Demokrasinin olmazsa olmazı “kuvvetler ayrılığı”nın ortadan kaldırıldığı, bağımsızlığıyla tarafsızlığı yok edilen yargıya güven”in “sıfırlandığı”, yürütmenin “tek kişide toplanması”yla Meclis’in etkisizleştirildiği, denge-denetleme mekânizmasının tahrip edildiği “tek kişilik hükûmet”te “millî irâde gasbı” gırla gidiyor.
“Asrın fon vurgunu”yla ayyuka çıkan “iktidar cephesi”ndekilerle ilgili yüzlerce “yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, irtikâp, ihaleye fesad karıştırma suç dosyası”ndan bir teki dahi soruşturmazken, “yargı sopası”yla muhalefeti itibarsızlaştırma siyasî operasyonları sürüyor.
“Kamuya iki bin lira zarar verdiği” iddiasıyla sabahın köründe evleri basılarak günlerce gözaltına alınarak aylarca tutuklulukla, uyduruk “gizli tanıklar”ın isnadları, çocukları üzerinden “tehditli itirafçılar”ın iftiralarıyla, “yargısız infaz”la peşinen “suçlu” ilân edilmeleriyle yıldırma baskısı yapılırken, milleti iki milyar dolandıran iktidara yakın dolandırıcılar” pişkinlikle ortalıkta dolaşıyor…
MUHALEFETİ “EHLİLEŞTİRİP” DAĞITMA…
Vakıa şu ki önceki seçimlerdeki gibi Cumhurbaşkanı’nın dördüncü kez adaylığı için Saray iktidarınca yeniden Anayasanın 101. maddesindeki “bir kimse en fazla iki defa cumhurbaşkanı seçilebilir” hükmünün aşılması kumpası kuruluyor.
Bunun içindir ki ağır ekonomik çöküş, sosyal çürüyüş, gelir adâletsizliği, vahim hukuk ihlâlleri vartasında “erken seçim”den kaçan iktidardakilerin tâlimatıyla Saray danışmanlarınca şimdiden 7 Mayıs 2028 tarihine tekâbül eden zamanında seçimin birkaç hafta öne alınmasıyla “Nisan’da seçim” katakullisi ortaya atılıyor.
Seçimlerin bir-iki hafta “öne çekilmesi”ne yüksünmeden “erken seçim” deniliyor. Yıllar önce “bir kişi seçildiği partisinden istifa ediyorsa milletvekilliğinden de istifa etmeli; Cumhurbaşkanı muhalefet partilerinden seçilenlere âlây-ı vâlâyla partisinin rozetini takıyor.
Bu sâikle -belediye başkanlarına dayatıldığı gibi- milletvekilleri hoyratça “ya iktidar partisine transfer olursun ya içeri atılırsın!” şantajlarıyla iktidar partisine “transfer” ediliyor. “Otoriter rejim”in ikamesi hesâbıyla oluşturulan “korku imparatorluğu”nda “havuç - sopa taktiği” uygulanıyor.
Ancak “transferler”e rağmen “öne alınmış seçim” komplosuna da “transferli ‘cumhur ittifakı” sayısının yetmemesi üzerine “siyaseti dizayn”la demokratik rekabet ortadan kaldırılıyor. Maaşlı trollerin, “görevini yapmakla görevli’ ‘yandaş’ - ‘yandaşlaştırılmış’ medya yorumcuları”nın methiyeler dizdiği” iktidardar cephesi”, muhalefeti kriminalleştirilip korkutma, sindirip susturma, ehlileştirip itibarsızlaştırmayla “kontrollü muvazaa muhalefet”e diz çöktürme peşinde.
DEMOKRATİK MUHALEFET ORTAKLAŞTIRILMALI
Bundandır ki milletin rızâsını kazanma, sandıktan çıkma ümidi kalmayan, enflasyondan katlanan faize, tarımın iflasından eğitimin ifnasına, sağlıktan sanayiden duvara toslayan dış politikaya her alandaki fiyaskoyla oy erimesini durduramayan iktidardakiler, devletin imkân ve araçlarını su-i istimalle topyekûn muhalefeti dağıtma peşinde.
Muhalefetin arasına nobranca fitne ve sokmakla bölüp parçalamak, birbirine düşürmek “siyasî mühendisliği”yle millet irâdesini tasfiye oyununu oynuyor.
“İktidardan düşmekle yargılanma” endişeli paniğiyle hakkı, hukuku, adâleti, siyasî ahlâkı, demokratik teâmülleri berhava eden antidemokratik emrivakilere, hukuksuzluğa, her türlü meşruiyet dışılığa tevessül ediyor. “Bunların yapmayacağı şey yoktur”, “ne yapsak bunlar gitmez, kimi seçsek kaparlar” algı propagandasıyla halkın yılgınlığa düşüp ümitsizleşmesiyle “toptan teslimi”, en azından sandığa gitmemesi kumpasını kuruyor.
Bunun içindir ki muhalefet, muhalefete muhalefet yapmamalı, birbirine karşı incitici olmamalı; Türkiye’yi “hibrit/melez demokrasi”den “otoriter yönetimler” arasına düşüren “tek adam rejimi”ne topyekûn demokratik dirençle mücadeleyi ortaklaştırmalı.
Tasfiye operasyonlarına karşı “birleşik demokratik muhalefeti” oluşturmalı; demokrasi, hukuk, hak ve hürriyetler ortak değerleri üzerinde işbirliği yapmalı, “ortak aday” üzerinde ittifak etmeli.
“Rey-i vahidi istibdad”a demokratik çâre budur…