"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Şehrin kalp atışı gibi - Eskişehir Esmâ-yı Hüsnâ Okumaları-5

Remzi ASILSOY
05 Kasım 2026, Perşembe
Yokuşların ardından şehir yeniden nefes almaya başlar. Porsuk Çayı karşınıza çıkar.

Şehrin iki yakasını birbirine bağlayan köprüler, suyun üzerine bırakılmış düşünceler gibidir. Bir yakadan diğerine geçerken aslında yalnızca bir köprüden geçmezsiniz; eski ile yeninin, hatıra ile bugünün, taş ile suyun arasından geçersiniz. Porsuk, Eskişehir’in ortasından akan bir sudan çok, şehrin kalp atışı gibidir. 

Suya baktığınızda gözünüz sakinleşir. Porsuk’un yüzeyindeki hafif titreşimler, insanın zihnindeki dağınık düşünceleri de yavaşlatır. Suyun kendine ait bir terbiyesi vardır: Hiçbir yere bağırmadan gider. Hiçbir şeyi zorlamadan yolunu bulur. Önüne çıkan kıvrımı kavga ederek değil, ona uyum sağlayarak aşar. Belki de bu yüzden Porsuk’a uzun uzun bakan insan, farkında olmadan sakinleşmeyi öğrenir. Su insana, düşünmenin de böyle olması gerektiğini fısıldar: Acele etmeden, taşmadan, kendini parçalamadan, fakat durmadan.

Porsuk’un üzerinde ağır ağır ilerleyen gondollar ve tekneler, şehrin bu sakinliğine başka bir zaman duygusu katar. Suya vuran ışıklar, köprülerin gölgeleri, kıyıda yürüyen insanlar, uzaktan gelen şehir sesleri ve suyun kendi sessizliği birbirine karışır. Gündüz başka, akşam başka bir Eskişehir çıkar ortaya. Güneş çekildikçe şehir sanki kendi sesini biraz daha alçaltır. 

Sonra tramvay gelir.

Tramvayın sesi, Eskişehir’in hafızasında hareket eden bir nostaljidir. Rayların üzerinde ilerleyen o düzenli ses, şehrin bugünü ile geçmişi arasında kurulmuş bir ritim gibidir. Bir bakarsınız eski bir Odunpazarı sokağının hatırasından çıkıp modern şehrin içinden geçiyorsunuz; bir bakarsınız Porsuk’un kenarında suyun sesine karışan tramvay çanını duyuyorsunuz. Şehir yürür, tramvay yürür, su akar; fakat bütün bunların içinde insana “acele etme” diyen görünmez bir ses vardır.

Tepebaşı’na doğru ilerledikçe şehir biraz daha açılır. Yeşil çoğalır. Ağaçlar, parklar, yürüyüş yolları ve çiçekler şehrin sert çizgilerini yumuşatır. Mevsimlik çiçeklerle süslenen parklar, kadifelerden sardunyalara, petunyalardan aslanağzına kadar renklerini şehrin üzerine serper. İşte burada Eskişehir insanın yalnız gözünü değil, bütün duyularını kuşatan bir şehre dönüşür.

Göz, Odunpazarı’nın renk renk evlerini; Porsuk’un üzerinde kırılan ışıkları; ağaçların yeşilini; çiçeklerin sarısını, kırmızısını, morunu görür. Kulak, tramvayın raylara vuran düzenli sesini, suyun hafif akışını, yaprakların rüzgârla birbirine dokunuşunu ve uzaktan gelen şehir uğultusunu işitir. Burun, yağmurdan sonra ıslanmış toprağın kokusunu, çiçeklerin kokusunu, eski ahşabın kendine mahsus kokusunu ve bir şehrin sokaklarında pişen yemeklerin kokusunu birbirinden ayırmaya çalışır. Dil, Eskişehir’in sıcaklığını yalnızca yiyeceklerle değil, şehrin insanında, sohbetinde ve ikramında da tadıyor gibidir. Fakat Eskişehir’in asıl güzelliği, beş duyunun ötesinde başlar.

Çünkü bazı şehirler göze güzel görünür; bazı şehirler insana iyi gelir. Eskişehir ikinci türden bir şehirdir. İnsan burada yalnızca çevresini seyretmez, kendi içini de seyretmeye başlar.

Odunpazarı’nın dar sokakları insana hafızayı öğretir. “Geçmişini unutma” der gibidir. Porsuk sabrı öğretir. “Her şey kendi zamanında akar” der.

Tramvay ritmi öğretir. “Hayat hareket hâlindedir; fakat hareket etmek, telaş etmek değildir” diye fısıldar. Çiçekler inceliği öğretir. “Güzellik, bağırmadan da kendisini gösterebilir” der.

Ağaçlar sükûneti öğretir. “Kökün sağlam olsun; rüzgâr seni savurmasın” der.

Dar sokaklar tevazuyu öğretir; geniş parklar ferahlığı. Eski evler vefayı, yeni şehir hayatı yenilenmeyi. Porsuk’un iki yakasını birbirine bağlayan köprüler ise ayrılıkların her zaman nihai olmadığını hatırlatır insana. 

— Devam edecek—   

Okunma Sayısı: 151
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı