"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Biz hâkim değil, mahkûmuz

Durmuş Ali İnci
17 Eylül 2020, Perşembe
Kızım Ayşe Nur üç yaşında doktor olma sevdasındaydı.

Bütün oyun ve oyuncakları hep tıbla ilgiliydi. Plâstik steroskopu ile kendisinden bir iki yaş küçük kardeşlerini dikkatlice muayene eder, teşhis koyar, minicik elleriyle plastik enjektörü ile iğne yapar, sakin ve tane tane öğütler verirdi. Hani derler ya Allah vermek istemediği bir şey için kişiye istemek isteği de vermezmiş. Demek ta o zamandan doktorluğu ona nasib etmek isteyen Allah, ona minicik yüreğine, ihlâsla doktorluğu istemek isteğini vermişti. O da öylesine içten, safi çocuk ruhuyla istiyordu ki kim, "kızım büyüyünce ne olacaksın?" diye sorsa "r" harflerini söyleyemeyen peltek tatlı diliyle, "doktoy olcam doktoy" derdi. Bu samimî isteyişe herkes aynı tatlılıkla Amiiin! diyerek cevap verirdi. Bu kâvli duâsını devam ettiren Ayşecik, okulların her birini birincilikle bitirip derslerine azimle çalışarak fiilî duâsını da hiç eksik etmedi.

İmam Hatip Lisesi'nden tıpa girmek imkânsız algısını da dağıttı. O çok istedi, fiilî ve kavlî duâsını eksiksiz yaptı, Allah da vermek için istediği tıbbı ona nasib etti.

İşte büyük dağın başında çok kar olurmuş. Yaş ilerleyip okul üniversite olunca engeller ve musîbetler de büyüdü çoğaldı. Orta okul sonrası girdiği fen lisesi sınavlarını kazanmış, kaydını da yaptırmıştı. Ancak başörtüsüyle okuyabilmek için imam hâtibi tercih etmiş, birincilikle mezun olup tıp fakültesine girmeyi başarmıştı. Tıp okumaya ne kadar istekliyse ona bu başarıları nasib eden, 130'un üstündeki IQ seviyesi ile üstün zekâlı yaratan Rabbine de o kadar itaatkârdı. Başörtüsü O'nun emriydi, hayatı pahasına bile olsa başında taşımalıydı.

28 Şubat günleriydi. Üniversitelere başörtüsü yasağı getirilmişti. Artık soruşturmalar başlamıştı. Bir avukat kadar mükemmel hazırladığı yazılı savunmasını teslim etmişti. Babası dayanamayarak soruşturmacı iki öğretim üyesinin odasına giderek konuşmak istemişti. Öğretim üyesinin odasına girip oturmuştu. Türbanlı kız öğrencinin sorgulamasından çıkmış, birisi bayan iki öğretim üyesiyle konuşmaya başlamıştı. Bayan öğretim üyesi ateizmi benimsemiş, bay öğretim üyesi ise Fethullahcı düşüncenin savunucusu idi. O gün PKK lideri bebek katili, binlerce kişinin ölümüne sebep olan Apo yakalanıp ülkeye getirilmişti.

Bayan ateist; -Bu Apo'yu yüz kere idam etmeli. Bu kadar insanın kanına girmiş” diye kükremişti. Sessiz, mahzun oturan baba; - Hocam bu hükmü siz mi veriyorsunuz? Apo bu insanların cesedini öldürmüş yüz kere idamı hak görüyorsun. Halbuki onların cesedi kurşunlanırken ruhu bâki kalıp şehid olmuşlardır. Peki hocam birileri var ki cesetlerini bırakıp ruhlarını mahvediyorlar. O zaman bunları ceza olarak atomlarına parçalamak gerekir!  

Bayan çığlıklar atarak odasından kaçarken, bay öğretim üyesini gösterip;

- Onun hocası buna fetva vermiş. Sen ondan iyi mi bileceksin? 

Bağırarak koridordan kaçarken diğeri de arkasından çıkıp gitmişlerdi. 

O sesler hâlâ kulağımda yankılanır, yüreğimi yakan bir kor olur.

(Devamı var)

Okunma Sayısı: 1200
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı