"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Salgında sonuçsuz “önlemler”

Cevher İLHAN
15 Nisan 2021, Perşembe
“Ramazanda salgınla mücadele tedbirleri” bizzat Cumhurbaşkanı tarafından hafta sonu kısıtlamasının yanısıra hafta içi saat 21’de başlayan sokağa çıkma yasağının akşam 19’a alınması ve yeniden 65 yaş üstü ile 18 yaş altına toplu taşıma araçlarını kullanma sınırlaması olarak açıklandı.

Yeme içme hizmeti veren kıraathane, çay bahçesi, spor salonu, benzeri mekânların faaliyetlerine bayram sonuna kadar bir defa daha ara verilirken; lokanta ve benzeri işletmelerin faaliyetleri Ramazan boyunca belirlenen saatlerde paket ve “gel-al hizmeti”yle sınırlandırıldı. Otellerin sadece müşterilerine hizmet vereceği, sahte rezervasyon benzeri hilelere göz yumulmayacağı duyuruldu. 

En çarpıcısı da bizzat Cumhurbaşkanı’nın ifadesiyle, camilerde cemaatle teravih namazının kılınmasının yasaklanmasının yanısıra konaklama tesisleri ile evlerde toplu iftar ve benzeri organizasyonlar gerçekleştirilemeyeceğinin dayatılması oldu. Ve buna da “kısmi kısıtlama” dendi.

TÜRKİYE’YE HAS GARİP “KISITLAMALAR”

Tesbit şu ki yeni “önlemler”de de daha önce denenen ve etkili bir sonuç alınmayan çelişkili “kısıtlamalar”la kalınmakta. Oysa konunun uzmanları, 65 yaş için dünyada böyle bir uygulamanın olmadığını ve hiçbir ispatlanmış değerlendirmeye dayanmadığını bildiriyorlar. 

Keza akşam 9’da başlayan sokağa çıkma yasağının hiçbir anlamı olmadığını belirtiyorlar. “21’de sokağa çıkma yasağının bir faydası olsaydı, günlük vak’alar 7 binden 60 bine tırmanmazdı” eleştirisiyle yasak iki saat erken başladığında insanların apar topar evlerine yetişmek için toplu taşıma araçlarına doluşmasıyla yığılmaların daha da artacağını nazara veriyorlar. İnsanları erkenden yüksek riskli kapalı mekânlara sokmakla bulaşmanın daha da yayılacağını belirtiyorlar. 

Sağlık Bakanı, “Hepimiz sorumluyuz” diye bütün sorumluluğu vatandaşlara fatura etmek istiyor, ama vahamet ortada. Resmi verilerle toplam vak’a sayısı dört milyonu, ağır hasta sayısı 3 bini, vefatlar 34.5 bini aşmış. Son 24 saatte 306 bin 563 kovid-19 testinden 59 bin 187 kişinin testinin pozitif çıkması ve 273 vefatla Türkiye salgında rekor üstüne rekor kırıyor.

Aşı tedârikinde de tam bir fiyasko yaşanıyor. 14 Ocak’ta oldukça geç başlayan aşılamanın üzerinden üç ay geçtiği halde hâlâ yeterli aşı temin edilmiş değil.

Toplum bağışıklığı için 83 milyonluk Türkiye’de nüfusun yüzde 67’sinin, en az 60 milyon vatandaşın iki doz aşıyı yapması için 120 milyon aşının temini gerekirken, toplam 18 milyon aşının geldiği söyleniyor. Sadece 9 milyon kişi aşılanmış; ve ikinci aşı hâlâ yüzde 13’lerde. 

Bu arada Sinovac şirketinin açıklamasıyla “Çin aşısı”nın etkisinin yüzde 50’nin biraz üzerinde olduğu bulgularının Çin’li bulaşıcı hastalık uzmanlarınca doğrulanması, bütün ikazlara rağmen Ankara’dakilerin koruyuculuğu yüksek aşılar yerine Çin aşısına yüklenmesinin akıbetini ele veriyor.

Görünen o ki yeni ve etkili bir tedbir yok. Siyasi iktidar, baştan beri en az üç veya dört haftalık “tam kapanma” önerilerini yerine getirmekten kaçınıyor. 

Ve daha bir hafta önce Cumhurbaşkanı’nın “Avrupa ülkelerinin hemen tamamı Türkiye’den daha ağır kapatma tedbirleri uyguluyor” derken, vak’a sayısında Avrupa’da birinci, dünyada en üst sıralarda yer alan Türkiye’de neden “tam kapanma”ya gidilmediği çelişkisinin izâhı yapılamıyor. 

Geçen Haziran’da “turizm kaygıları”yla birden tam açılmayla salgının yayılmasına resmen kapı açılmasının neticeleri ortada iken, hâlâ Türkiye’ye has “hafta sonu kısıtlamaları”yla, camide teravih namazının ve evlerde toplu iftarların “yasaklanması”yla kalınması garabeti sergileniyor. 

YİNE TURİZM KAYGISIYLA…

Aslında Bilim Kurulu toplantısının ardından “vak’a sayılarındaki hızlı artış”la “hastane doluluk oranları”na dikkat çeken ve “bulaşıcılığın daha da çok arttığı yeni bir pik dönemi yaşıyoruz” yakınmasıyla “yakın temas ve hareketliliği azaltıcı bir döneme girmek durumundayız, Ramazan ayını özellikle tedbirler noktasında çok önemli bir dönem olarak görmeliyiz” diyen Bakan’ın, “Ramazan ayında tam kapanma olacak mı?’ sorusuna ‘’Sayın Cumhurbaşkanımız alınan kararları açıklar” cevabı, “tek kişilik yönetim”in salgında da hükümferma olduğunun ikrarı oluyor. 

Ve “Ramazan ayında dinlendirerek Bayram sonrası güzel günlere hazırlamak istiyoruz” diyen Cumhurbaşkanı’nın “Ramazanda rakamlarımızı birkaç binlere düşürebilirsek, Mayıs ayında başlayan turizm hareketliliğinden yararlanabiliriz. Aksi takdirde bu turizm sezonunu da kaçırabiliriz” ifadesi, iki haftalığına konulan sözkonusu “önlemler”in de turizm için konulduğunu peşinen ortaya koyuyor. 

Hulâsa, “tek kişilik yönetim”in ağır ekonomik çöküntü ile enflasyonda, faiz ve dövizde olduğu gibi salgınla mücadeledeki başarısızlığı da her haliyle sırıtıyor.  

Basit siyasi ihtiraslar ve hesâplar uğruna yazık ediliyor bu ülkeye ve bu ülke insanına…

Okunma Sayısı: 1098
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Seyit Ali

    15.4.2021 13:24:42

    Türkiye salgında rekor üstüne rekor kırıyor. Maşallah kongrelerde yataydanda dikeydende dolu idi. Orada salgın teğet geçmiş çünkü orada oy oy var. Ama 1,5 m aralıklar ile dolmayan camilerde ise vebal almamak için kapanma var şükür ki merkezi sistem ezanı muhammedi var.

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı