"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Dünya düzeni sarsılırken

Faruk ÇAKIR
28 Haziran 2020, Pazar
Virüs salgını sonrası yaşananlar doğrudan ya da dolaylı olarak insan haklarının ihlâl edilmesine bahane ediliyor ki bunun kabul edilebilir bir yönü yok.

İnsanların en hassas olduğu sağlık meselelerini dahi istibdatlarına alet eden idareciler ancak kınanmayı hak eder.

Yaklaşık dört yıldır Birleşmiş Milletler (BM) İşkence Özel Raportörlüğü görevini yürüten Nils Melzer, bu husustaki endişelerini dile getirirken şöyle demiş: “Beni en çok dünya genelinde insan haklarında yaşanan erozyon endişelendiriyor. Bu, Çin’de Hong Kong ve Uygurlar konusunda yaşananlardan, Rusya’ya; ABD’de polis şiddetinden, ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne saldırılarına; Suriye’den Brezilya’ya dünya çapında görülüyor… Dünyada göç krizinden etkilenen bütün bölgelerde gözlenen ciddî problemler var. Dünyanın her yerinde insan hakları tasfiye ediliyor, bu konuda uzunca bir liste yapılabilir. Bu beni çok endişelendiriyor, zira günümüzün dünya düzeninin temellerini sarsıyor.” (DW, 26 Haziran 2020)

BM İşkence Özel Raportörü Melzer, başta Amerika olmak üzere “büyük devletler”in insan hakları ihlâlleri karşısında ilgisiz kalmasına da şöyle itiraz etmiş: “ABD, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Nürnberg ve Tokyo Mahkemeleri’nin kurulmasına ön ayak olmuştu. Savaş Hukuku’nun ve Uluslararası Ceza Hukuku’nun öncülerindendi. Ve şimdi bu ülkenin kendisi, delilleri bulunan ve sorgulanmaya dahi açık olmayan savaş suçlarının sonuçlarına yönelik sorumluluk almayı reddediyorsa, büyük bir sorunumuz var demektir! (...) İsrail ya da Birleşik Krallık gibi ABD’nin geleneksel müttefiklerinin de derhal aynı yöne giderek, kendi ordu mensuplarını işkence suçlarının hukukî sonuçlarına karşı korumaya almaya çalıştığına şahit oluyoruz.”

Dünyanın bütün ülkeleri virüs salgını karşısında hazırlıksız yakalandılar. Kontrol altına alınamayan bu salgın, çoğu idareci için insan haklarını kısıtlama bahanesi olmuş durumda. Salgınla mücadele yerine ‘insan hakları’ ile mücadeleyi önemseyen idareciler var. İnsanlar virüs salgınıyla ürkütülüp “Daha az insan hakkına razı olma”ya zorlanıyorlar. Bu tavrın kabul edilmesi mümkün mü? İnsan hakları engellendiğinde virüs salgını sona mı erecek? Bu meseleyi dahi müstebit anlayışlarına bahane eden idareciler tarih önünde mahkûm olmaya adaydırlar.

Bu noktada BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’ın tesbitlerini de dikkate almakta fayda var. Guterres, insanların siyasî kurumlara giderek güveninin azaldığını ve bütün bu kırılganlıklar karşısında dünya liderlerinin birlik ve dayanışma içinde olması gerektiğini hatırlatmış ve şöyle demiş: “Hiçbirimiz bundan sonra [virüs salgını] neyle karşılaşacağımızı tahmin edemeyiz, sisin ortasındayız. (...) Ortak sorunlarımızı anladığımızda, bizleri bölen sorunların aslında bizim için tehdit teşkil ettiğinin farkına vardığımızda bir uyanışın yaşanacağına inanıyorum.”

“Siyasî kurumlara giderek güvenin azaldığı” kabul gören bir tesbit olduğuna göre liderler niçin buna göre tedbir almayı düşünmez? Kurumların güven kazanması, açıklık ve şeffaflık dışında ne ile mümkün olur?

Dünya düzeninin sarsıldığı bir dönemde idarecilerin ‘kendilerini’ düşünüp insanların ‘hak’larını ihlâl etmeye devam etmesi ‘kendi ayağına kurşun sıkma’ ya da ‘bindiği dalı kesmek’ten başka neye benzetilebilir ki? Sarsılan bu düzenden netice olarak hak, hukuk ve adalet çıkmasını temenni edelim.

Okunma Sayısı: 1334
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı