “duyumları”yla muhalefet belediyelerine el konuluyor.
Önce insanlar “yargısız infaz”la “suçlu” ilân edilip cezalar yağdırılıyor, ardından “delillerin araştırılması” sahteciliği tekrarlanıyor. Yargıya müdahaleyle ayakkabı kutularındaki, elbise kılıflarındaki milyarlarca doların-dövizin, “sıfırlanan milyarlar”ın üstü örtülüyor.
Aslında sanıkların, “baskıyla söylemiştim”, “çocuklarımı görmemekle tehdit edildim”, “özel avukatlar, ‘belediye başkanlarına iftira atarsan tahliye olursun, böyle ifade vermezsen gün yüzü görmezsin şantajına uğradım’”, “Bana ‘Roma’yı sen mi yaktın deseler ben yaktım!’ diyecektim!” diye bütün mağdurlardan helâllik ve özür dilemeleri vaziyeti ortaya koyuyor. İktidar partisi seçmeni dahi, muhalefete baskıları “siyasî operasyon” olarak görüyor.
Özetle 15 Temmuz’un akabinde “20 Temmuz OHAL darbesi”yle on bini aşkın şirkete kayyım atanmasıyla yatırım, üretim ve istihdamın darbelenmesiyle kalınmıyor. “Tek kişilik hükûmet”li “otoriter rejim”de muhalefeti kontrole almak için demokrasi ve hukuk dışılıkla seçilmişlere, siyasî partilere, üniversitelere, hatta tavukçulara kayyım atamaları sürüyor.
Başta demokrasi, hukuk, temel hak ve hürriyetler olmak üzere ekonomiden işsizliğe, enflasyondan ağır yoksulluğa, dış politikadan eğitime, tarıma, sağlığa, sanayiye, her alandaki çöküş karambola getiriliyor. “Butlan darbesi”yle Türkiye’nin gerçek gündemi karartılıyor…
TESBİT
Sporun da siyaset âlet edilmesi
Mâlum AKP Tanıtım ve Medya Başkanlığı’nın Cumhurbaşkanı’nın talimatıyla hazırlayıp Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) A Millî Takımın X hesabından “AKP’ye teşekkür”le paylaştığı klipte resmen parti propagandası yapıldı.
Klipte, toplama türküler eşliğinde tankların, topların, füzelerin, savaş uçaklarıyla gemilerin, TOGG’un, İHA’ların-SİHA’ların yanısıra iktidar partisi amblemli siyasî sembollerin partizanca kullanılmasıyla, partili Cumhurbaşkanı’nın görüntüleriyle spor da “siyasîleştirildi.”
Portekiz eski sömürgesi Yeşil Burun Adaları, Hollanda’nın sömürgesi Curaçao gibi adı sanı duyulmayan Afrika ve Güney Amerika ada ülkeleri bile puanla dönerken, Millî Takımın grubun en zayıflarıyla oynadığı ilk iki maçta Avustralya’ya ve Paraguay’a 64. saniyede yediği golle Fransız sömürgesi Haiti gibi “sıfır gol-sıfır puan”la dönmesi, siyasette su-i istimalin sporu da dejenere ettiğini tescilledi. Bu yüzden medyada “millî hüsran!” manşetler atıldı.
Ancak en çarpığı, sporun siyasette su-i istimali eleştirilerine iktidar mahfillerinden “Başarılardan rahatsız mı oldunuz!” tepkilerinin verilmesi. Keza TFF Başkanı’nın onca reklâma rağmen açık başarısızlığın hesâbını verip ders çıkarmasını hatırlatanları, “Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle görevlendirilen Adalet Bakanı”na ihbar etmesi. “Böyle rezillik dünyanın hangi ülkesinde var” şikâyetiyle, “âcilen yasa istirhamı”nda bulunması.
Bundandır ki AKP iktidarında, “otoriter rejim”de siyasette istismarla dine büyük zarar verilmesi, yargının “siyasette istimali”yle bağımsızlığını, tarafsızlığını berhavayla yargıya güvenin sıfırlanmasındaki gibi sporun da politize edilerek çökertildiği tesbitleri yapılıyor.
GARABET
Çarklar “pes!” dedirtiyor
“Sarayın siyasî plânı”yla bir yargıcın mârifetiyle siyasî partilere müdahale edilirken, millet iradesine ipotek koyan operasyonlarla siyaset tamamen rayından çıkarılarak yozlaştırıldı.
Daha önce üç defa parti değiştiren ve iki gün önce Mansur Yavaş’ın elini öpüp Özgür Özel’e “Senden başka Genel Başkan tanımam!” diyen bir ilçe Belediye Başkanı, yüksünmeden iktidar partisi rozetini takıp partinin Genel Başkanı Cumhurbaşkanı’nın elini öpüp havaya kaldırıyor.
Siyasetteki katakullilerle başdöndürücü çarklar, dönüşler, transferler “pes!” dedirtiyor.
HAFTANIN SÖZÜ
“Millet ‘bu ne rezillik’ diye sorunca…”
“Kalkıp Millî Takımı siyasetinize âlet edeceksiniz, yenilgi üstüne yenilgi alacaksınız, sonra millet ‘Bu ne rezillik?’ diye sorunca apar topar Adalet Bakanı’nın koltuğunun altına sığınacaksınız. Öyle yağma yok. TFF hiç kimsenin yazıhanesi değildir. Böyle ucuz numaralara tevessül etmekten vazgeçin artık!”
Mahmut Arıkan, Saadet Partisi Genel Başkanı