"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Salgın verilerinin gizlenmesi

Cevher İLHAN
03 Ekim 2020, Cumartesi

VAZİYET

28 Temmuz’a kadar sürekli raporlanan ve “tablo”da gösterilen “yoğun bakım ve entübe hasta sayıları”nın 29 Temmuz’da birden kesilmesi, siyasî iktidarın “salgınla mücadele”deki beceriksizliğinin üstünün örtülmesi saptırması olduğu âdeta sırıtıyor.

Aslında bir yandan “özellikle iki aydır bulaşmanın hızlandığını” söyleyip, “tüm taşıyıcıları bilmek mümkün olmadığı için herkese taşıyıcı gözüyle bakmak tedbirin temel mantığıdır” diyen Bakan’ın diğer yandan “Her vak’a hasta değildir, testi pozitif olup semptom göstermeyen var, bunlar çoğunluğu oluşturuyor” diyerek “semptom göstermeyen pozitiflerin tabloya işlenmediği”ni söylemesi, sürecin şeffaf yürütülmediğini, başta günlük vak’a sayısı olmak üzere salgın verilerinin gizlendiğini gösteriyor.

Oysa “hasta’ ve ‘vak’a’ sayısı ayırımı”nın dünyada örneği olmadığını; Dünya Sağlık Örgütü’nün de aldatıldığını ifade eden konunun uzmanları, kamuoyunun gerçek dışı bilgilerle yanıltılığını; dahası âdeta “hastalık herkese bulaşsın diye bir nevi “sürü bağışıklığı”na bırakıldığını naza veriyorlar.

Bu vaziyet, Bakan’ın “Bu gruptakilerin salgın açısından artık birinci derecede önemi yoktur” açıklamasıyla açıkça “pozitif” olarak virüs taşıyıcıların “hasta” sayılmayıp toplumun içinde gezmelerine göz yumulduğunun ikrarı oluyor.

Bu hususta Bakan’ın eleştirilere cevap verirken, “Ağır hasta sayımız artıyor, biz gizlersek nereden bileceksiniz!” sözleri de bir başka ilginçliği ele veriyor. Bu bakımdan sağlıkçılar, “yoğun bakımdaki hasta sayısı” ile her gün gösterilen ve hastanelerden alınan “ölüm sayıları”yla oranlarının birbirine uymadığına dikkat çekiyorlar.

Bu uygulamada çoğu sessiz kalan bazı Bilim Kurulu üyeleri bu tarzdan haberleri olmadığını belirtirken, doğru ve etkin bir mücadele için salgın verilerinin, vak’a - hasta sayılarının, en azından başta Bilim Kurulu üyeleri olmak üzere ilgilerce doğru bilinmesinin gerektiğini belirtiyorlar.

TESBİT

Halının altına süpürülmesiyle…

Tesbit şu ki Cumhurbaşkanı, “sayılarımız arttı, keşke artmasaydı” itirafında bulunurken, Haziran başından bu yana “yeni normalleşme” sürecinde sanki “salgın yokmuş” “ekonomi” ve “turizm” kaygısıyla alış veriş merkezleriyle eğlence yerlerinin açılmasıyla vaka artış oranının günde yüzde 20’lere ulaşmış.

Bu arada iktidara yakın yorumcuların “Öyle yirmi - otuz kat olduğu doğru değildir” itirazları çarpıcı. Bu itiraz “yani var ama o kadar da değil” gerçeğini teyid ederken, doktorlara nefes darlığı, solunum yetmezliği ve yutkunma güçlülüğü olan Covid-19 pozitif hastaları evlerine göndermelerinden hareketle 25 Ağustos’ta sadece bir ilimizde 28 ölüm vakası varken, aynı gün Türkiye genelinde 18 ölüm vak’asının bildirilmesi”nde olduğu gibi açıklananın en az on katı daha fazla olması açık bir gösterge oluyor. Bu vaziyet sanki “gerçek rakamlar yirmi - otuz kat değil de, on katı olması mâkul!” tuhaflığına yol açıyor.

Ve bu durum, “tıpkı enflasyon ve işsizlik rakamları gibi salgın istatistiklerine de karartma ve sansür başladı. Pislikler halının altına süpürülüyor ama üç gün sonra pis kokular evi sarar” yorumlarına yol açarken, geçen Mayıs’ta atanan ve daha önce Ekonomi Bakanlığı’nda danışman olarak çalışan ve geçtiğimiz yılın Haziran ayında Cumhurbaşkanı’nın eşinin Özel Kalem Müdürü’yle evlendiği için “yeni Saray damadı” olarak nitelenen bir ismin başında bulunduğu “TÜİK, enflasyon ve işsizliğe karatma uyguladı da ne oldu? Hayat ucuzladı mı? İşsizlik azaldı mı?” sorularını sorduruyor?

GARABET

Salgında çifte standartlı siyaset!

Salgınla mücadele kurallarına uyumda da farklı uygulamalar yapılıyor…

Bir yandan yoldan geçen vatandaşlara, sosyal mesafe ve maske kurallarına uymayan vatandaşlara ceza üstüne ceza kesilirken, geçtiğimiz hafta İstanbul Büyükşehir Belediyesi binası karşısında taksicilerin yaklaşık iki saat süren eylemde, -sık sık sosyal mesafe ve maske uyarılarına rağmen- sosyal mesafe kurallarının hiçe sayılmasına ses çıkarılmaması çarpıklığında olduğu gibi.

Veya bir iktidar partisi milletvekilinin oğlunun düğününe 1.500 davetlinin ve mülki amirlerin katılımının medyada eleştirilmesi ve Bakan’ın “Hiç kimsenin buna hakkı yok” çıkışı üzerine sadece 6 bin 360 lira ceza kesilirken, 25 vatandaşın can verdiği, 328’inin yaralandığı Çorlu’daki tren kazasında suçluların bulunması için 25 Demiryolu çalışanı sendika üyesi işçinin sosyal mesafe kuralına riayetle maske takarak yaptıkları basın toplantısı “pandemi yasaklarına uymadıkları” gerekçesiyle her birine 3 bin 150 lira ceza verilmesi garabetinde olduğu gibi.

Yahut Ağustos ayında sel felâketiyle on vatandaşın hayatını kaybettiği Giresun’da düzenlediği mitingde, sosyal mesafe kurallarına uyulmaması tartışmalarının sorulması üzerine Bakan’ın “Maske, mesafe ve hijyen noktasında sayın Cumhurbaşkanımız da hassaslık içinde. Ancak yer yer bunun ihlâl edildiğini görüyoruz. Vatandaş olarak özellikle maskesiz şekilde sokakta dolaşılmaması gerektiğine inanıyoruz” cevabıyla yine vatandaşların sorumlu tutulması tuhaflığında görüldüğü gibi.

Özetle, salgınla mücadele tartışılırken, salgında çifte standartlı siyaset tam gaz devam ediyor.

Okunma Sayısı: 1723
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı