"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

“Yargı reformu” bu mu?

Cevher İLHAN
18 Kasım 2021, Perşembe
Kaybettiği iktidarı kurtarma hesâbına “iktidar cephesi”nce yeni oyunlar sahneye sürülürken, son dönemde vahim ifşaatlarla “mafya-siyaset-medya-iş dünyası” arasındaki kirli ilişkilerin soruşturul(a)madığı bir ortamda “4. yargı paketi”nin ardından yine büyük iddialarla ortaya atılan “yeni yargı reformu paketi”nin de göz boyama ve kamuoyunu oyalamadan ibaret olduğu her haliyle sırıtıyor.

Görünen o ki parlamentonun gündemindeki “5. yargı paketi”nde de çöken ekonomide İcra ve İflas Kanunu ile bazı kanunlarda değişiklikle alacaklı ve borçlu arasındaki hassas dengenin gözetilmesi, icra satış sisteminin yenilenmesi, tâkiplerde vatandaşlara yansıyan maliyetlerin azaltılması; velâyet davalarında icra yoluyla yapılan çocuk tesliminin icra sistemi dışına çıkarılarak Çocuk Koruma Kanunu kapsamına alınması benzeri bazı düzenlemelerle kalınmış.

Keza hâkim ve savcılar için coğrafi teminatın sağlanması, hâkimlerin tayinlerine esas bölge sistemi ile yargıda belirli unvanlı görevler için asgari kıdem şartı getirilmesinden bahsediliyor. 

Ancak “tek kişilik yönetim”de yürütmenin uhdesine sokulan yargının bağımsızlığıyla tarafsızlığının bütünüyle berhava edilip hukukun “siyasetin sopası” haline getirilmesine karşı yine hiçbir tedbir yok.  

TAHRİBE DEVAM EDİLİYOR

Gerçek şu ki daha Başbakan iken “Yargıya zaten gerekenleri söyledik, gereğini yapıyor” ifşasında bulunan, “Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına saygı duymuyorum” diyen Cumhurbaşkanı’nın, “Yargıya gereken tâlimatlandırmayı yaptık” sözüyle “yargıya tâlimatlar” devam ediyor.

Bilindiği gibi daha önce iktidar partisine mensup Adalet eski bakanları, “Türkiye’de yargıya güvenin sıfırlanıp dibe vurduğu”ndan, “hukuk güvencesi”nin yok olduğundan yakınmışlardı.

En son savcıların başsavcıların emrine verilmesiyle, savcılar üzerinde idârî açıdan denetim yetkisine sahip olan başsavcılar aracılığıyla doğrudan soruşturma ve kavuşturmalara müdahaleyle hukuk resmen “siyasileştirilmiş.” 

Adalet Bakanı’nın “Bırakın adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun. Yargı konjonktüre, birilerinin dediğine bakmaz; dosyaya, vicdanına, hukuka, Anayasaya bakar” teminatına rağmen, kendisinin başkanı, yardımcısının üyesi olduğu, partili Cumhurbaşkanı’nca üyelerinin çoğunun atandığı Hâkimler ve Savcılar Kurulu üzerinden yargı “vesâyetli” hale getirilmiş. 

Cumhurbaşkanı’nın “AYM’nin kararlarına uymuyorum, yerel mahkeme kararında diretirse AYM’nin verebileceği hiçbir karar yoktur!” restiyle aleni olarak yargı kararlarının dinlenilmemesini tekrarlamasıyla Anayasanın “AYM kararları, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idâre makamlarını bağlar” hükmü bile bile çiğneniyor. Saray danışmanlarınca “AİHM kararlarının bağlayıcılığı yok” denilerek hukuk devleti esasından uzaklaşıldığı açıkça itiraf ediliyor.

BU “PAKET”İN DE İÇİ BOŞ… 

Özetle, Bediüzzaman’ın belirttiği “Hükûmetin (devletin) daireleri içinde en ziyade hürriyetini muhâfaza etmeye ve tesirât-ı hâriciyeden bütün bütün azâde (tam bağımsız), en ziyade bîtarafane (tarafsız), hissiyatsız bakmakla mükellef olan elbette mahkemedir (yargıdır)” hakikatinden tamamen uzaklaşılmış. (Tarihçe-i Hayat, 101-2)

Zira Adalet Bakanı “kesin hüküm olmadan damgalanmama, mağdurun mahremiyet ve ifşa edilmeme hakkı”ndan dem vururken, AKP iktidarında OHAL’le on binlerce vatandaşın yargısız infazla yıllardır süren tutukluluğu ve KHK’lerle yüz binlerin kamudan ihracı hukuksuzluğuyla uğradıkları ağır mağduriyetler daha da katlanıyor.    

Bu arada ayyuka çıkan belgeli yolsuzluklara, medyada deşifre edilen hırsızlık ve rüşvetlere, iktidardakilerin yakınlarına ulaşan tonlarca uyuşturucu kaçakçılığına, yandaşlara peşkeş çekilen dolar garantili ihalelerdeki hortumlamalara, göz göre göre gasba ve talana tek bir soruşturma açılmamış. 

Yine bu vetirede, “hiçbir şey olmadıysa kesin bir şeyler oldu” çarpıklığıyla İstanbul seçimlerini iptal eden, Saray’ın güdümüne alınmış Yüksek Seçim Kurulu’na, il seçim kurulları başkanlığına en kıdemli hâkim yerine iktidar partisinin “istediği” hâkimi atama yetkisinin verilmesi plânlanıyor. Kısacası, bu “paket”te de hukukun üstünlüğünü, yargının bağımsızlık ve tarafsızlığını sağlamada, hâkim ve mahkeme teminatında hiçbir netice elde edil(e)miyor. 

Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planı kapsamındaki hedefler yine havada kalıyor ve büyük iddialı “yargı reformu’ bu mu?” dedirtiyor.

Okunma Sayısı: 1506
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Ferhat ardıç

    18.11.2021 07:12:04

    Uyanık ların kendi kendine uydurduğu birtakım kanuni uygulamalar vede faydasız boş laflar hiç bir tanesi nın umurunda değil hukuk .

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı