Üzerinde en çok konuşulan konulardan biri de “tarlada ucuz olan sebze ya da meyvelerin markette niçin pahalı olduğu”dur. Bu mesele hakkında bilen de bilmeyen de konuştuğu için ortada çok yanlış bilgiler dolaşıp duruyor.
Türkiye’yi idare edenler ortadaki “tablo”nun asıl sorumlusunun kendileri olduğunu unutup işçileri, çiftçileri, nakliyecileri, “üç harfli market”leri ve önüne gelen başka herkesi sorumlu tutuyorlar.
Tarla ile raf arasındaki fiyat farkının olmasında elbette “aracılar”ın da sorumluluğu var, fakat bütün bu işlerin nihayet sorumlusu idarecilerdir. Diyelim ki “üç harfli market”ler bu işlerden haksız kazanç elde ediyorlar. Bu haksız kazanca mani olması icap eden de yine idareciler değil mi? İdareciler üzerlerine düşen vazifeyi yapmış olsa “aracılar” haksız kazanç elde edip fiyatları uçurabilirler mi?
İktidar ve Türkiye’yi idare edenler zor ama doğru olanı yapmak yerine “kolay ama neticesiz” adımlar atmayı tercih ediyorlar. Sebze ve meyvenin fiyatlarının artmasında marketleri suçlamak işi kolay yönü. Esas mesele, bu zinciri en baştan ele alıp sonuna kadar takip etmek olması gerekmez mi? Mesela motorinin litre fiyatı ilk defa Aralık 2021’de 10 (on) TL’yi aşmış ve bugün 100 (yüz) TL sınırına gelmiş durumda. Devletin fiyatını belirlediği akaryakıtta bu kadar artış olursa tarım ürünlerinin fiyatlarının yerinde sayması mümkün mü? Elbette akaryakıtın fiyatı uluslararası piyasada belli oluyor, ama buradan alınan vergiler de iç piyasadaki fiyatın ortaya çıkmasında önemli bir rol oynuyor. Dolayısı ile akaryakıta her gün zam yapıp, sonra da market fiyatlarındaki artışın kabahatini başkasına yüklemek olmaz.
Türkiye’yi idare edenler de bunu çok iyi bilir, ama kamuoyunun yanıltılmasına karşı sessiz kalıyorlar. Sosyal medyada yapılan yorumlara bakıldığına pahalılığın sorumlusu olarak sadece marketler ya da aracılar gösteriliyor. Pahalı üreten ya da pahalı satın alanın, aldığını ucuza satması beklenebilir mi? Baştan beri bu yanlışlar yapılıyor. Soğan ya da patatesin fiyatını düşürmek için “satış noktaları” açılmadı mı? O gün de bunun çare olmadığı biliniyordu ve nitekim öyle oldu. Ama milleti yanıltmamın bir müeyyidesi yok ki!
Şimdi de benzer operasyonlar yapılıyor. Uzmanlar, fiyatların artmaması ya da düşmesi için “üretim zinciri”nin baştan sonra ele alınması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Ucuz üretemeyen çiftçinin ucuz satması nasıl mümkün olsun? Tarlada 9 lira olan bir ürünün markette 10 lira olmasını beklemek ne derece doğru? Üreticiden alınan ürün doğrudan raflara ulaşmıyor ki. Arada çok sayıda iş ve işlem yapılıyor ve bunların hepsi fiyata yansıyor.
Yanlış bir örnek, ama dikkat çekmesi için verelim: Mesela, yaş çayın kilogramı tarlada 35 TL. Ama paketlenmiş kuru çay markette yaklaşık 400 ya da 500 TL. Bu tabloya bakıp 35 TL’lik çayı alıp 400 TL’ye satıyorlar demek doğru olur mu? Aradaki işlemleri görmezden gelip “market”leri suçlamak adil olur mu?
Unutmayalım ki sıkıntı sadece tarım sektöründe değil. İktidarın yanlış icraatları sebebiyle herkes, her yer ve her sektör sıkıntı çekiyor... Kızacaksınız, ama biz yine de söyleyelim: Marketlerde ucuzluk istiyorsanız önce “adalet” isteyiniz, isteyelim...