"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Açalım mı, kapatalım mı?

Faruk ÇAKIR
06 Nisan 2021, Salı
Yazılı belgesi olmasa da Osmanlı Devleti vaktinde Maarif Nazırlığı yapan Emrullah Efendi’nin (1859-1914) “Şu mektepler olmasaydı, ben bu maarifi ne güzel idare ederdim” dediği umumî kabul gören bir bilgidir.

Gerçi bu sözü söylediği iddia edilen başka ‘bakan’lar da vardır. Ama netice değişmez: Bir probleme kalıcı çare ve çözüm bulamayanlar kendilerince o derdin ‘sebep’lerini ortadan kaldırmak ister. Türkiye’nin eğitim meselesini halletmek kolay değil. Bu sebeple 100 yıl önce olduğu gibi 100 yıl sonra da mana ve anlayış olarak “Şu okullar olmasaydı, ben bu eğitim sistemini ne güzel idare ederdim” diyen ‘bakan’lar çıkabilir.

Son zamanlarda ‘ayak bağı’ gibi görülen kuruluşların sayısında artış var gibi görünüyor. Ekonomi sıkıntıya girdiğinde yapılan müdahaleler bakınca bazı idarecilerin “Keşke şu ekonomik kurallar olmasaydı. Ben de değerli olan başka ülkelerin parasını basabilseydim” demek anlamına gelen karar ve uygulamalara imza atıyorlar. Hatırlamak lâzım ki, 28 Şubat 1999 sürecinde de “Dolar neymiş. Alırsın yeşil boyayı, basarsın doları” gibi teklifleri dillendiren ‘süreç savunucuları’ olmuştu.

Kapatılması istenenler arasında yüksek mahkemelerin de adını geçmesi de belki buna benzetilebilir. Fakat mahkemeleri kapatmayı teklif etmenin, gündeme taşımanın ya da istemenin ‘daha iyi bir demokrasi’ yolunu açma ihtimali var mıdır?

Herkesin bildiği ve tekrar ettiği üzere mahkemelerin kararlarına itiraz edilebilir. Hatta mahkemeler değişik tarihlerde kendi kararlarını nakzeden, değiştiren ve yanlış bulan yeni kararlar da alabilir. Bunların tamamı da tartışılabilir ve zaten tartışılıyor. Fakat siyasetçi ve idarecilerin sırf kendilerinin hoşuna gitmeyen kararlar aldı diye bir mahkemenin kapatılmasını istemesi pek alışılmış bir talep olmasa gerek. Yanlış kararlar yine mahkemeler eliyle düzeltilebilir. Kararlara itiraz etmek başka, beğenmediğimiz kararları alan mahkemelerin kapanmasını talep etmek başka. Ayrıca bu taleplerin vatandaştan değil de, idareci ve siyasetçilerden gelmesi çok daha başka anlamlar taşır. 

Mahkemelerin kararlarından memnun olmayan vatandaş ne yapar? Bir üst mahkemeye müracaat eder ve ‘yanlış’ bulduğu kararın düzeltilmesini ister. Mahkemeler yürürlükteki kanunlara göre karar verdiğine göre, siyasetçiler, varsa ‘yanlış buldukları kanunları’ değiştirmekle işe başlayabilirler. 

Problemlerle başa çıkmanın yolu mahkemeleri, okulları ve benzer kuruluşları kapatmak değil; akla, fıtrata ve insaniyete uygun ‘âdil bir sistem’ kurmaktan geçer. Türkiye ve dünya gerçeklerine uygun eğitim veren okulları kim kapatmak ister? Aynı şekilde ‘âdil karar veren’ mahkemeleri kim istemez? Mahkemelerin âdil olmadığını düşünen siyasetçi ve idareciler onları kapatmak yerine ‘âdil hükümler veren’ mahkemeler haline getirmeleri gerekir.

Esasında bunun yolu da bellidir: Daha fazla hak, daha fazla hukuk, daha fazla adalet ve bunlardan müteşekkil tam işleyen bir demokrasi... Haydi, yap... Haydi yapalım...

Okunma Sayısı: 1091
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı