"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Adalete çağrı gerekmez mi?

Faruk ÇAKIR
30 Eylül 2021, Perşembe
Kıyamet alâmetlerinin tezahür ettiği günümüzde, insanların karşı karşıya kaldıkları imtihanlar da iyice zorlaşmış durumda.

Bu imtihanları kaybetmemek için duâ almak ve samimî ihlâsla Allah’a sığınmaktan başka çare yok. Çünkü herkesin kaybettiği, sadece ihlâs sırrını hayatlarında yaşayanların kazandığı ve onların da ‘büyük tehlikelerle’ karşı karşıya olduğu bir devirdeyiz.

Böyle dönemlerde herkesin imtihanı ağırlaştığı gibi, âlimlerin ve fazılların imtihanı da katmerleşir. Bazı ilahiyatçıların idarecilere hakikatleri hatırlatmak yerine sırf onları övmesi, hatalarını hiç gündeme taşımaması çok ibret verici bir hadise. Samimî ve gerçek dost, ‘acı’ları da söyleyen değil miydi? Bir kişi, ‘dost’unun omuzundaki ‘akrep’ten ‘gül’ gibi bahsedebilir mi? ‘Akrep’lerin ‘gül’ gibi sunulması en başta kendi dostlarına haksızlık değil mi? Hani, hakkı ve hakikati ne pahasına olursa olsun söylemek icap etmiyor muydu? 

Her insanın olduğu gibi Türkiye’yi idare edenlerin de hataları vardır. Ve bu hataların düzeltilmesi için ‘dost’larının onlara bunu söylemesi gerekir. Şu anda idarecilere dost olduklarını ilân edenlerin; bu hatalardan hiç bahsetmemesi gerçeği ile karşı karşıyayız. Söz alan hemen herkes idarecilerin sadece ‘iyi yaptıkları’ işlerden bahsediyor.  Bunun yanında yapılan hatalar, yanlışlar ve haksızlıklardan söz eden yok. 

2021 Türkiye’sinde idarecilere hak, hukuk ve adalet hatırlatması yapılmayan hiçbir tavsiye gerçek bir dost tavsiyesi olamaz. Yahu, en temel hakların çiğnendiği, âyetlerle teminat altına alınan ‘birisinin hatasıyla başkası mesul olmaz’ gibi konular bile ihlâl edildiğine göre bu hususta idarecilerin ikazı gerekmez mi? “Aman doğruları söylemeyelim. 

Aksi halde bu ‘doğrular’ şimdiki idarecilerin işini zorlaştırır” mealindeki beyanların hak, hukuk, adalet ve insaniyetle ilgisi olabilir mi? Tam aksine günde beş defa hak, hukuk ve adalete riayetin hatırlatılması gerekmez mi? “Adalet mülkün temeli” olduğuna göre bu temelin sarsıldığı ve sarsılmaması icap ettiği en başta söylenmeli değil mi?

Şu anki idarecilere dost olduklarını ilân edenler Türkiye’nin hukuk ve adalet sisteminde hiçbir problem görmüyorlar mı? En küçük işten, en büyük ihaleye kadar her noktada yapılan haksızlıklar nasıl görülmez?  

Yoksa, görüldüğü halde “Bunları ilân etmek idarecilerin hoşuna gitmez” diye sineye mi çekiliyor? Peki, bu sineye çekmek kimin işine yarar? Âlim ve fazıl insanların haksızlık ve hukuksuzluk karşısında susması neyin susmasını hatırlatır acaba? Olan biteni ilgi ile takip eden milyonlar, ilahiyatçıların bu suskunluğunu nasıl yorumlayacak? 

Elbette tek kabahatli olanlar ilahiyatçılar değil. Fakat neticede hak, hukuk ve adalet konularında ilk konuşması icap edenler arasında ilahiyatçılar da vardır. Tabiî ki hukukçular öncelikli olarak konuşmalı, ancak insana yapılan haksızlığın Allah nezdinde dahi affedilmediğini en başta ilahiyatçılar bilmez mi?

Kimse kusura bakmasın, ama ‘uzay’a dahi çıkılsa; adalet temin edilmedikten sonra bunun bir anlamı olmaz. İlahiyatçılar en başta bunları söylemeli ve günde beş defa adalete çağrı yapmalı vesselâm...

Okunma Sayısı: 1892
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
  • Yalçın Selimoğlu

    30.9.2021 11:35:41

    Faruk bey kardeşim hislerime tercüman oldun teşekkürler. Sözde ilahiyatcilar bunun hesabını inan veremezler. Adaletin olmadığı yerde zulüm vardır. Selam

(*)

Namaz Vakitleri

  • İmsak

  • Güneş

  • Öğle

  • İkindi

  • Akşam

  • Yatsı