"Ümitvar olunuz, şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sada İslâm'ın sadası olacaktır."

Piyasalar

Rüzgâr ekmeyelim ki...

Faruk ÇAKIR
22 Ocak 2021, Cuma
Son günlerde hiddetin ve şiddetin arttığı biliniyor ve görülüyor.

Bilhassa siyasetin dili, alışık olunmadığı ölçüde sertleşmiş durumda. Gerçi siyaset âlemi ekseriyetle sert tartışmalara sahne olur, ama bu defa sözlü tartışmaların neticesinde fiilî kavgalar da yaşanıyor. Bazı siyasetçi ve gazetecileri hedef alan saldırıların, siyasetteki sert dilin neticesi olduğunu ifade edenler var.

Esasında tecrübeli büyüklerimiz “Rüzgâr eken, fırtına biçer” demiş, ama her halde bazıları bu sözleri dinlemek yerine yeniden yaşayarak tecrübe etmek istiyor.

Tabiî ki siyasetteki sert tartışmalar sadece siyaset camiasında kalmıyor. Bu tartışmalar bir şekilde ve dalga dalga toplumun her kesimine sirayet ediyor. Televizyon dizilerindeki şiddet dili, siyasetten ayrı düşünülebilir mi? Türkiye’de yaşanan hal, ekilen rüzgârların fırtınayı netice vermesinden başka bir hal değil.

Sözlü tartışma ‘kavga’ların dolaylı olarak da beslediği başka bir tehlike daha var. Bazı insanlar karşılaştıkları problemleri çözmek için silâha sarılıyor. Umut Vakfı’nın geçen yıl basına yansıyan haberlerden derlediği raporuna göre silâhlı şiddet son 5 yılda yüzde 69 nispetinde artmış. “Türkiye Silâhlı Şiddet Haritası 2020 Raporu”nu yorumlayan Uzman Psikiyatr Ayhan Akcan, şehir merkezleri ve özellikle metropollerdeki tabanca sahipliği ve suç olaylarındaki yükselişe dikkat çekmiş. Umut Vakfı’nın geçen yıl silâhlı şiddet ile ilgili basına yansıyan haberlerden derlediği rapora göre, 2020’de 3 bin 682 silâhlı şiddet olayının yüzde 85’i ateşli silâhlarla işlenmiş ve çıkan olaylarda 2 bin 40 kişi ölürken, 3 bin 688 kişi de yaralanmış. Bir daha tekrarlayalım: 2 bin ölü, neredeyse 4 bine yakın yaralı. Bu tablo karşısında, “Olur böyle vak’alar” diyebilir miyiz?

Son 5 yılda silâhlı şiddet olaylarının yüzde 69 arttığına dikkati çeken Uzman Psikiyatr Ayhan Akcan, “Olayların yüzde 58’inde tabanca, yüzde 42’sinde av tüfeği kullanıldı. Yani insanlar evde kaldığında, tabanca ile ilgili şiddet artışı daha da belirginleşti. Pandemiyle birlikte hem şiddet olaylarının sayısı hem de silâh kullanımı artmış durumda” yorumunu yapmış. (indyturk.com, 19 Ocak 2021)

Peki, bu silâhlanma sevdasına karşı çare nedir? Akcan’ın tesbiti şöyle: “Referans sistemi yok, ama olmalı! Yaşamını yitiren 2 bin 40 kişinin yüzde 90’ı bir yakını tarafından öldürülmüş. ‘Silâh alınırken eş rızası istenilsin, kadının oluru da alınsın’ diyoruz. İnternetten silâh satışı yasak, ama kargo ile teslim var! Bu da yasaklanmalı. Ayrıca sürekli denetim şart, 5 yıl sonra tazelenmemeli, denetim olmalı, zorunlu ihtar sistemi getirilmeli.”

Şiddetin yaygınlaşmasında adalet sisteminin hızlı ve âdil işleyememesinin bir etkisi var mı? Araştırma neticesinden bunu anlamak mümkün değil, ama hızlı ve âdil işleyen hukuk sisteminin mutlaka olumlu neticeleri olur. Silâha müracaat edenlerin arasında, haksızlığa uğradığı için bunu yaptığını söyleyenler yok mu?

Bakınız, silâhlı şiddetin azalması ve sona ermesi için dahi yine hızlı ve âdil işleyen bir hukuk sistemine ihtiyaç var. Bunun için hak, hukuk ve adalet taleplerini bıkmadan gündemde tutmak, milletin kalıcı menfaatleri arasında yer alır vesselâm.

Okunma Sayısı: 1437
YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan haber ve yazıların tüm hakları Yeni Asya Gazetesi'ne aittir. Hiçbir haber veya yazının tamamı, kaynak gösterilse dahi özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan haber veya yazının bir bölümü, alıntılanan haber veya yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Yorumlar

(*)

(*)

(*)

Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. İstendiğinde yasal kurumlara verilebilmesi için IP adresiniz kaydedilmektedir.
    (*)

    Namaz Vakitleri

    • İmsak

    • Güneş

    • Öğle

    • İkindi

    • Akşam

    • Yatsı